TEMMUZ SAYISI BAYİDE!


ABONE OL

IŞİD'in Arkeolojik Alanlarla Alıp Veremediği Ne?

Kristin Romey

-

19.4.2015

 

IŞİD'in Arkeolojik Alanlarla Alıp Veremediği Ne?

Irak’ın kültür hazinelerinden biri olan Nimrud’daki SIT alanının patlayıcılarla yok edilişi IŞİD’in kısa bir süre önce yayımladığı videoda gözler önüne seriliyor.

Nimrud'da havaya uçurulan antik saray, IŞİD'in arkeolojiyle olan savaşındaki son hamlesi. Peki ama IŞİD bunu neden yapıyor?

11 Nisan’da sosyal medyada yayımlanan kısa bir video kısa bir süre içinde uluslararası haberlerin manşetine çıktı ve küresel çapta bir kınamanın hedefi oldu.

IŞİD'in istediği de tam olarak buydu.

Yaklaşık yedi dakikalık video uzmanların doğruladığı üzere Nimrud’daki Kuzeybatı Sarayı’nın yerle bir edilişini gösteriyordu. Saray, Asur Kralı II. Asurnasirpal tarafından İÖ dokuzuncu yüzyılda yaptırılmıştı.

Tarihi sarayın Mart ayı başında buldozerle yok edildiğine dair haberlerin doğru olmadığı ortaya çıkarken, National Geographic’e konuşan uzmanlar kaydedilen görüntülerde yapılanların büyük ihtimalle Mart ayı ortası ve Nisan ayı başı arasındaki bir tarihte gerçekleştiğini söyledi.

Bir cihatçı, saray patlayıcılarla yerle bir edilmeden önce kameraya “Bir toprak parçasının kontrolünü ele aldığımızda, çoktanrıcılık sembollerini yok ederek içine tektanrıcılığı yayıyoruz,” diyor.

Irak’ın antik SIT alanlarına verilen zararları Gates of Nineveh (Ninova’nın Kapıları) isimli blogunda belgeleyen Columbia Üniversitesi doktora öğrencisi Christopher Jones, IŞİD'in yok ettiklerini şirk günahlarını yok ederek Hz.İbrahim ve Hz.Muhammed peygamberler de dahil daha önceki “put yok edicilerin” mirasının gerçek varisleri olarak kendi meşruiyetini sağlamaya çalıştığını söylüyor.

Videoda IŞİD'in Irak’ın antik kenti Nimrud’daki kalıntıları yok etmek için balyozlar, buldozer ve patlayıcılar kullandığı görülüyor.

IŞİD'in şirk yaklaşımı sadece Nimrud gibi İslamiyet öncesi antik SIT alanlarını değil, kendi inançları olan İslam’ın katı Sünni yorumunu izlemeyen diğer tüm İslam mirasını da hedef alıyor. Bölgede var olan Yezidi, Kürt ve Hıristiyan azınlıklara ait tarihi yerler de bundan nasibini alıyor.

Bununla birlikte Amerikan Doğu Araştırmaları Okulları'ndaki Suriye Mirası İnisiyatifi’nin (SHI) yöneticilerinden, Boston Üniversitesi arkeoloji öğretim üyesi Michael Danti, IŞİD’in yerle bir ettiği kültürel ve tarihi SIT alanlarının çoğunun İslam’ın Şii mezhebi ve Sufi inancıyla ilişkili olduğunu belirtiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’yla birlikte çalışan İnisiyatif, bugüne kadar kuzey Irak’taki SIT alanlarında 80 civarında “kasıtlı yıkım” olduğunu belgeledi.

“IŞİD’in yapmaya çalıştığı büyük oranda mezhepsel gerilimleri ateşlemek ve çatışmayı artırmak,” diyor Danti. “Öncelikli hedefleri ‘yakın düşman’ olarak adlandırdıkları, Selefi olmayan herkes. Ondan sonra da İslam öncesi mirası hedef alıyorlar.”

Cihatçıların Nimrud’da çektikleri video ve kültürel mirası yıkıma uğrattıkları daha önceki videoda izleyicilerine Arapça seslendikleri ve sürekli Kuran’ı andıklarına vurgu yapan Jones “Bu video yerel halka yönelik,” diyor. Videonun hedef kitlesi uluslararası olsaydı “IŞİD’in İngilizce konuşan çok sayıda militanı var,” diye ekliyor.

IŞİD Arkeolojiden Neden Nefret Ediyor?

IŞİD “dindarlığını” göstermek için kültürel mirası yok etme yoluna giderken ve yerel halkta bölünmeyi alevlendirirken, aynı zamanda arkeolojiyi Irak milliyetçiliğini körükleyen ve kendi nihai hedeflerine ulaşmayı engelleyen ithal edilmiş bir uygulama olarak görüyor. Bu hedeflerin arasında Ortadoğu’nun modern uluslarını, tüm Müslüman dünyayı kapsayan geniş bir hilafete dahil etmek de var.

IŞİD'in online yayın organı Dabiq’in son sayısında Musul müzesinin yerle bir edilmesine dair yazı, IŞİD’in yaklaşımını net bir şekilde gösteriyor: “Kafirler bu heykelleri ve kalıntıları ortaya çıkarmış ve onları Irak’taki Müslümanların benimseyip gurur duymak zorunda olduğu kültürel mirasın parçası olarak tanımlamışlardır.”

IŞİD’e göre yok edilen İslamiyet öncesi tarihi alanlar “Allah ve O’nun elçilerine inanmayan” putperest ulusları temsil ediyor. Bu anıtlar kazılarak ortaya çıkarılmamalı ve restore edilmemeli. Aksine onlara “tiksinti ve nefret”le yaklaşılmalı.

Arkeolojik SIT alanlarının yok edilmesinin IŞİD açısından bir faydası da küresel toplulukta uyandırdığı nefret. Makalede bu, “Başlı başına Allah’a sunulan bir kahramanlık” olarak ifade ediliyor.

Danti, IŞİD’in İslamiyet öncesi alanların yok edilmesine verilen öfkeli uluslararası tepkiye bel bağlamış durumda olduğunu söylüyor. “Bunu yerel halka ‘Evet, bu antik putların yok edilmesine tepki gösteriyorlar ama sizinle ya da yerel caminiz veya şu anda hayatınızı etkileyen diğer konularla ilgili gerçekten endişe duyuyorlar mı?’ demek için kullanıyor.”

IŞİD’in kültürel saldırılarının çoğunun İslamiyet dönemi alanlara olduğunu tekrar hatırlatan Danti, “Bu konuda gerçekten dikkatli olmak gerekli,” diyor. “Onların propagandasına alet olmak istemeyiz.”

Diğer Bir Amaç Dikkatleri Başka Yöne Çekmek

Danti'ye göre 11 Nisan’da yayımlanan video, Irak’ta süregelen daha geniş çaplı çatışmaya ilişkin gelişmelerle de ilişkili olabilir. Nimrud’daki yıkımın, ilgiyi IŞİD’in Tikrit’te kısa bir süre önce uğradığı yenilgiden kendine çektiğini vurguluyor.

Ayrıca IŞİD bu eylemi Irak ve ABD koalisyonunun savaş stratejisi üzerinde süren anlaşmazlığını etkilemek için de kullanıyor olabilir. Irak yönetimi IŞİD ile mücadeleyi batıdaki Anbar Eyaleti’nde doğru yönlendirmeyi isterken, koalisyonu kuzeyde Musul’a doğru baskı uygulamaya devam etmek istiyor. Nimrud’daki SIT alanıysa kentin güneyinde.

“Irak ordusu Musul’a, kuzeye doğru ilerlemeyi düşünüyor olsaydı, bu IŞİD'in deyimiyle ‘Her şeyi yakıp yıkacağız ve SIT alanlarını gözünüzün önünde havaya uçuracağız’ demek olurdu, ” diyor Danti. “Bu bir çeşit ‘gelin ve bizi alın’ maçoluğu.”

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA