NİSAN SAYISI BAYİDE!

ABONE OL


ABONE OL

Kanguru Tartışması

Jeremy Berlin

Stefano Unterthiner

1.2.2019

 

Kanguru Tartışması

Kızıl kangurular, Sturt Ulusal Parkı’ndaki bu alan gibi çorak otlaklarda serpilip çoğalıyor. Avustralya’da 25 milyon insan, tahminen 50 milyon da kanguru yaşıyor. Bazı Avustralyalılar bu rakamı “istila düzeyinde” olarak değerlendiriyor.

Avustralya’nın sevilen simgesi baş ağrıtıyor.

Anne kanguruyla yavrusu, benzin istasyonunun yanında biten çimenlikte otlamak için Main Sokağı’nın karşı tarafına hopluyor.

Yeni Güney Galler’de, opal madenciliği yapılan tuhaf bir kasaba olan White Cliffs’te serin bir bahar akşamı. Bu kasabanın halkı hobbitler gibi havalandırmalı deliklerde yaşıyor. Çorak toprak binlerce maden kuyusuyla delik deşik edilmiş. Yine de görünürdeki en tuhaf şey, bu iki doğu boz kangurusu.

Elli yıldır kanguruları inceleyen ekoloji profesörü George Wilson, “Onları hiç böyle kasabanın orta yerinde görmemiştim,” diyor. “Acaba birilerinin evcil hayvanları olabilirler mi?”

Turistlerin ağzı açık kalmış, kanguruları birbirlerine gösteriyorlar. Çocuklar şaşkınlıkla bağırışıyor. Gün batarken bu iki “roo” –Avustralyalılar kanguruları böyle adlandırıyor– kasabadan ayrılıyor. Bir süre sonra, kasaba barında oturmakta olan genç bir adam birasından son yudumunu alıyor. Hesabı ödeyip, arkasında kancalar olan beyaz kamyonetine atlıyor ve yola koyuluyor. O akşamki işi, öldürebileceği kadar kanguru öldürmek.

Avustralya’nın kendi ulusal simgesiyle karmaşık bir ilişkisi var. Kanguru dünyanın en ikonik ve karizmatik türleri arasında. O, ülkenin eşsiz biyoçeşitliliğinin yaşayan ve hoplayan simgesi. Hem heybetli, hem de sevimli biçimde absürt bir görünüme sahip bu canlı, evrimin bir mucizesi. Zıplayan yegâne büyük hayvan o.


Doğu boz kanguruları, Yeni Güney Galler’in North Durras köyünde otluyor. Kuraklık nedeniyle kanguru gruplarının (onlara “çete” deniyor) insanlarla teması giderek artıyor.

Avustralyalıların kangurularla ne kadar gurur duyduğu her hâllerinden belli oluyor. Filmlerde, TV programlarında, şiirlerde, çocuk kitaplarında karşınıza kangurular çıkıyor. Ülkenin paralarından armasına, havayolu şirketlerinden donanma gemilerine, Olimpiyat ambleminden sporcu formalarına kadar her yer kanguru imgeleriyle bezeli. Dışarıdan bakan biri için bu koca ayaklı, kalın kuyruklu, oynak kulaklı canlılar ülkenin kendisiyle eşanlamlı: Avustralya deyince kanguru, kanguru deyince Avustralya geliyor akla. Dünyada birbirleriyle bu derece yakından ilişkilendirilen başka bir hayvan ve ülke yoktur herhalde.

Ama hükümetin verdiği resmi rakamlara göre Avustralya’da insan sayısının iki katı kadar kanguru yaşıyor ve çoğu Avustralyalı bu hayvanları zararlı olarak görüyor. Toprak sahibi besiciler, ülkedeki tahmini 50 milyon kangurunun ürünlerine zarar verdiğini ve zaten kıt olan kaynaklar için besi hayvanlarına rakip olduklarını söylüyor.

Avustralya sigorta sektörü, her yıl bildirilen 20 binin üzerindeki hayvan–araç çarpışması vakasının yüzde 80’inden fazlasında kanguruların rol oynadığını dile getiriyor. Ülkenin çorak ve düşük nüfus yoğunluklu iç kesimlerinde yaygın inanış, kanguru sayılarının “istila düzeyine” ulaştığı yönünde. Bu düşünceye göre, geleneksel olarak onları avlayan Avustralya yaban köpekleri ya da Aborijin avcıların kalmadığı bir ortamda kanguruları öldürmek, ekolojik dengeyi sağlamak için yaşamsal bir hâl alıyor.

Stefano Underthiner

Grampians Ulusal Parkı (Victoria) yakınlarında iki genç erkek kanguru kozlarını paylaşıyor. “Boks yapan” kanguru imgesi –şimdilerde Avustralya’nın yaygın bir simgesi– ilk kez 1891’de, insanların kangurularla boks yaptığı gösterilerden esinlenen bir karikatürde ortaya çıkmıştı.

Stefano Underthiner

Doğu boz kangurusu çeteleri, Murramarang Ulusal Parkı’ndaki Depot Plajı’nda kıyıda ilerliyor. Zoolog Tim Flannery, “Kangurular Avustralya’da yeraltı kovuklarından, tropikal ormanlardaki ağaç tepelerine kadar neredeyse her habitata uyum sağlıyor,” diyor.

Stefano Underthiner

Profesyonel nişancı Peter Absalom, Mulyungarie İstasyonu (Güney Avustralya) yakınlarında öldürdüğü erkek kızıl kanguruları işlemden geçiriyor. Endüstri, anneleri vurulduğunda öksüz kalan yavruların iyiliği için 2013’te yalnızca erkek kanguruları toplamaya başlamış.

Stefano Underthiner

Garry McLean, Agnes Water’daki Horizons Kanguru Koruma Alanı’nda öksüz kanguruları besliyor. Avustralya Kanguru Derneği’nden Nikki Sutterby, “Onlar da bizim gibi aileci,” diyor. “Yavrularını kaybettiklerinde –ya da yavrular annelerini kaybettiğinde– ciddi derecede acı çekiyorlar.”

Stefano Underthiner

Mackay’daki (Queensland) Cape Hillsborough plajında her yaştan turist, doğu boz kangurularına bakakalmış. Bu alan turistler için popüler bir cazibe merkezi, ekonomi için de bir nimet olmuş. Kanguruları yabanda görebileceğiniz tek yer Avustralya.

Stefano Underthiner

Bir batı boz kangurusu ve fotoğrafçının oğlu, Sturt Ulusal Parkı’ndaki kırevinde birbirlerini süzüyor. Hayalgücünü kangurular kadar harekete geçiren çok az hayvan vardır. “Kangurunun benzersizliği nefes kesici,” diye yazıyor zoolog Flannery. “Öyle ki, eğer varolmasaydı, onu hayalimizde canlandıramazdık.”

Kırsal ekonomiyi kalkındırma açısından da öyle. Kanguru eti ve postunun ticari olarak toplanmasına yönelik hükümet destekli endüstri, 2017’de 29 milyon dolarlık bir ihracat gerçekleştirmiş ve 4 bin kişiye istihdam sağlamış. Günümüzde, tehdit altında olmayan dört türün –doğu boz kangurusu, batı boz kangurusu, kızıl kanguru ve valaru– eti, postu ve derisi 56 ülkeye ihraç ediliyor. Nike, Puma ve Adidas gibi küresel markalar, spor malzemeleri üretmek için güçlü ve esnek kanguru derisi kullanıyor. Kanguru eti, bir zamanlar daha çok evcil hayvan maması olarak satılıyorken, giderek daha fazla markette ve kalburüstü restoranda kendine yer buluyor artık.

Avustralya’nın sekiz eyalet ve yönetim bölgesinden dördü, belirlenmiş yıllık kotalarla düzenlediği itlaflarla sektörü besliyor. (Victoria ve Tasmanya’da da küçük ölçekli denemeler yapılmak üzere.) Yandaşları, yağı az, proteini yüksek kanguru etinin, sera gazı emisyonuna neden olan koyun ve sığıra oranla daha çevre dostu bir hayvandan elde edildiğinin altını çiziyor. Geçmişte, Avustralya Kanguru Endüstrisi Birliği’nin uygulayıcı direktörlüğünü üstlenmiş olan John Kelly, “Gıda ve liflerimizi, Avustralya’nın hassas otlak arazilerine uyum sağlamış hayvanlardan elde etmek son derece akılcı ve sürdürülebilir bir yol. Birçok ekolojist kırmızı et üretiminin bundan daha insancıl bir yolu olmadığını söyleyecektir size,” diyor.

Sesi gür çıkan bir azınlık ise sektöre kafa tutuyor. Hayvan sağlığı örgütleri, ünlüler ve artan sayıda biliminsanı bu itlafları insanlık ve sürdürülebilirlik dışı ve de gereksiz bulduklarını belirtiyor. Popülasyon tahminlerinin oldukça tartışmalı, “istila düzeyinde” ifadesinin de biyolojik açıdan mantık dışı olduğunun altını çiziyorlar. Kanguru yavrularının gelişimi yavaş ilerliyor ve birçoğu ölüyor. Ve sonuçta kanguru popülasyonları yılda yalnızca yüzde 10–15 oranında artabiliyor, o da ancak en ideal koşullar altında.

Yeni Güney Galler’in Yuin halkından Dwayne Bannon–Harrison, kanguruların ülkeyi mahvettiği düşüncesinin gülünç olduğu görüşünde. “Onlar insanlardan çok daha uzun zamandır bu topraklarda dolaşıyor,” diyor. “Nasıl olur da binlerce yıldır burada olan bir şey ülkeyi ‘mahvediyor’ olabilir? Buradaki mantığı anlayamıyorum.”

Pek çok açıdan, bu tartışmanın gelip ulaştığı nokta, varoluşsal bir soru: Kanguru nedir? Kimine göre yok edilmesi gereken bir baş belası. Kimine göre yararlanılması gereken bir doğal kaynak. Kimine göreyse ülkenin sevilen ve korunması gereken sembolü. Bu karşıt görüşler, özellikle kırsal bölgelerde komşuları birbirine düşürüyor. Görünen o ki Avustralya, zıplayan keseli hayvanı yüzünden bölünmüş bir ülke.


Gerek Anglesea Golf Klubü’ndeki (Victoria) golfçü, gerekse doğu boz kangurularından oluşan çete, kendi bildikleri biçimde çimenlerin keyfini çıkarıyor. Kangurular, Avustralya golf sahalarının alışıldık manzaralarından. Hem turist çekiyor, hem de biliminsanlarına kendilerini etiketleme, izleme ve inceleme fırsatı veriyorlar.

“Şu aşağısı kanguru diyarı,” diyor ekolojist Wilson, Cessna uçağının penceresinden 2 bin 500 metre aşağıdaki sık çalılıkları işaret ederek. “Şu aşağıda” toz toprak içinde besi çiftlikleri ve Avustralya’nın güneşte kavrulan iç kesimleri var; verimli toprakların birden toza dönüşebildiği ve su kaynaklarının talebi karşılamaya asla yetmediği araziler. Yeryüzünün en kurak ikinci kıtası burası ve çiftçilik burada her dönem zorlu bir meslek olmuş. Şimdilerde bir de sıcak hava dalgaları ve kuraklıkları daha da kötüleştiren iklim değişikliği, tarımsal faaliyetler ile geçim kaynakları üzerindeki baskıyı iyice artırıyor.

Besici Leon Zanker, aşırı otlatmanın her zaman bir endişe kaynağı olduğunu söylüyor. Kangurular da durumu iyice kötüleştiriyor. Bu iri kıyım çiftçi, ağustosta bir öğle vakti Laurelvale’de, mutfak masasının başına oturmuş, hâlinden yakınıyor. Kuraklık baş gösterdiğinde yemi, suyu ve hayvanlarını idare edebiliyor. Ama arazisindeki kanguruları idare etmek ona düşmüyor –onlar hükümete ait. “Sığırlarımın ve koyunlarımın açlıktan ölmesine göz yumarsam,” diyor Zanker, “hayvan istismarı nedeniyle hapse girebilirim. Ama topraklarımın kangurular yüzünden bozulduğunu görebiliyorum ve bu konuda yapabileceğim hiçbir şey yok.”

Aslında birkaç seçeneği var. Biri ticari amaçlı avlanma. Besiciler, kendi arazilerindeki kanguru sürülerini, ya da yerel ifadeyle çeteleri itlaf etmeleri için ruhsatlı avcılara izin verebiliyor. Ama kanguru ürünlerine yönelik talep –bir ölçüde hayvan sağlığı örgütlerinin bilinçlendirme çabaları nedeniyle– azaldığı için, izin verilen yıllık itlafın ancak küçük bir bölümü bu sektör tarafından karşılanıyor. 2017’de Avustralya’nın belirlediği toplam kota yaklaşık 7,2 milyon olduğu hâlde, 1,5 milyondan az kanguru vurulmuştu.

Diğer bir seçenekse gruplaşarak çit çekmek. Arazileri birbirine komşu besiciler bir araya gelip hükümet desteğiyle çiftliklerini çitle çevirebiliyor. Ancak çitler, bariyerlerin üzerlerinden atlamak isteyen kanguruların tellere takılıp yaralanmasına neden oldukları, yasaya aykırı olarak suya erişimlerini engelledikleri ve bölgeye özgü diğer hayvanların göç yollarını kesintiye uğrattıkları iddiasıyla eleştiriliyor.

Son seçenek ise düpedüz öldürmek. Besiciler belirli sayıda hayvanı öldürmelerine izin veren bir ruhsat için başvuruda bulunabiliyor. Ziyaretim sırasında Zanker, 500 kanguruyu itlaf etmesine izin veren bir ruhsata sahipti. Ama ruhsatı olan birçok besici, kanguru endüstrisinin istihdam ettiği ve denetlediği nişancıların aksine herhangi bir eğitimi veya belgesi bulunmayan amatör avcıları işe alıyor. Bu da başka sorunlar yaratıyor; her yıl sakat kalan binlerce kanguru gibi.

“Gayrimenkul sahibiyseniz,” diye sorguluyor Zanker, “yüksek olasılıkla bankadan kredi almışsınızdır. Ve banka parasını almak ister. Ama baş etmenize izin verilmeyen tek bir hayvan var ve bütün geçim kaynağınızı ayağınızın altından yiyip bitirerek çekip almasını izliyorsunuz. Siz olsanız bu durumda ne yapardınız? Gidip anahtarlarınızı banka müdürüne teslim mi ederdiniz? Yoksa gider, bir kutu mermi mi alırdınız?”

Devamını National Geographic Türkiye’nin Şubat 2019 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Stefano Underthiner

Grampians Ulusal Parkı (Victoria) yakınlarında iki genç erkek kanguru kozlarını paylaşıyor. “Boks yapan” kanguru imgesi –şimdilerde Avustralya’nın yaygın bir simgesi– ilk kez 1891’de, insanların kangurularla boks yaptığı gösterilerden esinlenen bir karikatürde ortaya çıkmıştı.

Stefano Underthiner

Doğu boz kangurusu çeteleri, Murramarang Ulusal Parkı’ndaki Depot Plajı’nda kıyıda ilerliyor. Zoolog Tim Flannery, “Kangurular Avustralya’da yeraltı kovuklarından, tropikal ormanlardaki ağaç tepelerine kadar neredeyse her habitata uyum sağlıyor,” diyor.

Stefano Underthiner

Profesyonel nişancı Peter Absalom, Mulyungarie İstasyonu (Güney Avustralya) yakınlarında öldürdüğü erkek kızıl kanguruları işlemden geçiriyor. Endüstri, anneleri vurulduğunda öksüz kalan yavruların iyiliği için 2013’te yalnızca erkek kanguruları toplamaya başlamış.

Stefano Underthiner

Garry McLean, Agnes Water’daki Horizons Kanguru Koruma Alanı’nda öksüz kanguruları besliyor. Avustralya Kanguru Derneği’nden Nikki Sutterby, “Onlar da bizim gibi aileci,” diyor. “Yavrularını kaybettiklerinde –ya da yavrular annelerini kaybettiğinde– ciddi derecede acı çekiyorlar.”

Stefano Underthiner

Mackay’daki (Queensland) Cape Hillsborough plajında her yaştan turist, doğu boz kangurularına bakakalmış. Bu alan turistler için popüler bir cazibe merkezi, ekonomi için de bir nimet olmuş. Kanguruları yabanda görebileceğiniz tek yer Avustralya.

Stefano Underthiner

Bir batı boz kangurusu ve fotoğrafçının oğlu, Sturt Ulusal Parkı’ndaki kırevinde birbirlerini süzüyor. Hayalgücünü kangurular kadar harekete geçiren çok az hayvan vardır. “Kangurunun benzersizliği nefes kesici,” diye yazıyor zoolog Flannery. “Öyle ki, eğer varolmasaydı, onu hayalimizde canlandıramazdık.”

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA