KASIM SAYISI BAYİDE!


ABONE OL

Güvenlik Hakkı

Nilanjana Bhowmick

Saumya Khandelwal

31.10.2019

 

Güvenlik Hakkı

Bir kadın, 2012’de bir hemcinsinin toplu tecavüze uğradığı ve ülke genelinde protestoları tetiklediği yerin yakınlarında sokakta yürüyor. Yönetim, bu olayın ardından zanlıların duruşmalarını hızlandırdı ve güvenlik girişimleri için bir fon oluşturdu.

Dehşet verici bir saldırının şiddetle sarstığı Hindistan’da kadınlar halka açık alanlardaki taciz ve suistimal eylemlerine karşı daha etkin korunma talep etti –ve talepleri yerine getirildi.

Uzun tuniklerini çekiştirip başörtüleriyle oynayan genç kadınlar kabaca bir yarım daire oluşturacak biçimde dizilmişti. Altı kişiydiler. Pantolon olarak, geleneksel Hint toplumunun tercih ettiği bol şalvarlar yerine kot pantolon giymeyi seçmişlerdi –ki bu, bir anlamda minik bir isyan sayılırdı. Ve bu kadarı dahi, Güneydoğu Delhi gecekondularında yaşayan, erişkinliğe henüz adım atmış genç kızlar için önem arz ediyordu. Gazeteci olarak bir süredir, Hindistan’ın kentleşmiş bölgelerinde yaşayan kadınların güvenlikleri konusunda farkındalığı yükseltmek üzere yürütülen programda kaydedilen ilerlemeyi takip ediyordum ve 2019 yılı başlarında, “Gendering the Smart Safe City” adıyla yürütülen bu programın katılımcılarını dinlemek üzere beraberimde birkaç yabancı ziyaretçi de getirmiştim.

Kızlardan biri, “Şarkımızı söyleyebilir miyiz?” diye sordu.

Elbette, dedik. Duruşlarındaki değişimi izledik birlikte. Doğrudan bize bakıyorlardı. Kendi hip–hop ritimlerini yaratmaya ve rap yapmaya başladılar. Hintçe rap kulağa normalden daha sert geliyordu:

Birlikte söyleyelim.
Bu şehir seninle benim.
Bu şehir malı değil kimsenin.

Yabancılar ağlamamak için kendimi tuttuğumu görmüşler miydi? 42 yaşındaydım ve bir ailem vardı. Neredeyse 20 yıl boyunca, genellikle tek başıma, Hindistan’ı boydan boya gezmiştim. Kadınların bana anlattığı öyküler ve de kendi yaşamımda tanık olduğum olayların tamamı, kamu alanlarının erkeklerin bölgesi olarak işaretlendiği bir topluma ait hikâyelerdi.


Usha Vishwakarma, Racastan eyaletinin kırsal yerleşimlerinden Ramgarh’da öğrencilere öz–savunma teknikleri gösteriyor. Vishwakarma saldırıya uğradıktan sonra polis onun şikâyetlerini dikkate almayınca, Kızıl Tugay örgütünü kurmuş. Grup şimdilerde yürüyüşler, farkındalık çalışmaları ve öz–savunmaya yönelik eğitimler düzenliyor.

Genç bir kızken, üzerimden dökülecek bollukta giysilerle görünmez olmaya, laf atanlardan saklanmaya çalıştığım zamanlar dün gibi aklımdaydı. Yirmi yıl sonra, meslek sahibi bir kadın olarak, hâlâ saklanıyor, davetsiz bakışlardan kaçınabilmek için şoför koltuğunda aşağılara eğiliyordum.

Hindistan’da kadın güvenliğine ilişkin istatistikler içler acısı durumda. Sabıka Kaydı Dairesi 2011 yılında kadınlara yönelik cinayet, tecavüz, kaçırma, cinsel taciz ve benzeri 228 bin 650 suç işlendiğini rapor etti. Yine aynı yıl yapılan uluslararası bir araştırma sonucunda, Hindistan –Afganistan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Pakistan’ın hemen ardından– dünya genelinde kadınlar için en tehlikeli dördüncü ülke olarak listelendirildi. Kamusal alanlarda kadınlara yönelik davranışlar kuşaklardır acı vericiydi, ama Hindistan’da kırılma noktası yaratan olay, Jyoti Singh’in yaşadıklarıydı.

Jyoti Singh ülkede Nirbhaya olarak da anılıyor ve bu kelime Hintçede “korkusuz” anlamına geliyor. Genç kadın, 2012 yılında bir otobüste altı sarhoş adamın tecavüzüne uğrayan bir tıp öğrencisiydi; suçlular toplu tecavüz eyleminin ardından genç kadının vücuduna demir bir çubuk sokup döndürmüş ve sonra da onu otobüsten aşağıya atmıştı. Nirbhaya, olaydan sonra yaşamını yitirdi. Yetişkin yaşlardaki katilleri yakalandı, suçlu bulundu ve ölüme mahkûm edildi. Bu yaşananlar, dört tecavüz vakasından yalnızca birinin mahkûmiyetle sonuçlandığı bir ülke için oldukça sıradışıydı. (Tecavüzcüler arasında yer alan henüz reşit olmamış bir çocuk ise üç yıl hapis yattı ve şimdi farklı bir isimle yaşamına devam ediyor.) Bu olayın benzeri diğer olayların arasından sıyrılıp çıkan yanı, Hint toplumunun Nirbhaya saldırısına gösterdiği, belki de kalıcı değişimlere yol açmaya başlayan büyük tepkiydi –kadınlar günlerce sokaklarda “Korkusuz özgürlük!” sloganıyla protestolar düzenledi.

Saumya Khandelwal

2010’dan bu yana Delhi trenlerinde bir vagon kadınlara ayrılıyor. Ulaşım sistemi ayrıca kadınlar için bir yardım hattına ve birçok istasyonda kadın görevlilere sahip. Haziran ayında kent yönetimi kadınlara ücretsiz ulaşım sunacağını ve tüm sınıflar için ulaşımı daha erişilebilir hâle getireceğini duyurdu.

Saumya Khandelwal

Kadınlar Delhi’de her ay düzenlenen Gece Yarısı Kadınlar Yürüyüşü sırasında sokakları adımlıyor. Girişim, 2013 yılında, bir kadının 24 saat boyunca kentte yürümesiyle başladı. Şimdilerde bu proje kadınların karanlık çöktükten sonra erişimleri kısıtlı kamusal alanları geri alması ve yaşadıkları kentleri korkusuzca keşfedebilmesini hedefliyor. Etkinlik Facebook üzerinden organize ediliyor ve genellikle her ay sayıları 4 ile 10–15 arasında değişen katılımcıyla gerçekleşiyor.

Yerel ve ulusal ajanslar yeni kadın güvenliği girişimlerine para akıtmaya başladı. 2013 yılında, dönemin liderleri kadın güvenliğinin desteklenmesi için Nirbhaya Fonu adı altında, 145 milyon dolarlık bir bütçe oluşturdu. Bugün iktidarda olan hükümet de, aralarında Delhi’nin de yer aldığı sekiz büyük kenti daha güvenli, daha iyi aydınlatılmış ve olasılıkla kadına daha müşfik yaklaşan yerler hâline getirmek için bu miktarın neredeyse üç katını harcayacağı sözünü verdi. Çalışmaların ilk aşaması başlamış durumda: Artık Delhi’de polisler kadınlara 10 günlük ücretsiz öz–savunma kursları sunuyor, ayrıca polis teşkilatı daha büyük gruplara “kapı kapı eğitim” vermek üzere tüm kente yayılmış durumda. Kerala’da, kadınlardan gelen kriz çağrılarına müdahale etmek üzere sokaklarda devriye gezen ve yalnızca kadınlardan oluşan, Pembe Polis adını taşıyan birlikler oluşturuldu.

Pembe, kentlerdeki toplu taşıma sektöründe, kadınlara özel hizmetlerin birçoğu için belirlenmiş olan renk aynı zamanda. Pembe rikşavlar yalnızca kadın yolcular için. Metroda artık kadınlar için ayrı makinistler bulunduruluyor. Transit istasyonlarındaki güvenlik kontrollerinde kadınlar, kendilerine kasten fazla yaklaşabilecek erkeklerden korunan farklı sıralara geçiyor.

Bu konuda çelişkili duygular içinde olduğumu itiraf etmeliyim. Hükümet tarafından düzenlenen toplumsal cinsiyet ayrımcılığı! Kadınların kamusal alanlarda erkekler kadar rahat edebilmesini sağlamanın yegâne yolu bu mu? Ama sonra Hintli kadınların sosyal medyada kullandıkları etiketleri görüyor ve neşeleniyorum: #GeceyiGeriAl, Hindistan’daki yürekli kadınları karanlık çöktükten sonra sokakta yürümek üzere bir araya getiren küresel bir hareketti. #UyumakİçinBuluşalım ise geçtiğimiz yıl ülke çapında 600 kadını bir araya getirerek, Hintli erkeklerin genellikle yapmaktan hoşlandığı biçimde, geceyi güven içinde dışarıda uyuyarak geçirmelerini sağladı.


Kerala Pembe Polis Devriyesi memurları, Thiruvananthapuram’da kadınlara özel bir konaklama alanına izinsiz giren bir adama müdahale ediyor. Kentte 2016’da kurulan, toplam 32 memura sahip bu kadın birlikleri, kadın ve çocuk vakalarıyla ilgileniyor; ayrıca danışmanlık ve uzlaştırma gerektiren olaylara odaklanıyor.

Kamusal alanda kadını davetsiz misafir olarak gören erkek algısını değiştirmek güç. Ama imkânsız değil. Sözünü ettiğim Delhi rapçilerinin şarkısı artık YouTube’da. Khadar ki Ladkiyan (Khadar Kızları) diye aratın ve kadınların sokaklarda kol kola girerek hiddetli bakışlarını kameraya dikmesini izleyin.

Dinleyin, açık ve net konuşuyoruz,
Cesuruz, korkmuyoruz.

Videonun izlenme sayısı fazla değil, ama hayranlık dolu yorumların çoğu erkeklerden. İlk izlediğimde Khadar Kızları’nı anımsadım. “Her zaman cesur değilim tabii,” demişti Ritu adındaki rapçi kadın. “Bazen ben de korkuyorum. Ama genellikle öfkeli ve çileden çıkmış hâldeyim.” Ritu bize bir de yaşadıkları bir olayı anlatmıştı. Metroda ayakta duruyorlarmış. Arkalarında, ceptelefonuyla onları kaydetmekte olan bir adamı fark etmişler. Şarkı söylemiyor, rap yapmıyor ya da dikkat çekmeye çalışmıyorlarmış; yalnızca bir grup kadın olarak metro vagonunda ayakta duruyorlarmış, o kadar. Diğer yolcular bakışlarını kaçırıp, gözlerinin önünde olup bitenleri görmemiş gibi davranınca, Khadar Kızları adamla yüzleşmeye karar vermişler. Telefonunu elinden almışlar. Sandaletlerini çıkarıp ona vurmuşlar. Bir sonraki durakta inerek kaçmış adam. Ritu ideal yaklaşımın bu olmadığı konusunda hemfikir, ama kişisel güvenlik hakkındaki kaygılar genellikle neyin doğru ve yanlış olduğu konusundaki duygulara baskın çıkıyor. “Başınıza gelenleri hiç kimse umursamıyorsa ne yaparsınız? O anda size doğru geleni elbette,” diyor.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Saumya Khandelwal

2010’dan bu yana Delhi trenlerinde bir vagon kadınlara ayrılıyor. Ulaşım sistemi ayrıca kadınlar için bir yardım hattına ve birçok istasyonda kadın görevlilere sahip. Haziran ayında kent yönetimi kadınlara ücretsiz ulaşım sunacağını ve tüm sınıflar için ulaşımı daha erişilebilir hâle getireceğini duyurdu.

Saumya Khandelwal

Kadınlar Delhi’de her ay düzenlenen Gece Yarısı Kadınlar Yürüyüşü sırasında sokakları adımlıyor. Girişim, 2013 yılında, bir kadının 24 saat boyunca kentte yürümesiyle başladı. Şimdilerde bu proje kadınların karanlık çöktükten sonra erişimleri kısıtlı kamusal alanları geri alması ve yaşadıkları kentleri korkusuzca keşfedebilmesini hedefliyor. Etkinlik Facebook üzerinden organize ediliyor ve genellikle her ay sayıları 4 ile 10–15 arasında değişen katılımcıyla gerçekleşiyor.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA