ARALIK SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Efsane Jane

Tony Gerber

Hugo van Lawick

27.9.2017

Efsane Jane

National Geographic’in dikkatini çeken erken dönem keşifler kameraların olmadığı bir ortamda gerçekleşmişti. Jane Goodall fotoğrafının çekilmesinden hoşlanmasa da çalışmasına destek sağlamak için bunu kabul edecekti.

Başlangıçta deneyimsiz bir biliminsanıydı ve şempanzeler üzerine yaptığı öncül araştırmalar sonucunda büyük ün kazandı. Yakın dönemlerde ortaya çıkarılan görseller, bu işi nasıl başardığına, yaptığı fedakârlıklara ve âşık olduğu fotoğrafçıya ışık tutuyor.

“Bu öyküyü daha önce duyduysanız beni affedin.”

Böyle demişti Jane Goodall, 2015’te verdiği bir konferansta kendisini dinleyenlere.

“Ama bazen,” diye eklemişti: “Öyküleri yeniden dinlemek iyidir.” Birçok kez yazıldığı, yayınlandığı ve değişik biçimlerde dünyaya duyurulduğu için, Goodall’ın öyküsü birçok kişi tarafından az çok biliniyor: Genç bir İngiliz kadın Afrika’da şempanzeleri araştırır ve primat biliminde bir devrime öncülük eder. Peki ama, tüm bunlar nasıl oldu? Hayvanları seven ancak araştırma konusunda resmi eğitimi olmayan bir kadın, erkek egemen bilim ve basın dünyasında kendine yer açarak alanında çok önemli keşiflere ulaşmanın yolunu nasıl buldu? Ve nasıl oldu da korumacılık hareketinin dünyaca ünlü yüzlerinden biri haline geldi? Bu makale işte bu öyküyü anlatıyor.

Jane, yapımcılığı National Geographic tarafından üstlenilen ve 1965’te gösterime giren Jane Goodall Yabanıl Şempanzeler Arasında adlı film sayesinde şöhrete ulaştı. Yıllardır filmi izlememiş. Tam şu anda, bir arkadaşımın Batı Londra’daki evinde, dizüstü bilgisayarında onun için oynatıyorum. Bu yıl 83 yaşına giren primatolog, 28 yaşındaki hâlini inceliyor.

“Düşünüyorum da, tekrar o yaşa dönebilmek ne kadar güzel olurdu,” derken gülümsüyor. Ekranda izlediğimiz genç Jane, günümüzde Tanzanya sınırları içinde yer alan Gombe Stream Koruma Alanı’ndaki ormanda yürüyor. Ayağında bileklikli keten spor ayakkabılar, üzerinde haki bir şort var ve sarı saçlarını, artık kendisiyle özdeşleşmiş hâle gelen atkuyruğu şeklinde toplamış. Görünüşte saha araştırması yapıyor. “Ama gerçekte,” diye açıklıyor Jane, “fotoğrafçı Hugo van Lawick’in filme alması için” Gombe’deki ilk altı ayda başından geçenleri yeniden canlandırıyor. Henüz kameralar tarafından izlenmediği o ilk aylar değerli bir yalnızlık ve keşif dönemi olmuş onun için. Daha sonra ise yaşamının ayrılmaz bir parçası hâline gelmişler.


POZ ÇEKİM 2015’te depoda bulunan film makaralarından alınan bu kareler, 1960’ların başında sinematograf Hugo van Lawick tarafından, günümüzde Tanzanya sınırları içinde yer alan Gombe Stream Koruma Alanı’nda çekilmişti. Hugo, National Geographic tarafından şempanze davranışlarını belgelemek, arada da Jane’in şempanzelerle oynaması ve hatta derede saçını yıkaması gibi “ilgi çekici” görüntüleri fotoğraflamak üzere görevlendirilmişti. Hugo ve Jane bu tür anlamsız sahneleri sevmeseler de, National Geographic Society’den Jane’in araştırmasına sağlanan maddi desteğin kesilmemesi için bu isteklere boyun eğdiler.

National Geographic yöneticilerinin Hugo’ya hangi pozların çekileceğini özellikle belirttiklerini anımsıyor Jane: “Bir liste vermişlerdi elimize: Jane kayıkta, Jane dürbünüyle bakarken, Jane haritayı incelerken.” Jane Goodall Yabanıl Şempanzeler Arasında, 22 Aralık 1965’te CBS’de yayınlandığında, tahmini olarak 25 milyon Kuzey Amerikalı tarafından izlenmişti. Ki bu, o zaman olduğu gibi günümüz için de çok büyük bir izleyici kitlesiydi.

Film, Jane’e uluslararası ün kazandırdı ve primatoloji dalında efsaneye dönüşen meslek yaşamını başlattı. National Geographic, Jane’de, doğal bir film seti ortamında ekrana yakışan bir araştırmacı ve öykü anlatıcısı bulmuştu: Hoş bir beyaz kadın Afrika ormanlarında bilimsel araştırma yapıyordu. Ve bu, kadınların bilim dünyasında kariyer peşinde koşmalarının normalde teşvik görmediği o tarihlerde çok etkileyici bir konuydu.

O günlerden bu yana Jane, Cambridge Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı, onlarca kitap yazdı, yeni kuşak biliminsanlarına yol göstericilik yaptı, gelişmekte olan ülkelerde korumacılığı teşvik etti ve şempanzeler için birden fazla koruma alanı oluşturdu. Jane Goodall Enstitüsü’nün Roots & Shoots programı, bugün yaklaşık 100 ülkede, gençleri korumacılık alanının liderleri olarak yetiştiriyor. Ayrıca Jane, lobicilik yapmak, okulları ziyaret etmek ve konferanslar vermek için yılda 300 gün seyahat etmeye devam ediyor.

Bugüne dek 40’tan fazla filme konu oldu, sayılamayacak kadar çok kez televizyona çıktı. Şimdilerde de National Geographic Belgesel Filmleri’nin gösterime soktuğu yaşamı ve çalışmalarına dair bir filmin konusu. JANE adlı iki saatlik yapım, daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış görüntüler eşliğinde kendisini şempanzelere adamasıyla ünlenen bir bilimkadınının derinlikli portresini çiziyor.

Hugo, Jane’in keşiflerini belgelemek üzere 1962 yılında Gombe’ye ilk gidişinde, binlerce fotoğraf karesi ve 65 saatlik –16mm– film çekmişti. Bu çalışmanın sadece küçük bir bölümü 1965’teki televizyon filminde ve National Geographic dergisinde yer buldu. Editörlerin kullanmadığı karelerle, kusurlu kimi çekimler kutulara doldurularak depoya koyuldu ve süreç içinde unutuldu. Ve sonra, 2015 yılında, tüm bu kayıtlar Pennsylvania kırsalındaki bir yeraltı deposunda bulundu. Bu değerli film ruloları nadir bir potansiyele sahipti: Jane’e farklı bir perspektiften bakış olanağı veriyordu. Filmde, bazı çekimlerin sonunda Jane ciddi kişiliğini bir yana bırakıyor ve doğrudan objektife –yönetmeni Hugo’ya– bakıyor. Böylesi birkaç anda, kameranın ardındaki adama duyulan aşkın heyecanını görebiliyoruz.

Hugo van Lawick

Fotoğrafta Gombe’deki bir ağaçtan sarktığı sırada purosunun keyfini çıkarırken görülen Hugo, mükemmeliyetçiliğiyle Jane’i deli ediyordu. Eğer ışık ve pozlama ayarı doğru değilse en sıradışı şempanze davranışını dahi çekmeyi reddediyordu. Her zaman yaratıcı olan Hugo, ışığı şempanzelerin yüzüne daha iyi yansıtması için Gombe’deki beslenme noktasının zeminine kum dökmüştü. Jane de sonunda, şempanzelerin davranışlarını her tür ışıkta kaydedebilmek için Süper 8mm kamera almıştı.

Hugo van Lawick

David Grisakal adını taktığı şempanze, kampta onu ziyaret edip Jane’in kendine dokunmasına izin veren ilk şempanzeydi. David süreç içinde arkadaşlarını da, muz ve kumaş parçası aramak için yanında getirmişti. Şempanzelerin, emmeyi sevdikleri bulaşık bezlerine ve mutfak önlüklerine zaafı vardı. Fotoğrafta David, bir malzeme kutusunun içindekileri elden geçiriyor.

Hugo van Lawick

Jane’in Gombe’ye gelmesinden sonra doğan ilk bebek Flint oldu. Onun sayesinde Jane, bir şempanzenin gelişimini izleme olanağı yakaladı ve günümüzde doğada yaşayan şempanzeler söz konusu olduğunda doğru olarak kabul edilmeyen bir yaklaşımla, onunla fiziksel temas kurdu.

Hugo van Lawick

National Geographic ile Washington’daki iş görüşmesine gittiğinde Hugo’nun eline bir fotoğraf makinesi verilmiş ve deneme amacıyla kentte birkaç poz çekmesi istenmişti. “Ben insan değil, hayvan çekiyorum,” diye yanıt vermiş, editörler ısrar edince de, Ulusal Hayvanat Bahçesi’ne gönderilmişti. Editörlerin orada çektiği bir pelikan fotoğrafınıözellikle çok beğenmesi sayesinde Gombe’deki çalışma için onay almıştı.

Hugo van Lawick

Hugo film kullanadursun, Jane şempanzelerin görüntülerini kağıt ve kalemle kaydediyordu.

Bir bütün olarak bu değerli kaynak, önemli bir dönemde Jane’e yakından bir bakış sunuyordu: Afrika’yı sadece Tarzan filmlerinden ve Dr. Dolittle kitaplarından tanıyan genç bir kadının hayalini kurduğu dünyaya giriş olanağı elde ettiği ve deneyimsiz bir bilimkadınının insanın yaşayan en yakın akrabaları hakkında yılların önyargılarını çürüten keşifler yaptığı bir dönemdi bu.

Gombe’de her tür doğal afete; sıtmaya, parazitlere, yılanlara, fırtınalara karşı koydu Jane. Dış dünyayla ilişkilerinde karşılaştığı sorunlar ise kurnaz bir strateji ve ince diplomasi gerektiriyordu. Jane’in felsefesi hep aynıydı: Eğer çalışmasını sürdürmesini sağlayacaksa, kendisine tepeden bakılmasına dayanır, isteklere boyun eğer, aptallıklara tolerans gösterir ve her türlü fedakârlığı yapardı.

Valerie Jane Morris-Goodall, İngiltere’de geçen çocukluğundan itibaren hayvanlara duyduğu derin sevgiyi ve Afrika’da onlar arasında çalışma isteğini dile getirmişti. Ailesinin onu üniversiteye gönderecek maddi gücü olmadığı için sekreterlik okuluna gitmiş; önce Oxford’da iş bulmuş, sonra Londra’da belgesel film çeken bir şirkette çalışmıştı. 1956 yazında ailesinin yanına dönmüş, deniz yoluyla Kenya’ya gitmek için para biriktirmek amacıyla garsonluk yapmıştı.

Nairobi’ye vardığında, büyük bir cesaret gösterecek, insanın kökeni üzerine öncü araştırmaları sırasında büyük maymunlara gittikçe daha çok ilgi duyan paleoantropolog Louis S. B. Leakey’den randevu alacaktı. Sekreter olarak onu hemen işe alan Leakey, onda bir biliminsanı potansiyeli olduğunu sezmişti. Jane’in Tanzanya’da şempanzeler üzerine alan çalışması yapabilmesi için fon topladığı sırada, primatları incelemesini sağladı... Ve ilk buluşmalarının üzerinden sadece birkaç ay geçtiğinde Jane’e, kendisine âşık olduğunu itiraf etti.

Jane, mektuplarında, kendisinden 30 yaş büyük ve evli olan Leakey’nin bu teklifinden “dehşete” düştüğünü yazmış, Jane’in duygularına karşılık veremeyeceğini açık bir dille ifade etmesinin üzerinden aylar geçmesine rağmen Leakey yine de ona aşk mektupları göndermeye devam etmişti.

Leakey ailesi üzerine bir kitap yazan Virginia Morell’le yıllar sonra yaptığı bir söyleşide Jane, “En çok korktuğum şey, onu reddetmemin şempanzeler üzerine yaptığım araştırmayı etkilemesiydi,” demişti. Ama Leakey desteğini hiçbir zaman çekmedi. Ve Jane 1960 yazında altı aylık alan çalışmasına yetecek bir fon sayesinde Tanganyika Gölü’nün sahili yakınlarında, Gombe Stream Koruma Alanı’nda kamp kurmaya girişti. Hükümet yetkilileri bir kadının park arazisinde yalnız yaşamasına izin vermeyeceklerini bildirince, annesi Vanne Morris–Goodall da kızına göz kulak olmak için gelmişti.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Ekim 2017 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Hugo van Lawick

Fotoğrafta Gombe’deki bir ağaçtan sarktığı sırada purosunun keyfini çıkarırken görülen Hugo, mükemmeliyetçiliğiyle Jane’i deli ediyordu. Eğer ışık ve pozlama ayarı doğru değilse en sıradışı şempanze davranışını dahi çekmeyi reddediyordu. Her zaman yaratıcı olan Hugo, ışığı şempanzelerin yüzüne daha iyi yansıtması için Gombe’deki beslenme noktasının zeminine kum dökmüştü. Jane de sonunda, şempanzelerin davranışlarını her tür ışıkta kaydedebilmek için Süper 8mm kamera almıştı.

Hugo van Lawick

David Grisakal adını taktığı şempanze, kampta onu ziyaret edip Jane’in kendine dokunmasına izin veren ilk şempanzeydi. David süreç içinde arkadaşlarını da, muz ve kumaş parçası aramak için yanında getirmişti. Şempanzelerin, emmeyi sevdikleri bulaşık bezlerine ve mutfak önlüklerine zaafı vardı. Fotoğrafta David, bir malzeme kutusunun içindekileri elden geçiriyor.

Hugo van Lawick

Jane’in Gombe’ye gelmesinden sonra doğan ilk bebek Flint oldu. Onun sayesinde Jane, bir şempanzenin gelişimini izleme olanağı yakaladı ve günümüzde doğada yaşayan şempanzeler söz konusu olduğunda doğru olarak kabul edilmeyen bir yaklaşımla, onunla fiziksel temas kurdu.

Hugo van Lawick

National Geographic ile Washington’daki iş görüşmesine gittiğinde Hugo’nun eline bir fotoğraf makinesi verilmiş ve deneme amacıyla kentte birkaç poz çekmesi istenmişti. “Ben insan değil, hayvan çekiyorum,” diye yanıt vermiş, editörler ısrar edince de, Ulusal Hayvanat Bahçesi’ne gönderilmişti. Editörlerin orada çektiği bir pelikan fotoğrafınıözellikle çok beğenmesi sayesinde Gombe’deki çalışma için onay almıştı.

Hugo van Lawick

Hugo film kullanadursun, Jane şempanzelerin görüntülerini kağıt ve kalemle kaydediyordu.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA