KASIM SAYISI BAYİDE!


ABONE OL

Yok Oluş

Elizabeth Kolbert

Joel Sartore

25.9.2019

 

Yok Oluş

Güney Çin kaplanı, Panthera tigris amoyensis on yılı aşkın süredir doğada görülmedi. Hayvanat bahçelerinin esaret altında yetiştirme programlarında 200’den az birey var. Çinlilerin bu bireylerden bazılarını doğaya döndürme planlarının başarısız olması hâlinde, soyu tükenen dördüncü kaplan alttürü hâline gelebilir. [Yüksek Tehlike Altında, olasılıkla Doğal Ortamında Tükenmiş]

Hayvanların soyu tükendiğinde yitirdiklerimiz.

Biz olağan bir zamanda yaşıyor olsaydık eğer (burada zaman kelimesinden, uzun ve telaşsız akıp giden bir jeolojik çağ kesiti anlaşılmalı) bir türün yok olmasına tanıklık etmemiz neredeyse olanaksız olurdu. Böylesi bir olay bir insanın yaşam süresinde tanıklığına izin vermeyecek kadar nadir yaşanırdı çünkü. En etraflıca incelenmiş hayvan türü olan memelilerin fosil kayıtlarına göre, insanların tabloya dahil olması öncesinde süregelen “evvelki” tükeniş oranı o kadar düşüktü ki, bin yıllık bir dönemde olsa olsa bir tür yok olabilirdi.

Ama tabii ki biz olağan bir zamanda yaşıyor değiliz. Baktığımız her yerde, göz açıp kapayana kadar bir tür yok olup gidiyor. Yalnızca son on yılda iki memeli türünün (Christmas Adası cüce yarasası ve Baramaki pullu kemesi) soyu tükendi. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) 200’ü aşkın memeli türü ve alttürünü yüksek tehlike altında olarak listelendiriyor. Günümüzdeki tükenme oranları geçmiştekinin yüzlerce –belki de binlerce– katı. O kadar yüksek ki, uzmanlar kitlesel bir yok oluşun eşiğinde olduğumuzu düşünüyor.

Yaklaşık 66 milyon yıl önce dinozorların kökünü kurutan son kitlesel yok oluş bir asteroit darbesinin ardından gerçekleşti. Bugünkü yok oluşun nedeni ise daha karmaşık görünüyor. Ormansızlaştırma, yasadışı avlanma, yeni patojenlerin yayılması, iklim değişikliği, sürdürülebilirlikten uzak balıkçılık ve okyanuslarda asitlenme gibi etmenlerin tümü gidişata katkıda bulunuyor.

Ancak bu sayılanların tümünün izini sürdüğümüzde kendimizi hep aynı faille karşı karşıya buluyoruz. Büyük doğabilimci E.O. Wilson, insanın “gezegenimizdeki canlı yaşam tarihinde jeofiziksel güç hâline gelen ilk tür” olduğunu söylüyor. Ve birçok uzman yeni bir jeolojik çağa girdiğimiz gerçeği üzerinde tartışıyor –Antroposen, ya da insan çağı. Yani diğer bir deyişle bu defaki asteroit, biziz.


ABD’nin en küçük yerli ağaçötleğenlerinden biri olan Bachman ağaçötleğeni Güneydoğu ABD’deki yaşam alanı ve Küba’daki kışlama alanında kentleşme nedeniyle yaşanan habitat kaybı paralelinde çoktan tükenmiş olabilir. En son canlı birey 1988’de görüldü.

Bir hayvan türünün soyu tükendiğinde biz neler kaybediyoruz?

Maymun ya da karınca fark etmeksizin, herhangi bir tür üzerinde düşünmenin yollarından biri özellikle şu bilmeceye yanıt aramaktan geçiyor: Dünya gezegeninde nasıl yaşanır? Türlerin genomuna bir çeşit kullanım kılavuzu diyebiliriz; tür yok olduğunda kılavuz da yok oluyor. Bu anlamda biz bir kütüphaneyi yağmalıyor gibiyiz –yaşam kütüphanesini. Wilson bu çağa Antroposen yerine Eromozoyik (Yalnızlık Çağı) adını veriyor.

Joel Sartore, Photo Ark başlıklı projesi için 13 yıldır hayvanları fotoğraflıyor. Örneklerin çoğu, hayvanat bahçeleri ya da özel üretim tesislerinde yaşayan ve türlerinin son bireyleri arasında olan hayvanlar –bu gruba katılanların sayısı giderek artıyor. Hatta bazıları da hayatta kalan son bireyler.

Toughie olarak adlandırılan Panama saçaklı ağaç kurbağası, Orta Panama’da, Atlanta Botanik Bahçesi’nde yaşıyordu. Bir mantar hastalığı özgün habitatını kasıp kavurduğunda ve yürütülen esaret altında yetiştirme programı başarısız olduğunda, türünün bilinen son bireyi hâline geldi. Toughie 2016 yılında öldü ve Panama saçaklı ağaç kurbağası da artık büyük olasılıkla yok olmuş türler arasında yerini aldı.

Cochabamba’da (Bolivya) bir doğa tarihi müzesinde yaşayan Romeo adlı Yurujare buruşuk kurbağasının da aynı şekilde türünün hayatta kalan son bireyi olduğu düşünülüyordu. Biliminsanları bir arkadaşlık sitesinde onun için profil oluşturdu. Bu profil bir bağış sayfasına yönlendirildi ve türün bir zamanlar bolca bulunduğu Doğu Andlar’da başlatılacak keşifler için 25 bin dolar bağış toplandı.

Ve bu arayış şaşırtıcı bir şekilde, ikisi erkek üçü dişi, toplam beş Yurujare buruşuk kurbağasının bulunmasını sağladı. Bireylerin hepsi Cochabamba’ya götürüldü; Romeo’yla çiftleşebilecek erginliğe ulaşmış olan dişiye Juliet adı verildi. Julliet’in münasip bir anne adayı olup türünü devam ettirip ettiremeyeceğini henüz kimse bilmiyor.

Joel Sartore

Brezilya’da yaşayan yetersiz beslenmiş bu genç yünlü maymun bir evcil hayvan olarak büyümüş. Yakalandığı sırada annesi olasılıkla öldürülmüştü. Çevre polisi tarafından kurtarılarak tedavi edildi ama yaşamının geri kalanını esaret altında geçirmek zorunda kalacak. [Boz yünlü maymun, Lagothrix cana; Tehlikede]

Joel Sartore

Kitrid mantarından etkilenmiş olan bu Ekvador yerlisi tür de tarım ve kentleşme nedeniyle habitat kaybediyor. Geçtiğimiz on yıl içinde nüfusunda yüzde 80’in üzerinde düşüş gözlendi. [Andersson’ın bodurayaklı karakurbağası, Atelopus palmatus; Yüksek Tehlike Altında]

Joel Sartore

Doğu Andlar’da; Ekvador, Peru ve Bolivya sınırlarında yaşayan ve ender görülen bu ağaç kurbağası mantara karşı daha dayanıklı, çünkü yumurtalarını su kenarına bırakmıyor. Dişiler yumurtalarını sırtlarındaki kesede taşıyor. [Espada’nın keseli kurbağası, Gastrotheca testudinea; Tehlikede Olmayan]

Joel Sartore

Yaşam alanı bölünmesinin yanı sıra tarım ve yangınlar nedeniyle yaşanan kayıplar Ekvador’a özgü bu dağ kurbağasını özellikle etkiledi. [Gümüş keseli kurbağa, Gastrotheca plumbea; Hassas]

Joel Sartore

Romeo adıyla anılan bu kurbağanın 10 yıl boyunca türünün son örneği olduğu düşünüldü. Ancak biliminsanları 2018 yılında Bolivya’da yapılan bir keşif gezisi sırasında, aralarında Romeo için potansiyel üç eşin de bulunduğu beş birey daha yakalamayı başardı. [Yurujare buruşuk kurbağası, Telmatobius yuracare; Hassas]

Joel Sartore

Kitrid mantarı türü neredeyse tamamen yok etmiş olsa da, araştırmacılar Panama ormanlarında hâlâ seslerinin duyulduğunu rapor ediyor. [Tabasara kurbağası, Craugastor tabasarae; Yüksek Tehlike Altında]

Joel Sartore

Yeni Kaledonya’nın yerlisi olan bu uçamayan kuş türü de birçok ada türü gibi 1700’lü yıllarda Avrupalı yerleşimciler ve beraberlerindeki hayvanların gelişinden ciddi ölçüde etkilendi. Kabaca tavuk büyüklüğünde olan kagu, bölge yerlisi olmayan domuz, kedi ve köpeklere yem olmaya devam ediyor. Kuşlar yere yuva yapıyor ve kemeler onların yavrularını yiyor. Yakın tarihli nüfus tahminleri, günümüzde binden az sayıda kagu olduğu yönünde. Yine de uzmanlar gelecekten umutlu: onlarca yıldır süregelen başarılı esaret altında yetiştirme programları kuşların tekrar doğaya salınmasıyla sonuçlandı ve avcı kontrolü bazı popülasyonların sayıca artmasını sağladı. [Kagu, Rhynochetos jubatus; Tehlikede]

Joel Sartore

Ala ceylanın bir alttürü olan Mohor ala ceylanı bir zamanlar Batı Sahra boyunca yaygın olarak görülüyordu. Şimdilerde ise Mali, Çad ve Nijer’in toplamında 300’den az ala ceylan bulunuyor. Yaşam alanları besi hayvanlarının otlaklarıyla bölünmüş durumda ve avlanma tehlikesi altındalar. Esaret altında yetiştirilen bireyleri doğaya bırakma çalışmaları her zaman başarıyla sonuçlanmıyor. [Mohor ala ceylanı, Nanger dama mhorr; Yüksek Tehlike Altında]

Joel Sartore

Florida ile güney ve doğudaki adalara özgü bu kelebeğin 1900’lerin ortalarında yok olduğu düşünülüyordu. Şimdilerde ise ona konakçılık yapan zamya adlı palmiye benzeri bitki, süs bahçelerinde yaygınlaşmaya başladı ve kelebeğin nüfusu tekrar artışa geçti. [Atala kelebeği, Eumaeus atala; Değerlendirme Yapılmamış]

Joel Sartore

Bazı göçmen krallar yaşam döngüleri için Meksika, ABD ve Kanada’daki habitatlara bel bağlıyor, bu da koruma çabalarının uluslararası işbirliği gerektirdiği anlamına geliyor. Larvalarının yediği ipekotu endüstriyel tarım ve kentsel gelişim kurbanı olurken, Meksika’daki yasadışı ağaç kesimleri de kelebeklerin kışlık alanlarını tehdit ediyor. [Kral kelebeği, Danaus plexippus; Değerlendirme Yapılmamış]

Joel Sartore

Florida yerlisi Schaus’un kırlangıçkuyruğunun nüfusu, habitat kaybı nedeniyle 2012’de dört bireye kadar düşmüştü. Koruma çalışmaları bu sayıyı bine kadar çıkardı; süregelen tehditler arasında kasırgalar, böcek ilaçları ve iklim değişikliği var. [Schaus’un kırlangıçkuyruğu, Heraclides aristodemus ponceanus; Değerlendirme Yapılmamış]

Joel Sartore

Henüz IUCN kırmızı listesinde olmamasına rağmen bu büyük kelebek Malezya’daki koruma çabalarının odağında. Yetkililer tırtıl ve larvalarının beslendiği ender bitkinin koruma altında yetiştirilmesi üzerine programlar yürütüyor. [Malay ağaç perisi, Idea lynceus; Değerlendirme Yapılmamış]

Joel Sartore

20. yüzyıl başlarında Asya’da dolaşan fil sayısı olasılıkla 100 bin civarındaydı. O tarihlerden bu yana popülasyonları hemen hemen yarıya düştü. Yalnızca dişleri için değil, aynı zamanda et ve derileri için –ve bazen de ekinlere verdikleri zarara misilleme olarak– öldürülüyorlar. [Asya fili, Elephas maximus; Tehlikede]

Joel Sartore

Dişilerinin yılın yalnızca tek bir gününde doğurgan olabilmesi, parçalanmış popülasyonlarını yeniden diriltme olanaklarını fazlasıyla sınırlıyor. [Taçlı sifaka, Propithecus diadema, Yüksek Tehlike Altında]

Joel Sartore

Ender görülse de –2,5 kilogramlık ağırlığıyla dünyanın en büyük gececil primatı olan– bu lemura hâlâ ada boyunca rastlanabiliyor. Fakat ay–ayların uğursuz olduğuna inanılıyor ve genellikle görüldükleri yerde öldürülüyorlar. [Ay–ay, Daubentonia madagascariensis; Tehlikede]

Joel Sartore

Esmer lemur popülasyonu 1995 yılından bu yana dörtte bir oranında azaldı ve ormansızlaştırma ile avcılık nedeniyle azalmanın gelecekte de süreceği öngörüsü yapılıyor. [Esmer lemur, Eulemur fulvus; Tehlike Sınırında]

Panama saçaklı ağaç kurbağası güzel miydi? Doğada soyunun tükendiği düşünülen Spix makavının ya da tehlike altındaki Gee’nin altın langurunun gösterişli güzelliğine sahip değildi belki. Ama ifadeli kahverengi gözleri ve ince uzun kol ve bacaklarıyla kendine özgü bir çekiciliği vardı. Sartore büyük ya da küçük, yakışıklı ya da gösterişsiz tüm yaratıklara saygıyla yaklaşıyor. Fotoğrafları, yaşayan tüm varlıklara dair özgün ve kullanmayı çok sevdiğim bir tabirle hisli olan şeyleri yakalıyor. Joel’in en sevdiğim fotoğraflarından biri, ardında bıraktığı salgı iziyle görüntülediği Polinezya ağaç salyangozuna (Partula nodosa) ait.

Bir zamanlar Büyük Okyanus’un güneyinde, farklı adalar ve ekolojik nişlerde yaşayan düzinelerce Partula türü vardı. Florida’dan (ABD) etçil salyangozların gelişi Partula türlerinin neredeyse üçte birinin yok olmasına yol açtı; aralarından yalnızca birkaçı esaret altında yetiştirme programları sayesinde hayatta kaldı.

Şimdilerde yok oluşların bu kadar sıkça yaşanıyor olması nedeniyle bu durumu kanıksamamız mümkün. Sartore’nin fotoğraflarını bu kadar önemli kılan da işte bu hissizleşme: Bu fotoğraflar bize yitirilen her bir türün ne kadar dikkate değer olduğunu gösteriyor.

Olağandışı bir zamanda yaşıyoruz. Belki de bunu fark etmekle, farklı bir zaman yaratmayı düşlemeye başlayabiliriz –yaşamın muhteşem çeşitliliğini, hâlâ mümkün olduğu ölçüde koruyan bir zaman…

Dahasını National Geographic Türkiye’nin Ekim sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Joel Sartore

Brezilya’da yaşayan yetersiz beslenmiş bu genç yünlü maymun bir evcil hayvan olarak büyümüş. Yakalandığı sırada annesi olasılıkla öldürülmüştü. Çevre polisi tarafından kurtarılarak tedavi edildi ama yaşamının geri kalanını esaret altında geçirmek zorunda kalacak. [Boz yünlü maymun, Lagothrix cana; Tehlikede]

Joel Sartore

Kitrid mantarından etkilenmiş olan bu Ekvador yerlisi tür de tarım ve kentleşme nedeniyle habitat kaybediyor. Geçtiğimiz on yıl içinde nüfusunda yüzde 80’in üzerinde düşüş gözlendi. [Andersson’ın bodurayaklı karakurbağası, Atelopus palmatus; Yüksek Tehlike Altında]

Joel Sartore

Doğu Andlar’da; Ekvador, Peru ve Bolivya sınırlarında yaşayan ve ender görülen bu ağaç kurbağası mantara karşı daha dayanıklı, çünkü yumurtalarını su kenarına bırakmıyor. Dişiler yumurtalarını sırtlarındaki kesede taşıyor. [Espada’nın keseli kurbağası, Gastrotheca testudinea; Tehlikede Olmayan]

Joel Sartore

Yaşam alanı bölünmesinin yanı sıra tarım ve yangınlar nedeniyle yaşanan kayıplar Ekvador’a özgü bu dağ kurbağasını özellikle etkiledi. [Gümüş keseli kurbağa, Gastrotheca plumbea; Hassas]

Joel Sartore

Romeo adıyla anılan bu kurbağanın 10 yıl boyunca türünün son örneği olduğu düşünüldü. Ancak biliminsanları 2018 yılında Bolivya’da yapılan bir keşif gezisi sırasında, aralarında Romeo için potansiyel üç eşin de bulunduğu beş birey daha yakalamayı başardı. [Yurujare buruşuk kurbağası, Telmatobius yuracare; Hassas]

Joel Sartore

Kitrid mantarı türü neredeyse tamamen yok etmiş olsa da, araştırmacılar Panama ormanlarında hâlâ seslerinin duyulduğunu rapor ediyor. [Tabasara kurbağası, Craugastor tabasarae; Yüksek Tehlike Altında]

Joel Sartore

Yeni Kaledonya’nın yerlisi olan bu uçamayan kuş türü de birçok ada türü gibi 1700’lü yıllarda Avrupalı yerleşimciler ve beraberlerindeki hayvanların gelişinden ciddi ölçüde etkilendi. Kabaca tavuk büyüklüğünde olan kagu, bölge yerlisi olmayan domuz, kedi ve köpeklere yem olmaya devam ediyor. Kuşlar yere yuva yapıyor ve kemeler onların yavrularını yiyor. Yakın tarihli nüfus tahminleri, günümüzde binden az sayıda kagu olduğu yönünde. Yine de uzmanlar gelecekten umutlu: onlarca yıldır süregelen başarılı esaret altında yetiştirme programları kuşların tekrar doğaya salınmasıyla sonuçlandı ve avcı kontrolü bazı popülasyonların sayıca artmasını sağladı. [Kagu, Rhynochetos jubatus; Tehlikede]

Joel Sartore

Ala ceylanın bir alttürü olan Mohor ala ceylanı bir zamanlar Batı Sahra boyunca yaygın olarak görülüyordu. Şimdilerde ise Mali, Çad ve Nijer’in toplamında 300’den az ala ceylan bulunuyor. Yaşam alanları besi hayvanlarının otlaklarıyla bölünmüş durumda ve avlanma tehlikesi altındalar. Esaret altında yetiştirilen bireyleri doğaya bırakma çalışmaları her zaman başarıyla sonuçlanmıyor. [Mohor ala ceylanı, Nanger dama mhorr; Yüksek Tehlike Altında]

Joel Sartore

Florida ile güney ve doğudaki adalara özgü bu kelebeğin 1900’lerin ortalarında yok olduğu düşünülüyordu. Şimdilerde ise ona konakçılık yapan zamya adlı palmiye benzeri bitki, süs bahçelerinde yaygınlaşmaya başladı ve kelebeğin nüfusu tekrar artışa geçti. [Atala kelebeği, Eumaeus atala; Değerlendirme Yapılmamış]

Joel Sartore

Bazı göçmen krallar yaşam döngüleri için Meksika, ABD ve Kanada’daki habitatlara bel bağlıyor, bu da koruma çabalarının uluslararası işbirliği gerektirdiği anlamına geliyor. Larvalarının yediği ipekotu endüstriyel tarım ve kentsel gelişim kurbanı olurken, Meksika’daki yasadışı ağaç kesimleri de kelebeklerin kışlık alanlarını tehdit ediyor. [Kral kelebeği, Danaus plexippus; Değerlendirme Yapılmamış]

Joel Sartore

Florida yerlisi Schaus’un kırlangıçkuyruğunun nüfusu, habitat kaybı nedeniyle 2012’de dört bireye kadar düşmüştü. Koruma çalışmaları bu sayıyı bine kadar çıkardı; süregelen tehditler arasında kasırgalar, böcek ilaçları ve iklim değişikliği var. [Schaus’un kırlangıçkuyruğu, Heraclides aristodemus ponceanus; Değerlendirme Yapılmamış]

Joel Sartore

Henüz IUCN kırmızı listesinde olmamasına rağmen bu büyük kelebek Malezya’daki koruma çabalarının odağında. Yetkililer tırtıl ve larvalarının beslendiği ender bitkinin koruma altında yetiştirilmesi üzerine programlar yürütüyor. [Malay ağaç perisi, Idea lynceus; Değerlendirme Yapılmamış]

Joel Sartore

20. yüzyıl başlarında Asya’da dolaşan fil sayısı olasılıkla 100 bin civarındaydı. O tarihlerden bu yana popülasyonları hemen hemen yarıya düştü. Yalnızca dişleri için değil, aynı zamanda et ve derileri için –ve bazen de ekinlere verdikleri zarara misilleme olarak– öldürülüyorlar. [Asya fili, Elephas maximus; Tehlikede]

Joel Sartore

Dişilerinin yılın yalnızca tek bir gününde doğurgan olabilmesi, parçalanmış popülasyonlarını yeniden diriltme olanaklarını fazlasıyla sınırlıyor. [Taçlı sifaka, Propithecus diadema, Yüksek Tehlike Altında]

Joel Sartore

Ender görülse de –2,5 kilogramlık ağırlığıyla dünyanın en büyük gececil primatı olan– bu lemura hâlâ ada boyunca rastlanabiliyor. Fakat ay–ayların uğursuz olduğuna inanılıyor ve genellikle görüldükleri yerde öldürülüyorlar. [Ay–ay, Daubentonia madagascariensis; Tehlikede]

Joel Sartore

Esmer lemur popülasyonu 1995 yılından bu yana dörtte bir oranında azaldı ve ormansızlaştırma ile avcılık nedeniyle azalmanın gelecekte de süreceği öngörüsü yapılıyor. [Esmer lemur, Eulemur fulvus; Tehlike Sınırında]

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA