EYLÜL SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Yaban Hayatı İşbaşında

Paul Nicklen

Paul Nicklen

31.1.2018

 

Yaban Hayatı İşbaşında

Adaların en ücralarından Steeple Jason, karakaşlı albatros kolonilerinin en büyüğüne ev sahipliği yapıyor. Geçmişte yüzlerce koyun ve sığır otlatmakta kullanılan ada günümüzde bir doğa koruma alanı. Karakaşlı albatros popülasyonlarının yüzde 70 kadarı Falkland Adaları’nda yuvalanmış.

Güney Atlantik’in ücra bir köşesinde, koyunları ve kısa süreli savaşıyla ünlü Falkland Adaları, korumacılığın gücüne dair canlı bir örnek sunuyor.

Falkland Adaları’nın uzak bir köşesindeki Steeple Jason adasının kayalık sahilinde, muhteşem görüntülerin karşısında hayranlık içindeyim. Dünyadaki en büyük koloniyi oluşturan 440 bini aşkın karakaşlı albatros dik yamaçlarda yuvalanmış. Kumsal boyunca güney kaya penguenleri son ses bağırıyor. Çizgili karakaralar, karınlarını doyurmak için yavru penguen ya da leş arıyor.

Buz gibi soğuk sular Güney Amerika kürklü foklarına, orkalara, alaca yunuslara, siyah çeneli yunuslara ve kuzey balinalarına ev sahipliği yapıyor. Sualtında hafifçe salınan muhteşem bir kelp ormanı içinde yüzüyorum. Papua penguenleri biraz üzerimde ok gibi fırlarken, güney denizaslanlarının gözü onlarda. Bodur ıstakozlar, sanki savaşa girişeceklermiş gibi kıskaçlarını kaldırmış hâlde deniz tabanında sıralanmış.


Bir kuşta ölçülen en yüksek yüzme hızı, saatte 35 kilometre ile Papua penguenlerine ait. Tüm günü okyanusta, genelde sahile yakın sularda geçiren Papua penguenleri bu arada foklara, denizaslanlarına ve orkalara av olmamaya çalışıyor. Falkland Adaları, yavrulayan Papua pengueni çifti sayısının tüm dünyada en yüksek olduğu yer.

Görüntü çok isabetli. Ne de olsa Falklandlar’dayım. Burada savaş tanıdık bir konu. Arjantin’in 400 kilometre açıklarında yer alan, Birleşik Krallık’a ait bu topraklar, 3 bin 200 gibi az sayıda insanın yaşadığı 700 ada ve adacıktan oluşuyor. Fransa, İspanya, Arjantin ve Birleşik Krallık’ın karıştığı toprak anlaşmazlıklarına dair uzun tarihiyle bilinen adalar, savaşın belirgin izlerini taşıyor. En son 1982’de, Arjantin’in Malvinalar adıyla sahiplendiği adaları istila etmesiyle alevlenen anlaşmazlık, Birleşik Krallık ile yaşanan kısa ancak şiddetli bir savaşın ardından sona ermişti. Yirmi bin civarında mayın araziye yayılmış durumda; ayrıca Doğu Falkland’da Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne ait hâlâ kullanılan bir askeri havaalanı var.

Ancak tüm bu çatışmalara rağmen adalar şaşırtıcı derecede ütopik bir izlenim veriyor. Böylesine bakir kalmış bir ekosistemle, fotoğrafçı olarak çalıştığım otuz yıl boyunca nadiren karşılaştım.

Savaştan etkilenmeyen Steeple Jason ile komşusu Grand Jason adaları, belki de Falklandlar’daki en büyük başarı öyküsünün kahramanları. Üzerinde yerleşim yeri olmayan bu adaların neredeyse yüz yıl boyunca yegâne sakinleri koyunlarla sığırlardı. 1970’te bu adalar bir İngiliz kuşsever tarafından satın alındı. Adaların yeni sahibi, buraları özel bir koruma alanına dönüştürdü ve sonuç olarak bitki örtüsü toparlanmaya başladı. New Yorklu koruma fonu öncüsü Michael Steinhardt 1990’lı yıllarda adaları satın aldı ve 2001’de karısı Judy ile birlikte günümüzdeki sahibi ve koruyucusu Doğal Hayatı Koruma Vakfı’na bağışladı. Araştırmacıların ve turistlerin ancak titizlikle denetlenen ziyaretler yapmalarına izin var.

Paul Nicklen

Güney Atlantik’in Bird (Kuş) Adası açıklarındaki dondurucu sularda bir güneş denizyıldızı, sualtı yağmur ormanını andıran ortamda bir ağaç kelpine tutunmuş. Falklandlar’ı oluşturan kayalık sırtlar, besinleri derinlerden yukarı çıkmaya zorlayarak tüm balık, memeli ve kuş türleri için çekim merkezi olan zengin bir evren yaratıyor.

Paul Nicklen

Yaklaşık 2,5 metre boyu ve 350 kilogram ağırlığıyla bir erkek güney denizaslanı, gayrıresmî olarak Stick-in-the-Mud (Huysuz) adıyla bilinen adada bir dişiyle iki yavrunun yanında beliriyor. Okyanus sıcaklığının yükseldiği bir dönem boyunca yiyecek bulmakta zorlanmaları ve avlanmaları yüzünden bu hayvanların nüfusları 20. yüzyıl ortasında gerileme göstermişti. Günümüzde –7 bin 500 kadarı Falkland Adaları’nda olmak üzere– Güney Amerika’nın güney kesiminde en yaygın görülen deniz memelisi durumundalar.

Paul Nicklen

Siyah çeneli yunuslar, New Adası civarında yiyecek aradıkları sahile yakın kelp ormanları arasında yüzüyor. Falklandlar’a ve Güney Amerika’nın güneyine özgü bu hayvanlar, normalde sayıları iki ile 20 birey arasında değişen gruplar hâlinde dolaşıyor. Akrobatik bir yapıları var ve teknelerin burun dalgasında sörf yapmayı seviyorlar.

Paul Nicklen

Genelde başka kuşlarla beslenen esmer korsan martılar ve diğer yırtıcılar tarafından atılan yumurta kabukları etrafa saçılmış. Steeple Jason’da, albatrosların ve penguenlerin karşısındaki en büyük tehdit diğer kuşlar. Ergin albatroslar ve penguenler, yavruları kendilerini savunacak duruma gelene kadar yuvalarını koruyor.

Paul Nicklen

Kral penguenler, Doğu Falkland adasındaki Volunteer Burnu’nun beyaz kumlarında dolaşıyor. 1860’larda adalardaki sayıları oldukça azalan penguenlerin sayıları 1970’lerde istikrarlı biçimde artmaya başladı. Elli yıl önce özel koruma alanı hâline gelen sahilde şimdilerde yavrulayan bin adet çift var.

Zamanı ileri sarıp günümüze geldiğimizde, doğanın direncinin kanıtlarını dört bir yanımda görüyorum. Sekiz kilometre uzunluğundaki Steeple Jason’da 48 kuş türü gözlemlenmiş. Ancak tüm bu bolluğa rağmen, Falkland Adaları’nın olağanüstü çeşitliliği insanların yol açtığı tehditlerle karşı karşıya: kirlilik, kötüleşen doğal ortamlar, petrol sızıntıları, balıkçı teknelerinin ardında sürüklenen yemli oltalar ve en önemlisi de iklim değişikliği. Okyanus suları adaların etrafında soğuyup açıklarda ısınırsa, deniz kuşları ile deniz memelilerini besleyen besin zincirinde aksaklıklara neden olabilir. Adalar civarındaki petrol arama çalışmalarının artışı da endişe yaratıyor. Falkland Adaları sakinleri ise korumacılığa kucak açmaları için giderek daha fazla teşvik ediliyor. Her yıl buraya gelen 60 bini aşkın turist sayesinde ekoturizm, bir gelir kaynağı olarak koyun yetiştiriciliğinin önüne geçti ve balıkçılığın ardından ikinci sıradaki yerini aldı. Biyoloji eğitimi almış biri olarak, kendi hâline bırakılan adalarla, zorba dokunuşumuza maruz kalanlar arasındaki farklılıkları saplantı hâline getiriyorum elimde olmadan. Steeple Jason’ın zenginliğinden ne öğrenebiliriz? Doğayı kendi hâline bıraktığımızda ortaya umut ve sağaltım çıkıyor. Adanın çayırlarını ve tepelerini keşfe çıkmak zamanda bin yıl geri gitmek gibi. Ekosistem bakir. Yaban hayatı bol. Hayvanlar bizden korkmuyor.

Afacanlık yapan çizgili karakaralar kamera çantamdan bir şeyler aşırmaya çalışıyor. Albatroslar gökyüzünde dolanıyor. İçlerinden biri, üzerimden uçtuğu sırada ayağıyla hafifçe kafamın arka tarafına dokunuyor. Bilerek yaptığını düşünüyorum. Hayvanların, bizim gibileriyle oyuna girişecek kadar kendilerini özgür hissettikleri başka bir yer var mı? Daha da önemlisi, böyle korkusuz kalmalarını sağlamak için biz ne yapabiliriz? Kırılgan gezegenimiz, onu yalnızca çıkarılacak kaynaklara sahip bir yer olarak görmeyi sürdürürsek, acı çekmeye devam edecek. Steeple Jason’ı, Dünya’nın direncini ortaya koyan bir kanıt olmasının yanı sıra acil bir çağrı olarak da görüyorum. Daha fazla Steeple Jason’lara, çevreye karşı açtığımız savaşı sonlandırıp doğaya kendini toparlaması için zaman vereceğimiz daha fazla alana ihtiyacımız var. 

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Paul Nicklen

Güney Atlantik’in Bird (Kuş) Adası açıklarındaki dondurucu sularda bir güneş denizyıldızı, sualtı yağmur ormanını andıran ortamda bir ağaç kelpine tutunmuş. Falklandlar’ı oluşturan kayalık sırtlar, besinleri derinlerden yukarı çıkmaya zorlayarak tüm balık, memeli ve kuş türleri için çekim merkezi olan zengin bir evren yaratıyor.

Paul Nicklen

Yaklaşık 2,5 metre boyu ve 350 kilogram ağırlığıyla bir erkek güney denizaslanı, gayrıresmî olarak Stick-in-the-Mud (Huysuz) adıyla bilinen adada bir dişiyle iki yavrunun yanında beliriyor. Okyanus sıcaklığının yükseldiği bir dönem boyunca yiyecek bulmakta zorlanmaları ve avlanmaları yüzünden bu hayvanların nüfusları 20. yüzyıl ortasında gerileme göstermişti. Günümüzde –7 bin 500 kadarı Falkland Adaları’nda olmak üzere– Güney Amerika’nın güney kesiminde en yaygın görülen deniz memelisi durumundalar.

Paul Nicklen

Siyah çeneli yunuslar, New Adası civarında yiyecek aradıkları sahile yakın kelp ormanları arasında yüzüyor. Falklandlar’a ve Güney Amerika’nın güneyine özgü bu hayvanlar, normalde sayıları iki ile 20 birey arasında değişen gruplar hâlinde dolaşıyor. Akrobatik bir yapıları var ve teknelerin burun dalgasında sörf yapmayı seviyorlar.

Paul Nicklen

Genelde başka kuşlarla beslenen esmer korsan martılar ve diğer yırtıcılar tarafından atılan yumurta kabukları etrafa saçılmış. Steeple Jason’da, albatrosların ve penguenlerin karşısındaki en büyük tehdit diğer kuşlar. Ergin albatroslar ve penguenler, yavruları kendilerini savunacak duruma gelene kadar yuvalarını koruyor.

Paul Nicklen

Kral penguenler, Doğu Falkland adasındaki Volunteer Burnu’nun beyaz kumlarında dolaşıyor. 1860’larda adalardaki sayıları oldukça azalan penguenlerin sayıları 1970’lerde istikrarlı biçimde artmaya başladı. Elli yıl önce özel koruma alanı hâline gelen sahilde şimdilerde yavrulayan bin adet çift var.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA