AĞUSTOS SAYISI BAYİDE!


ABONE OL

Silikon Vadisi Büyüyor (Bir Bakıma)

Michelle Quinn

Laura Morton

1.2.2019

 

Silikon Vadisi Büyüyor (Bir Bakıma)

Singapur Nanyang Teknik Üniversitesi’nin abur cubur, enerji içecekleri ve diyet gazlı içeceklerle beslenen öğrencileri, Santa Clara’daki “hackathon” etkinliğinde fotoğrafçılar için geliştirilmiş bir artırılmış gerçeklik uygulaması konusunda yeni fikirler üzerine çalışıyor.

Silikon Vadisi hâlâ bir fırsatlar diyarı, ama artık başarısının insani maliyetiyle yüzleşmek zorunda.

Tesla’lar park alanındaki 12 elektrikli araç şarj istasyonundan birini kapabilmek için birbiriyle yarışıyor. Çoğunluğu erkeklerden oluşan bir insan seli, Bilgisayar Tarihi Müzesi’nin lobisinde toplanırken bazıları kucaklaşıyor. İçlerinden biri, odanın karşı tarafındaki birine, “Yatırımım nasıl gidiyor?” diye bağırıyor. Bir çan çalıyor ve gürültücü kalabalık sıraya girerek hızlıca konferans salonuna yönelirken ortam sessizliğe gömülüyor. Kapılar kapanıyor. Tanıtım Günü başlamak üzere.

İzleyen iki gün boyunca 132 farklı start–up’ın (yenilikçi bir ürün veya hizmet sunan, yeni kurulmuş şirketler) girişimcileri, dünyayı nasıl değiştirecekleri hakkında iyi çalışılmış, iki dakikalık sunumlar yapıyor. Anlaşılan o ki dünyayı değiştirmenin sayısız yolu var. Bakımevlerindeki yatak odalarının tavanlarına yerleştirilen radar sensörler. Tesisat kablolarını kontrol eden drone’lar. Kargocular için bilgisayarlı öğrenim sistemleri. Erkeklere yönelik bir çamaşır deterjanı abonelik servisi.

Y Combinator şirketinin ortağı ve yönetim kurulu başkanı Michael Seibel, Silikon Vadisi yatırımcılarına, “Ortalama olarak her grupta milyar dolarlık bir şirket adayı bulunuyor,” diyor. “Sizin işiniz, bu adayın hangisi olduğunu bulmak.” Seibel’in şirketi, girişimcilerin fikirlerini geliştirmesine yardımcı oluyor.

Söz alan ilk şirket, abonelerine otoparklarda ve diğer açık alanlarda grup egzersizleri sunan Public Recreation. “Sırrımız şu: Kira ödemiyoruz,” diyor kurucularından biri.


Halka arz edilmiş trilyon dolarlık ilk Amerikan şirketi Apple, Silikon Vadisi’ndeki ilerleme hızını belirledi ve etki alanı genişlemeye devam ediyor. 2017 yılında Cupertino’da açılan yeni merkez binası, “uzaygemisi” olarak biliniyor. Burada Apple’ın San Francisco Körfez Bölgesi çalışanlarının yarısından azına karşılık gelen yaklaşık 12 bin kişi hizmet veriyor. Apple yakın dönemlerde Silikon Vadisi’ni eleştirmeye ve diğer teknoloji şirketleri karşısında iğneleyici bir dille kullanıcı gizliliğini savunmaya başladı.

Kalabalık alkışlarken, bunun büyük bir pazar olup olmadığını merak ediyorum. Peki yağmur, kar, böcekler ve polenli günlerde ne olacak? Ancak sıra bir sonraki büyük fikirde –öngörücü algoritmalar kullanan limanlar için konteyner optimizasyonu. Odada saygı dolu bir sessizlik hâkim.

Silikon Vadisi üzerine yazdığım muhabirlik yıllarım boyunca, bazı iş fikirleri karşısında kahkahalarımı bastırmayı öğrendim. Var olduğunu dahi bilmediğim sorunları çözen, oyuncak gibi bir şey olduklarını düşünüp umursamadığım start–up’lar üzerinden milyarlar kazanıldı. Public Recreation, A planı işe yaramazsa B planına geçiş yapabilir; tıpkı Justin adlı tek bir kişinin şaklabanlıklarını canlı yayınlayarak başlayan, daha sonra herkesin kullanımına açılan, en sonunda da diğer insanların oynadığı oyunları çevrimiçi izleme olanağı sunan Twitch Interactive’e dönüşen Justin.tv gibi. Amazon, 2014 yılında Twitch Interactive şirketini 970 milyon dolara satın aldı.

“Silikon Vadisi durmaksızın ‘geleceğe uçan’ bir yer,” diyor Silikon Vadisi’ni uzun süredir gözlemleyen Paul Saffo. Bu Tanıtım Günü’nde sunum yapan girişimciler, her alana yayılacak yapay zekâ, artırılmış gerçeklik, robotlar, drone’lar ve sensörler aracılığıyla iyileştirilen yaşamlar hakkında bir resim çiziyor.

Silikon Vadisi’nin iyimserliği ve onun devamlılığını sağlayan pragmatik hayalperestler uzun zamandır ilgimi çekiyor. Ama son zamanlarda burada bir “kendine gelme” durumu yaşanıyor. Artık herkesin dilinde sorumluluk ve empati kelimeleri var. Silikon Vadisi, her şeyden sorumlu tutulduğunun bilincinde: işgücü demografisi, altüst olan endüstriler ve teknolojinin getirdiği acılar, sosyal ağlar sayesinde daha hızlı yayılan nefret ve hatta yeniliklerin buradaki insanlar üzerindeki etkisi. Yılda altı haneli maaşlar kazanan bazı çalışanlar dahi barınma masraflarını karşılamakta zorlanıyor. Dünya çapında, örneğin Bolivya gibi yerlerde ise Silikon Vadisi’nin icat ettiği aygıtların çalışabilmesi için gereken lityum madeninin çıkarılması, sömürü ve çevre kirliliği hakkında bazı endişeler doğuruyor (bkz. Bolivya’nın lityum rezervleri makalesi).

Laura Morton

Yeni Facebook çalışanı Nicole Voulgaropoulos ve annesi Sheryl Green–Voulgaropoulos, Facebook’un Menlo Park’taki “beğen” işaretinin önünde poz verirken, babası Mel Voulgaropoulos onların fotoğrafını çekiyor.

Laura Morton

Airbnb’nin San Francisco’daki merkezinde bulunan açık ofiste toplantı odası görevini bir karavan üstleniyor.

Laura Morton

Stanford Güneş Enerjili Araba Projesi’nin mühendislik müdürü Maggie Ford, Stanford Üniversitesi’nde eylül ayında yapılan etkinlik fuarlarından birinde ekibiyle birlikte güneş enerjili bir arabayı tanıtıyor.

Laura Morton

Suzanna Rush, Lydia Lewis ve Jonny Price (soldan sağa) San Francisco’da, aynı zamanda kitle fonlaması platformu Wefunder’ın yönetim kurulu başkanının yatak odası da olan bir odada personel toplantısı yapıyor

Laura Morton

Denizkızı kılığına bürünmüş olan Heather Jenkins, San Francisco, Daybreaker’da, katılımcıları canlandırıp onları bekleyen işgünü için hazırlamak üzere düzenlenen –alkol kullanılmayan– bir sabah partisinde dans ediyor.

Laura Morton

Start–up kurmak isteyen genç kadınlara yönelik bir program olan Violet Society’nin üyeleri, Wefunder tarafından desteklenen bir bahçe etkinliğinde birbirleriyle tanışıyor.

Laura Morton

Mykel Hall, annesi Patricia Carter’ın Palo Alto’daki evinde akşam yemeği hazırlıyor. Evleri geçen yıl neredeyse haczediliyormuş.

Laura Morton

Dijital para birimlerinin yönetimi için bir blok zinciri start–up’ının kurucusu olan Gideon Nweze, San Francisco’da bir blok zinciri üyeleri kulübü olan Node’daki masaj koltuğunu kullanıyor.

Geleceği teknoloji yönetiyor, ancak işleri daha iyi ve etkili hâle getirme arayışı sırasında bazen insanlara zarar veriyor olabileceği de kabul ediliyor.

Kişisel genom araştırmaları ve biyoteknoloji şirketi 23andMe’nin kurucu ortağı ve yönetim kurulu başkanı Anne Wojcicki, “Etrafımız büyük hayaller kuran insanlarla çevrili,” diyor. “Silikon Vadisi’nde olup bitenler, tarihin doğru tarafında yer alıyor. Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, dünya değişti. Ancak bu geçişler kesinlikle zorlu olabiliyor. Ve bana kalırsa, bundan etkilenen her alana karşı bir sorumluluğumuz var.”

Farklı yerlerden gelen ziyaretçiler, “Silikon Vadisi nerede?” diye soruyorlar. Burada resmi bir merkez ya da sıfır noktası yok. Hollywood’un aksine, tepelerde “Teknoloji Kenti!” diyen bir tabela yer almıyor. Doğu ve batıya doğru uzanan alçak sıradağlarıyla Silikon Vadisi, ofisler ve mahallelerden oluşan, at nalı biçiminde düzlük bir arazi. San Francisco Körfezi’nin suları tam merkezde, caddeleri tıkayan trafiğe ya da Tesla ve SpaceX’in yöneticisi Elon Musk’ın en yeni buluşuna aldırış etmeksizin parıldıyor. Ziyaretçileri Facebook şirketinin sürekli genişleyen genel merkezinin hemen yanındaki “beğen” işaretine yönlendiriyorum. Ne Facebook, ne de diğer teknoloji şirketlerinin çoğu, ziyaretçiler için tur düzenliyor.

Elbette bu “beğen” işareti herkesi mutlu etmeyebiliyor. Facebook’un veri ilkeleri –bir araştırmacının bizleri politik reklamların hedefine almak için kişisel bilgileri satmasından ve Rusların Facebook’u bir propaganda aracı olarak kullanıp ABD’deki politik düşmanlığı körüklemesi örneklerinden sonra– kullanıcılarını koruma konusunda başarısız oldu. Teknolojinin merkez üssü, Mountain View’da bulunan, Apple’ın kurucu ortağı Steve Wozniak’ın tarihi öneminden dolayı yalnızca havasını soluyabilmek için ziyaret ettiği ve transistörün mucitlerinden birinin bir şirket kurduğu alan olabilir örneğin. Belki de Los Altos’taki bir çıkmaz sokakta, Hindistan doğumlu bir yazılım mühendisinin geceleri çocuklarını uykuya yatırdığı ve yeni girişimi üzerinde çalışmak için yeniden bilgisayarının başına oturduğu bir evdir. Ya da belki Stanford Üniversitesi yakınlarına park edilmiş, bir tamirci ve eski bir deniz piyadesi olan ve her gün ıslak mendillerle yıkanan Jim’in, Smokey adlı köpeğiyle birlikte yaşadığı, üç lastiği sönük bir karavandır.


Essential şirketi çalışanı Joshua Carpentier, Playground Global’ın Palo Alto’daki ofisinin oyun bahçesi bölümünde çalışıyor. (Playground, oyun bahçesi anlamına geliyor.) Playground yeni teknolojiler geliştiren girişimlere fon ve kaynak sağlıyor; odaklandığı asıl nokta ise yapay zekâ. “Günde bir kez kaydıraktan kaymayı kendime ilke edindim,” diyor Carpentier. “Bu, eğlenmeyi unutmamak ve yaptığın şeyi çok fazla ciddiye almamak için güzel bir hatırlatıcı.” Carpentier, Essential’ın çalışanlarını yüzde 30 oranında azaltmasıyla birlikte geçtiğimiz ekim ayında işten çıkarıldı.

Burası, National Geographic’in 1982 yılında, Silikon Vadisi’nde “kırsal temponun yerini alan kaygısız eşitçilik” hakkında bir makale yayımladığı ve “bu dinamik büyüme, aldatıcı derecede sakin bir dış görünüşün arkasında gerçekleşiyor. (…) Burası içeride neler olup bittiğine dair pek fikir vermeyen, ileri teknolojiyi çağrıştıran kelimelerin yer aldığı şirket tabelalarıyla bezeli alçak, tekdüze binalar bütünü” dediği dönemden çok daha farklı bir yer.

Kenti çevreleyen, geyiklerin beslendiği tepelerdeki dolambaçlı yollar boyunca, buradaki insanların kırsal yaşamlar sürdüklerini düşünebilirsiniz. Bir zamanlar kayısı ve erik bahçelerine ev sahipliği yapan vadi, daha geçen yıl kentin simgelerinden biri olan kiraz dükkânının kepenklerini indirmesine ve Büyük Buhran sırasında San Jose’de kurulan Orchard Supply Hardware’in kapanmasına tanık oldu.

Ancak Silikon Vadisi sizi yine de yanıltabilir. Burası kapüşonlu işadamları ve şortlu risk sermayedarlarıyla rahat, eşitlikçi ve açık görünüyor; insanların içeri girerken ayakkabılarını çıkarmasını gerektiren ya da köpeklerini işe getirmelerine izin veren işyerleriyle de ne kadar uçarı olduğunu sergiliyor.

Ama buradaki hırslar da yabana atılır değil. “İnsanlar sizin adınızdan çok start–up’ınızla ilgileniyor,” diye yakınıyor 24 yaşındaki Avustralyalı ziyaretçi Tristan Matthias.

Silikon Vadisi’nin günümüzdeki cazibesinin tohumları 1990’ların başında atıldı. Bölgeye o dönemde gelen bir muhabir olarak, burasının biraz ölü bir yer olduğunu düşünmüştüm. Soğuk Savaş sonunda savunma sanayiinin zayıflaması ve ekonomide yaşanan gerileme dönemi, Kaliforniya’da genel bir işten çıkarılma durumuyla sonuçlanmıştı. En hareketli alanlar masaüstü yayıncılık, multimedya CD–ROM’lar ve video oyunlarıydı.

Büyük asi –Apple– dahi düşüşe geçmiş gibi görünüyordu. Steve Jobs, 1985 yılında yönetim kurulu ve CEO ile yaşadığı bir anlaşmazlığın ardından Apple’dan ayrılmıştı –kendi kurduğu bu şirkete on yılı aşkın bir süre sonra zaferle geri dönecekti.

1990’ların ortalarında, bir fikir yaygınlaşıyordu: Eğer insanlar bilgisayarları aracılığıyla birbirlerine bağlanabilirlerse yaşam değişebilirdi. Öğretmenlerin çevirmeli modem aracılığıyla ailelerle iletişime geçebilmesi için, öğrencileri arasında bağlantılı bilgisayarları denemekte olan bir okulu ziyaret etmiştim. America Online, ziyaret edip çiçek siparişi verebileceğiniz dijital bir alışveriş merkezi fikriyle ortaya çıktı. Hantal ve kullanışsızdı, ama yine de arka planda bir şeyler demleniyordu.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Şubat 2019 sayısında okuyabilirsiniz.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Laura Morton

Yeni Facebook çalışanı Nicole Voulgaropoulos ve annesi Sheryl Green–Voulgaropoulos, Facebook’un Menlo Park’taki “beğen” işaretinin önünde poz verirken, babası Mel Voulgaropoulos onların fotoğrafını çekiyor.

Laura Morton

Airbnb’nin San Francisco’daki merkezinde bulunan açık ofiste toplantı odası görevini bir karavan üstleniyor.

Laura Morton

Stanford Güneş Enerjili Araba Projesi’nin mühendislik müdürü Maggie Ford, Stanford Üniversitesi’nde eylül ayında yapılan etkinlik fuarlarından birinde ekibiyle birlikte güneş enerjili bir arabayı tanıtıyor.

Laura Morton

Suzanna Rush, Lydia Lewis ve Jonny Price (soldan sağa) San Francisco’da, aynı zamanda kitle fonlaması platformu Wefunder’ın yönetim kurulu başkanının yatak odası da olan bir odada personel toplantısı yapıyor

Laura Morton

Denizkızı kılığına bürünmüş olan Heather Jenkins, San Francisco, Daybreaker’da, katılımcıları canlandırıp onları bekleyen işgünü için hazırlamak üzere düzenlenen –alkol kullanılmayan– bir sabah partisinde dans ediyor.

Laura Morton

Start–up kurmak isteyen genç kadınlara yönelik bir program olan Violet Society’nin üyeleri, Wefunder tarafından desteklenen bir bahçe etkinliğinde birbirleriyle tanışıyor.

Laura Morton

Mykel Hall, annesi Patricia Carter’ın Palo Alto’daki evinde akşam yemeği hazırlıyor. Evleri geçen yıl neredeyse haczediliyormuş.

Laura Morton

Dijital para birimlerinin yönetimi için bir blok zinciri start–up’ının kurucusu olan Gideon Nweze, San Francisco’da bir blok zinciri üyeleri kulübü olan Node’daki masaj koltuğunu kullanıyor.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA