EYLÜL SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Miğferli Boynuzgaga

Rachael Bale

Tim Laman

3.9.2018

 

Miğferli Boynuzgaga

Güney Tayland’daki bir ormanda erkek bir miğferli boynuzgaga, aylardır onun getirdiği yiyeceklere bel bağlayan dişisiyle yavrusunun inzivaya çekildiği ağaca yaklaşıyor.

Güneydoğu Asya’nın ormanlarında yaşayan miğferli boynuzgaga, hem yabanıl hayvan ticaretinin, hem de yaşam alanı kaybının tehdidi altında.

Nem oranı yüksek ve fırın gibi sıcak bu ormana bir kuşu bulmak için geldim. Ama, “Tüm bunlara değer miydi?” diye düşünmeye başlıyorum.

Güney Tayland’da, Budo–Su–ngai Padi Ulusal Parkı’nda arazi yer yer öyle dik ki, kolunuzu kaldırıp önünüzde tırmanan patikaya dokunabilirsiniz. Yağmurdan sırılsıklam olmuş toprakta attığınız her adımda kayıp geriye düşme riskiniz var. Burnunuzda ve kulaklarınızda sinekler vızıldıyor ve eğer etrafınıza bakacak kadar uzun süre duraklarsanız, solucana benzeyen bedenleriyle size doğru gıdım gıdım yaklaşan kana susamış toprak sülüklerinden oluşan bir ordu görüyorsunuz.

Birlikte yürüdüğüm arkadaşlarımla tuhaf görünüşlü kadim bir kuş olan ve giderek daha ender rastlanan miğferli boynuzgaganın peşindeyiz. “Boynuzgagaların muhteşem annesi” olarak tanınan Taylandlı biliminsanı Pilai Poonswad grubumuza liderlik ediyor. 1978’den bu yana bu kuşları inceliyor ve onları korumak için çalışıyor. Fotoğrafçı Tim Laman da bizimle birlikte. Ayrıca yanımızda bir video kameraman, Pilai’nin ekibinden birkaç kişi ve de malzemeleri taşıyıp kamp kurmamıza yardım edecek olan, dağın eteğindeki köyden birileri de var. Bu işin bizi çok uğraştıracağını biliyorduk –bu kuşlar her şeyden önce ürkekler, ayrıca giderek azalan sayıları onları bulmayı iyiden iyiye destansı bir arayışa çeviriyor.

Hedefimizdeki ağaca nihayet ulaştığımızda, 40 metre kadar ötede kamuflaj kumaşı ve dal parçalarından yapılmış bir kuytuya saklanıyoruz. Bir dipterokarp ağacı bu; sert odunlu bir tropik ağaç. Boyu 55 metre kadar var ve ormandaki diğer birçok ağaca tepeden bakıyor. Yan tarafında, yarı boyuna yakın bir yerde, dişi bir boynuzgaganın yumurtlamak için aylar önce girişini sıvayla mühürleyip kendini içine kapattığı eğri büğrü bir kovuk var. Aşağıda durduğumuz noktadan içini göremiyoruz ama baba boynuzgaganın yemek vermek için içeri dalmasının an meselesi olduğunu biliyoruz.

Bazen fısıldaşarak ama çoğunlukla dev orman karıncalarını (ürkütücüler ama söylendiğine göre kıskaçları kesinlikle zararsız; uzunlukları da 2,5 santimetreyi buluyor), şu azimli sülükleri ve bank olarak kullandığımız o pek rahatsız kontrplağı düşünmemeye çalışarak saatlerce bekliyoruz. Bir noktada, başparmağımın ucu kadar bir örümcek, ağıyla birlikte sarkarak gözümün önünde beliriyor. Bir süre bakıştıktan sonra yüzüme atlayıveriyor –ama ıskalıyor. Güneş hâlâ yükseliyor olsa da nem beni çoktan bunaltıcı kollarıyla sarmış.


Bu erkek, yuvadaki ailesine orman meyvelerinden oluşan bir yemek vermek üzere. Miğferli boynuzgagaların ağaç tohumlarını kusması ve dışkılaması, ticari tomrukçuluk ve yağ palmiyesi dikimi için yapılan ağaç kesimleri nedeniyle doğal yaşam alanlarının tehdit altında olduğu geniş ormanlık alanların yeniden ağaçlanmasına yardımcı oluyor.

Ben bir kuş gözlemcisi değilim ama bu herhalde olabilecek en azimli kuş gözlemidir.

İşte böyle hayallere dalmışken başımın üzerinde bir rüzgâr esiyor –Fış–fış–fış! Boynuzgagalar, kanatlarındaki tüylerinin arasında yer alan aralıklar nedeniyle uçarken epey gürültü çıkarıyor.

Huu. Huu. Hu–hu–hu. Hahahaha! Boynuzgaganın çılgın kahkahası bu. Sesine bakılırsa yalnızca birkaç ağaç ötemizde. Nefesler tutuluyor. Ve birdenbire karşımıza çıkıyor: Bir metreden uzun boyuyla (yarım metrelik orta kuyruk teleklerini saymıyorum) budak çıkıntısına tünemiş, ağzından iri bir sopaböceği sarkan ve boncuk gözleriyle etrafı kolaçan eden, yaşayan bir dinozor.

Etrafımdaki her şey sessizliğe bürünüyor. İnsanı kaşındıran o sıcak kayboluyor, bileğimdeki zonklama (birkaç gün önce, Washington’dayken burkulmuştu) diniyor. Ortalıkta ne bağırıp duran ağustosböcekleri, ne de başka bir böcek kalıyor.

Takoz gibi, sarı bir gaganın üzerinde duran, kırmızı “miğferi” –ya da boynuzu– ile iyice ağırlaşmış o kocaman kafaya bakıyoruz. Kuşun tüysüz ve buruşuk kırmızı boynunu, siyah–beyaz çizgili uzun kuyruk telekleri ve her şey bir yana, cüssesini süzüyoruz uzun uzun. Başka bir dünyaya ait bir görüntü bu.

Boynuzgaga yuva kovuğuna doğru eğilip, sopaböceğini açıklıktan yavrusuna uzatıyor. Görevini tamamlıyor ve yine fış–fış diye kanatlarını çırparak gözden kayboluyor –kuşkusuz ailesi için daha çok yemek aramaya gidiyor.

Tim Laman

Miğferli boynuzgaganın boynuzu –gagasının üzerindeki boynuzumsu miğfer– diğer boynuzgagalarınkinin aksine büyük ölçüde sert oluyor. Fildişinden daha yumuşak yapısı da boncuk ve heykelcik yapmak üzere oyulabilmesini sağlıyor. Çin motifleri işlenmiş bu boynuzlar ABD güvenlik güçleri tarafından ele geçirilmiş.

Tim Laman

Olası yuvalarını inceleyen bir çift. Bir yuva seçildiğinde dişi aylarca orada kapalı kalıyor, kuluçkaya yatıyor ve yavrusunu büyütüyor. Dişi ve yavrusu yiyecek için erkeğe bağımlıyken, yasadışı avcılar erkeği öldürürse, dişi ve yavru da büyük olasılıkla ölüyor.

Tim Laman

Cakarta’da bir depo, miğferli boynuzgaga boynuzları, doldurulmuş kaplanlar ve diğer kaçak mallarla dolmuş. Çinlilerin yönettiği, kaplan parçaları ve pangolin kaçakçılığı yapan suç şebekeleri bir süre önce miğferli boynuzgaga boynuzlarını da listelerine katmış.

Tim Laman

Borneo’da bir yasadışı avcı, bir taraklı boynuzgaga derisiyle kafasını (sağdaki), bir gergedan boynuzgaga kafatasıyla boynuzunu (üstteki) ve bir miğferli boynuzgaga boynuzuyla iki kuyruk teleğini gösteriyor. Satış yaptığı aracı, miğferli boynuzgaga boynuzunu oymacılık için fazla küçük olduğu gerekçesiyle reddetmiş.

Tim Laman

Şanghay’daki bir antika pazarında satışa çıkarılmış oymalı bir boynuz. Bu ticaretin yakın dönemlerde neden arttığı kesin olarak bilinmiyor ama 2010 yılından bu yana Hong Kong, Çin’in diğer bölgeleri, Endonezya ve farklı ülkelerde 2 bin 800’den fazla boynuzgaga parçası ele geçirilmiş.

Tim Laman

Bir miğferli boynuzgaga, Güney Tayland’da orman örtüsü üzerinde uçuyor. Biliminsanları dünya genelinde doğal ortamlarında bu kuşlardan kaç tane kaldığından emin değil, ama koruma çabaları eski yasadışı avcıları yuva bekçilerine dönüştürmeyi de kapsıyor.

Miğferli boynuzgaga, Afrika ve Asya’da bulunan 57 boynuzgaga türünden biri ve ona yalnızca Brunei, Endonezya, Malezya, Myanmar ve Tayland’ın güneyinde bulunan alçak düzlüklerdeki ormanlarda rastlanıyor. Miğferli boynuzgagaların keratinden –yani tırnak, saç ve gergedan boynuzuyla aynı maddeden– kalın bir tabakaya sahip, büyük ölçüde sert yapıdaki boynuzu onları diğer boynuzgagalardan ayırıyor. Miğferli boynuzgagaların davranışları hakkında fazla bir şey bilinmiyor ama –belki de yuvalama alanları ya da meyve ağaçları için girdikleri rekabet nedeniyle– uçuş sırasında mızrak dövüşü yaparken boynuzlarını kullandıklarını biliyoruz.

Boynuzgaga hepçil bir kuş olsa da asalak incirlerin meyvelerini yeğliyor. Asalak incirler, konak ağacın tepesinde bir tohum olarak yaşamlarına başlıyor, aşağıya kök atıyor ve yavaş yavaş ağacı sarmalayıp, boğarak öldürüyor. Meyve verdiklerinde yağmur ormanının olgun meyvelerden beslenen hayvanları –ağaç böcekçili türleri ve Ratufa cinsi dev sincaplar, gibonlar, orangutanlar ve neredeyse bin tür kuş– için birer manav dükkânına dönüşüyorlar.

Boynuzgagalar Güneydoğu Asya ormanları açısından yaşamsal önemde. “Ormanın çiftçileri” olan bu kuşlar kusarak ya da dışkılayarak tohumları etrafa saçıyor ve kilometrekarelerce alanın yeniden ağaçlanmasına yardımcı oluyor. Ticari kuruluşların birincil ormanın ne kadar büyük bölümünü ağaçsız bıraktığını düşünürsek, şimdilerde daha da önemli bir iş bu. Yaygın kereste ticareti de Asya’nın boynuzgaga türlerinin doğal yaşam alanlarını kısıtlıyor ve yuvalama olanaklarını tehdit ediyor.

Miğferli boynuzgagalarsa daha da seçici: Yuva yapmak için boş kovukları olan kocaman ağaçlara gereksinim duyuyorlar. Bunlar ormanın en yaşlı ve en büyük ağaçları –bu nedenle tomrukçular için de değerli oluyorlar. Yılda bir kez yavrulayan ve yalnızca bir yavru büyüten bu kuşlar çoğalmakta yavaş kalıyor. Anne ve yavrusu, yavru tüylenmeye hazır olana kadar beş ay boyunca yuva kovuğunda kapalı kaldıkları için beslenme konusunda erkeğe bağımlı oluyor. Eğer erkek öldürülürse –örneğin, yasadışı avcılar tarafından sorgucu için vurulursa– ailenin geri kalanı da büyük olasılıkla ölüyor.

Fildişinden daha yumuşak olduğu için kolayca oyulan ve boncuk, kolye ya da küpe ucu ve ince işçilikle biçimlendirilmiş parçalar yapılan boynuzgaga boynuzları Asya’da çok rağbet görüyor. Çin’in varlıklı sınıfının bir kesimi, oymalı miğferli boynuzgaga parçaları, fildişi ve gergedan boynuzu gibi nadir yabanıl hayvan ürünlerini paranın, gücün ve lüksün bir simgesi olarak görüyor.

Biliminsanları doğada tam olarak kaç miğferli boynuzgaganın kaldığından emin değil, ama yakın zamanda yapılan araştırmalar ve emniyet güçlerinin operasyonları başlarının dertte olduğunu açıkça gösteriyor. Yaban hayatına ilişkin uluslararası ticareti düzenleyen Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme’nin (CITES) taraflarından bir bölümü (sayıları 180’i aşıyor) alım–satımı 1975’ten beri dünya genelinde yasaklanmış olan bu kuşları daha etkin biçimde korumaya davet eden bir öneriyi 2016’da kabul etti. Yasadışı avlanmanın ulaştığı bu tehlikeli seviyenin bilinciyle, korunma durumları kısa süre önce tehlike sınırındadan (NT) yüksek tehlike altında (CR) statüsüne geçirildi ki bu, üç seviye birden atladıkları ve doğal ortamında tükenmiş (EW) statüsünün yalnızca bir basamak altında oldukları anlamına geliyor. Miğferli boynuzgagalar, bulundukları her ülkede ulusal yasalarla korunuyor ama Endonezya yasadışı avlanmanın sıkça görüldüğü bir yere dönüşmüş durumda.

Endonezya emniyeti, miğferli boynuzgagaların bu büyük ölçekli ticaretinin farkına ilk olarak 2012’de, Borneo’nun Batı Kalimantan bölgesinde bir havaalanındaki doğa varlıkları yetkilileri, 96 parça boynuzu ülke dışına çıkarmaya çalışan iki Çinli kadını durdurunca varmış. Hemen ardından, bazılarında yüzlerce boynuzun ele geçirildiği benzer olaylar da bunu izlemiş. İngiltere merkezli, kâr amacı gütmeyen Çevre Suçlarıyla Mücadele Vakfı, Yaban Hayatı Ticaretini İzleme Ağı (Traffic) ile birlikte bu olayları takip ediyor ve ele geçirilenlerin, büyük olasılıkla ticareti yapılan miğferli boynuzgaga boynuzlarının ancak bir bölümünü oluşturduğunu söylüyor.

Baba boynuzgaganın yemek getirmesini izlediğimiz Tayland’daki ormanın 1600 kilometre kadar güneyinde, Endonezya’nın başkenti Cakarta’da devlete ait bir depo bulunuyor. Kapıların ardında çeşitli vahşi pozlar verdirilerek doldurulmuş kaplanlar ve Malaya ayıları, duvara asılmış bir denizkaplumbağası kabuğu, kaplan postları ve fildişleriyle dolup taşan koliler, özenle istiflenmiş 240’tan fazla miğferli boynuzgaga boynuzunun bulunduğu çantalar var ve hepsi yabanıl tür kaçakçılarının üzerinde yakalanmış.

Endonezyalı yetkililer toplamda 1300’ün üzerinde miğferli boynuzgaga boynuzu ele geçirmiş ve bunların birçoğu tehlikedeki yabanıl türlere ait parçaların kaçakçılığını ticari miktarlarda yapan organize suç şebekeleriyle bağlantılı kaçakçıların üzerinde bulunmuş. Hükümet, kaçak malların yeniden karaborsaya düşmesini önlemek için bir noktada bunları imha etmeyi planlıyor. Ancak bu arada, boynuzgaga araştırmacısı Yokyok Hadiprakarsa, ülkenin her yanında üst üste yığılmış örnekleri gezerek, bu kuşların taşıdığı fiziksel çeşitliliği daha iyi anlayabilmek için boynuzları ölçüyor.

Yokyok, herhangi bir boynuzun bir dişiye mi yoksa bir erkeğe mi ait olduğunu belirlemesini sağlayacak DNA örnekleri toplamak için de izin almaya çalışıyor aynı zamanda. DNA’ların boynuz ölçümleriyle karşılaştırılması, erkeklerle dişilerin gaga ve boynuzları arasındaki farklara ışık tutacak. Anlaşılan o ki, miğferli boynuzgagalarda bu konu daha önce hiç incelenmemiş.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Eylül 2018 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Tim Laman

Miğferli boynuzgaganın boynuzu –gagasının üzerindeki boynuzumsu miğfer– diğer boynuzgagalarınkinin aksine büyük ölçüde sert oluyor. Fildişinden daha yumuşak yapısı da boncuk ve heykelcik yapmak üzere oyulabilmesini sağlıyor. Çin motifleri işlenmiş bu boynuzlar ABD güvenlik güçleri tarafından ele geçirilmiş.

Tim Laman

Olası yuvalarını inceleyen bir çift. Bir yuva seçildiğinde dişi aylarca orada kapalı kalıyor, kuluçkaya yatıyor ve yavrusunu büyütüyor. Dişi ve yavrusu yiyecek için erkeğe bağımlıyken, yasadışı avcılar erkeği öldürürse, dişi ve yavru da büyük olasılıkla ölüyor.

Tim Laman

Cakarta’da bir depo, miğferli boynuzgaga boynuzları, doldurulmuş kaplanlar ve diğer kaçak mallarla dolmuş. Çinlilerin yönettiği, kaplan parçaları ve pangolin kaçakçılığı yapan suç şebekeleri bir süre önce miğferli boynuzgaga boynuzlarını da listelerine katmış.

Tim Laman

Borneo’da bir yasadışı avcı, bir taraklı boynuzgaga derisiyle kafasını (sağdaki), bir gergedan boynuzgaga kafatasıyla boynuzunu (üstteki) ve bir miğferli boynuzgaga boynuzuyla iki kuyruk teleğini gösteriyor. Satış yaptığı aracı, miğferli boynuzgaga boynuzunu oymacılık için fazla küçük olduğu gerekçesiyle reddetmiş.

Tim Laman

Şanghay’daki bir antika pazarında satışa çıkarılmış oymalı bir boynuz. Bu ticaretin yakın dönemlerde neden arttığı kesin olarak bilinmiyor ama 2010 yılından bu yana Hong Kong, Çin’in diğer bölgeleri, Endonezya ve farklı ülkelerde 2 bin 800’den fazla boynuzgaga parçası ele geçirilmiş.

Tim Laman

Bir miğferli boynuzgaga, Güney Tayland’da orman örtüsü üzerinde uçuyor. Biliminsanları dünya genelinde doğal ortamlarında bu kuşlardan kaç tane kaldığından emin değil, ama koruma çabaları eski yasadışı avcıları yuva bekçilerine dönüştürmeyi de kapsıyor.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA