AĞUSTOS SAYISI BAYİDE!


ABONE OL

Patagonya'nın Pumaları

Elizabeth Royte

Ingo Arndt

30.11.2018

 

Patagonya'nın Pumaları

Dikenli çalılar ve keskin kayalar, ne Sarmiento adıyla tanınan puma (ortadaki), ne de 11 aylık yavruları için sorun oluşturuyor. Bir kış gününün sonunda, Şili’nin Torres del Paine Ulusal Parkı yakınlarındaki Sarmiento Gölü’nün yukarısında birbirlerine sokulmuşlar. Sürünün lideri olan dişi, birkaç nesil yetiştirmiş ve zamanının çoğunu bu kıyılarda avlanarak –ve uyuklayarak– geçiriyor.

Şili’nin büyük kedilerine yönelik koruma çalışmalarının koyun çiftçilerine ödettiği bedel büyük. Peki çözüm turizmde olabilir mi?

Hayatımda gördüğüm ilk dağ aslanı Utah’ın orta bölgelerinde, bir çam ağacının tepesine –altı metreye kadar– tırmanmış, korkuyla hırıldayan, oldukça kaslı bir hayvandı. Av köpeklerinin ağaca kadar kovaladığı hayvan, bir çiftçinin koyunlarını koruyan federal görevli tarafından vurulmuştu. O karşılaşma ne kadar kanlıysa, bu ele avuca sığmaz kedileri ikinci görüşüm de –bu kez, puma adıyla bilindikleri Şili’de– bir o kadar masalsıydı.

Güney Şili’de, Torres del Paine Ulusal Parkı’nın hemen dışında, rüzgârın dövdüğü bir bayırda, çalıların arasına gizlenmiş, turkuvaz renkli bir gölün kıyısında alt alta, üst üste yuvarlanıp koşuşturan üç sarman yavruyu izliyorum. Güçlerini, dişlerini ve sosyal statülerini sınıyorlar. Sarmiento adıyla bilinen anneleri durumu değerlendirmek için arada bir durup bakıyor: Siyah sürmeli yeşil gözleri sakin, kalın kuyruğu düşük. Dörtlü, stromatolitlerle kaplı bir yarımadaya varınca, yalnızca pumaların duyabildiği bir zil çalıyor sanki. Ve anneyle yavrular, simit görünümündeki kayalardan birinin içine kıvrılıp, kedilerin en iyi bildiği şeyi yapıyor: Uyukluyor.

Güney Alaska’dan, Şili’nin güneyine kadar görülen Puma concolor, Batı Yarıküre’de karada yaşayan memeliler arasında en geniş yayılım alanına sahip tür. Biliminsanları, Torres del Paine’de pumaların başka hiçbir yerde olmadığı kadar yoğun bulunduğu görüşünde. Bunun nedeni de büyük ölçüde, pumaların burada avlayacak bolca hayvan (guanako ve tavşan) bulması, park içinde korunuyor olmaları ve kurt gibi diğer yırtıcı memelilerle rekabet etmek zorunda olmamaları.


Gölü çalkalayan sert rüzgârlara aldırış etmeyen Sarmiento, stromatolit adıyla bilinen kireçtaşı oluşumlarının üzerinde yavrularıyla boğuşmaktan keyif alıyor gibi görünüyor –zaten oyunu başlatan da kendisi. Güneşte ısınan kayalar onları sıcak tutuyor; kıyıdaki sayısız mağara ve simit biçimli kaya da bu kediler için mükemmel birer saklanma alanı oluşturuyor. Aslında buradaki pumalar için yegâne tehlike, insanlar.

Besin zincirinin tepesindeki bu yırtıcıyı yabanda görmek üzere yola çıkan her insan için granit zirveleri, çayırlıkları, kutup altı ormanları ve rüzgârla çalkalanan gölleriyle öne çıkan ve 200 bin hektardan büyük bir alana yayılan Torres del Paine gidilmesi gereken yer. Burada manzara alabildiğine açık ve pumaların birçoğu turizmin patlama yapmasından bu yana insanlara alışmış.

Rehberim Jorge Cardenas’la birlikte, daha çok puma görme arzusuyla guanakoların –pumaların ava çıktıklarını ele veren– tiz sesli haykırışlarına kulak kesilerek, günlerce bu yırtıcıların izini sürüyoruz. Pumaları bir hayvanı öldürürken hiç görmüyoruz bu süreçte; ama sonra, Panthera koruma grubunun düzenlediği toplantıda, bölgede artan puma popülasyonunun yaratabileceği yıkıma dair net bir fikir ediniyorum. Cerro Castillo köyündeki bir otelde yapılan toplantıya hükümet yetkilileri, biyologlar, tur rehberleri ve çiftçiler gelmiş.


Sarmiento, bir saat çalıların ardında bekledikten ve yarım saat boyunca da zorlu arazide onu yüz metre kadar takip ettikten sonra bir guanakonun üzerine atılıyor. Yetişkin ve güçlü erkek guanako, sağa sola sıçrayarak keskin pençeli düşmanından kaçmaya çalışıyor.

Torres Del Paine’nin güneydoğusunda büyük bir çiftliği işleten, ikinci kuşak koyun çiftçisi Arturo Kroeger Vidal, endişelerini dile getirmek için pek yapmadığı bir şey yapıp, işine bir gün ara vermiş. “Bu ayın başlarında 400 koyun satmıştım,” diyor. “Satıştan beş gün sonra elimde alıcıya verecek 370 koyun kalmıştı. Pumanın biri 30 hayvanı bir gecede götürmüş.” Diğer çiftçiler de onu anladıklarını söylercesine başlarını sallıyor.

Kroeger gibi –at binen, silah taşıyan ve av köpekleriyle gezen– adamlar, bir asırdan uzun süredir bölgenin puma popülasyonunu kontrol altında tutmuş. Ama Şili hükümeti 1970’lerde Torres del Paine Parkı’nı kurduğunda puma ve guanako avı yasaklanmış. Her ikisinin de sayıları önemli ölçüde artmış ve hem yırtıcı olan pumalar, hem de avladıkları guanakolar yiyecek arayışıyla parkın dışına, yani özel mülkiyetteki çiftlik arazilerine çıkmaya başlamış. “Parkın kurulması çiftçiler için çok kötü oldu,” diyor Kroeger. Çünkü parktan ayrılan bazı pumalar koyunlara saldırmaya başlamış. Çiftçiler parkın açıldığı dönemden bu yana pumaların 30 bin kadar koyunu mideye indirdiğini tahmin ediyor ve bu, yün ve et gelirlerinde de önemli bir kayıp anlamına geliyor.


Sarmiento’nun dört yaşındaki oğlu Charqueado (soldaki), gün boyu kur yaptığı dişiyi dişlerini gösterip, hırıltılar çıkararak takip ediyor. Fotoğrafçı Arndt’ın söylediğine göre, bir saat civarı bir sürede beş kez çiftleşmişler, üstelik de görece uluorta bir yerde. Çift, daha sonra güvenli bir yere çekileceğine, Torres del Paine Ulusal Parkı yakınlarındaki özel bir çiftlik arazisinde bulunan bu manzaralı kayalığın tepesine çıkmış.

Rehberler ve bazı deneyimli park bekçilerinin, parkın içindeki pumalara ilişkin verdikleri sayılar 50 ile 100 arasında. Park dışındaysa henüz net bir sayım yapılmamış ve çiftçiler her yıl toplam yüz kadar puma öldürdüklerini iddia ediyor. Oteldeki toplantıda Victor Manuel Sharp, “Bizim geçim kaynağımız çiftçilik,” diyor. “Ne yapacağız?”

Seçeneklerden biri, koyundan vazgeçip pumaların uğraşamayacağı kadar büyük olan sığıra yönelmek. Ama koyun çobanlığı burada bir gelenek; ayrıca herkesin büyükbaş hayvanlara uygun otlağı da yok. Çiftçi ve köpek yetiştiricisi Jose Antonio Kusanovic, köpek eğitmeye başlamadan önce puma avlıyormuş. Diğer bir seçeneğin de koyunları korumaları için köpeklerden yararlanmak olduğunu söylüyor Kusanovic. Ama çiftçiler, gidip bir leonero –aslan avcısı– tutmanın çok daha ucuz olduğu görüşünde.

Ekoturizm işleri yapan Charles Munn söz alıyor. “Brezilya’nın Pantanal bölgesinde jaguar turizminden bir sektör yarattım. Bu pumalar size çok para kazandırabilir.”

Çiftçiler bir yandan arazilerinde puma arayışına çıkan turistlerden ücret alırken, bir yandan da puma öldürmeye devam edemeyeceklerinin farkındalar. (Şili hükümeti, çiftçilerin bir pumanın koyunlarından birini öldürdüğünü kanıtlaması hâlinde onu öldürmesine izin veriyor. Ama çoğu çiftçi izin için uğraşmıyor bile.)

Devamını National Geographic Türkiye’nin Aralık 2018 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA