TEMMUZ SAYISI BAYİDE!


ABONE OL

Dünyanın Sonundaki Deniz

Enric Sala

Enric Sala

26.6.2019

 

Dünyanın Sonundaki Deniz

Denizanası, Isla de los Estados (Arjantin) açıklarında bir denizyosunu ormanının yaprakları arasında. Okyanustaki en büyük algler olan dev denizyosunları (Macrocystis pyrifera) yüzeye doğru uzuyor ve boyları 45 metreyi aşabiliyor. Ve bu denizyosunu ormanları, gezegenimizin en yüksek çeşitliliğe sahip ekosistemlerinden birine ev sahipliği yapıyor.

Gezegenin en ücra köşelerinden biri; üstelik yaşamla dolup taşıyor. Ve Arjantin’in bu yaşam alanını bozmaya hiç niyeti yok.

Arjantin’de,Tierra del Fuego’nunen uç noktasınınhemen yanı başındaki Thetis Koyu, aynı zamanda Amerika kıtasının ulaşılabilecek en güney noktası.

Ve çok az insan ona ulaşıyor. Kaptan James Cook, 1768’de günlüğüne “Şüphesiz, gemiler için çok kötü bir yer,” diye yazarak, gelecekteki ziyaretçilerini yosunlardan uzak durmaları için uyarmış. Ancak çetin denizi ve sert rüzgârlarıyla adı çıkmış bu bölgede yine de sığınılacak bir yer sunuyor.

Şubat 2018. Hava soğuk ve kapalı. Hanse Explorer adını taşıyan gemimizden botla ayrılıyor; Thetis’te, kalın bir Atlantik denizyosunu örtüsünün ve sular çekildiğinde ortaya çıkan kumulların arasından dikkatle sıyrılarak kıyıya doğru yol alıyoruz.

Arjantin hükümeti, Tierra del Fuego yerel yönetimi ve Patagonya Deniz Koruma Forumu işbirliğiyle gerçekleştirilen bir National Geographic Pristine Seas (Bâkir Denizler) ekpedisyonuna liderlik etmek üzere buradayım. Yanımda, 2004’te kurulan bu forumun kurucuları arasında olup, yaşamını Arjantin’in deniz memelilerini inceleme ve korumaya adamış dostum ve meslektaşım Claudio Campagna da var. Amacımız, Arjantin sularında yeni bir deniz koruma rezervine önayak olmak üzere bilimsel veri toplamak ve film çekmek.

Yaşamım boyunca bu tür rezervler (deniz ulusal parkları) yaratmak için çalıştım. Son on yılda, Pristine Seas ekibimiz yerel paydaşlarla bir araya gelerek, 5 milyon kilometrekarenin üzerinde okyanus alanının, avlanma ve diğer tehditlerden korunması konusunda hükümetlere yardımcı oldu. Ekspedisyonlarımızda, engin Pasifik’in mercan resiflerinden Kuzey Denizi’ndeki donmuş takımadalara, dünyanın dört bir yanında dalıp çıktık.

Tierra del Fuego’nun uç noktasındaki bu ekspedisyonunsa benim açımdan özel bir anlamı var –yalnızca elde edebileceğimiz başarıyla ilgili değil, bölgeyle aramdaki kişisel bir bağ nedeniyle de önemli. Burası, dostum ve bilimsel akıl hocam Paul Dayton’ın, 1973’te çığır açan incelemelerde bulunduğu yer. Paul ve arkadaşları, kutup rüzgârlarına, doluya ve kara aldırış etmeksizin, üzerlerinde –modern, su geçirmez elbiseler giyen bizlerin aksine– yalnızca eski usul dalış elbiseleriyle Thetis Koyu ve hemen doğusunda yer alan Isla de los Estados’un dört bir yanında daldı. Bu sualtı habitatlarını onlardan önce kimse incelememişti. Ve bizim misyonumuzun bir parçası da Paul’un söz konusu araştırmalarını yinelemekti.


Güney denizaslanları (Otaria flavescens) Şili fiyortlarında, Francisco Coloane Deniz Parkı’nda bir araya toplanmış. Park aynı zamanda, kambur balina için de Kolombiya kıyılarıyla Patagonya suları arasındaki yıllık göçleri sırasında dinlenip beslenebildikleri bir sığınak.

Okyanuslarımızın değişik yerlerinde aşırı avlanma ve iklim değişikliğinin neden olduğu vahim değişimleri ilk elden gözlemledim; en göze çarpan değişimler, mercanlardaki beyazlama ve ölümler ve de yaz aylarında Kuzey Denizi buzullarında yaşanan küçülme. Acaba, Paul’un ziyaretinden 45 yıl sonra burada, yüzeyin altında bizi neler bekliyor?

Claudio ile sahile ayak bastığımız anda bir toplu mezarın üzerinde yürüdüğümüzün ayırdına varıyoruz. Çok eskilerden kalma denizaslanı kemikleri attığımız her adımda ayaklarımızın altında çatırdıyor –20. yüzyılın ilk yarısında yaşamış avcılardan geriye kalmış izler bunlar.

Denizaslanı ve kürklü foklar, büyük oranda derileri ve yakıt olarak kullanılan yağları için ayrım gözetilmeden avlanmıştı. Paul Dayton’ın dönemine gelindiğinde, Arjantin hükümeti söz konusu türleri yasal koruma altına almış olsa da halen eski günlerine dönebilmiş değiller. Araştırmacılara göre, yerel denizaslanı sayıları, büyük olasılıkla üreme çağındaki dişilerin ciddi oranda azalması ve endüstriyel balıkçılığın bıraktığı derin izler nedeniyle, 70 yıl öncekinin beşte biri civarında.

“Geçmişte, insanlar bu hayvanları direkt öldürüyordu,” diyor Claudio. “Artık onları besinlerinden de yoksun bırakıyoruz.” Thetis Koyu’na ulaşmamızın üç gün öncesinde, Ushuaia limanında gördüğümüz 110 metrelik süper–trol gemisinin ağları, bir düzine Boeing 747’yi kucaklayabilecek kapasitedeydi. Tierra del Fuego kıta sahanlığı sınırında, derin havzanın başladığı yerde, işte bu ve benzeri dip trolü ve paragat gemileri çalışıyor.

Kıyıya daha yakın kesimlerde yılın büyük bölümünde hava o kadar sert ki, Thetis Koyu ve Isla de los Estados’ta dalma zahmetine çok az kişi giriyor; ama biz görece sakin bir zamanda buradayız. Dolayısıyla da ada çevresinde iki hafta boyunca dalış yapma olanağı buluyoruz. Bu soğuk ve besin açısından zengin sular, gezegenimizin en muhteşem deniz ekosistemlerinden birini barındıran dev Atlantik denizyosunu ormanlarını besliyor. Atlantik denizyosunu sütunları 45 metreye varan derinliklerden –bazen günde yarım metre kadar uzayarak– yüzeye ulaşıyor. Yüzeye varınca da büyümeyi sürdürüyor ve gün ışığının rengârenk bir vitraydan geçercesine aralardan süzüldüğü bir örtü oluşturuyorlar.

Enric Sala

Binlerce güney yalancı kral yengeç yavrusu (Paralomis granulosa) Boynuz Burnu (Şili) yakınlarındaki bir dev Atlantik denizyosunu ormanına akın ediyor. Tür, bölgede yoğun olarak avlanıyor ve bu denli yüksek sayılarda bir arada oldukça ender görülüyorlar.

Enric Sala

Güney denizaslanı erkeği, Isla de los Estados’ta dalganın içinden fırlayıp bir güney kaya penguenini (Eudyptes chrysocome) kapıveriyor. Güney kaya penguenleri balık yakalamak üzere –yüzlercesi bir arada– yüzerek denize açılıyor. Kalabalık olduklarında tehlikelerden korunuyorlar –tabii bu her zaman ve hepsi için geçerli değil.

Enric Sala

Büyük güney kırmızı ahtapotu (Enteroctopus megalocyathus) Isla de los Estados’ta, bir denizkestanesi yatağının üzerinde dinleniyor. Doymak bilmez denizyosunu yiyicileri olan denizkestaneleri tüm bir ormanı sıfırlayabiliyor –ama burada orman yine de ayakta kalmış. Ahtapotlar ise –ölü ya da diri olmaları fark etmeksizin– balık ve yengeç yiyor.

Enric Sala

Boynuz Burnu’nun 110 km güneybatısındaki Islas Diego Ramírez’de kriller, dev Atlantik denizyosunu ormanına akın ediyor. Kriller balıkları, penguenleri, denizaslanlarını, kürklü fokları, balinaları ve en tepede de okyanusun en muhteşem avcılarından olan orkaları besleyen muazzam bir besin ağının temelini oluşturuyor.

Paul nezaket gösterip, elyazısıyla tuttuğu defterlerinin fotokopisini çekmiş bizim için; sayfalar 1973’e ait ayrıntılı doğa tarihi gözlemleriyle dolu. Bir hazine gibi yanımızda taşıyoruz onları. Dev Atlantik denizyosunu ormanları yüzeyden bakınca hep aynı görünüyor, ama suyun altında iş başka.

Paul her bir koyun kendine has ilginçlikleri, neredeyse ekolojik birer kişiliği olduğunu fark etmiş. Notlarında, bir koyda Atlantik denizyosunlarını sadece bir–iki deniztarağı türünün sardığını; bir başkasında küçük, yumuşak mercanlar olduğunu, bir diğerindeyse, zengin sulardaki besin taneciklerini yakalamak için ince dallara ayrılan tüyleri olan bebek denizhıyarları olduğunu yazıyor.

Şaşırtıcı biçimde, her bir koydaki Atlantik denizyosunlarının hâlâ aynı türlere ev sahipliği yaptığını görüyoruz. Oşinografik koşullar, belli ki yarım yüzyılda pek değişmemiş: İklim değişikliği henüz kalıcı bir iz bırakmamış. Bu müthiş armağan karşısında neşeyle doluyorum. Bizi hayrete düşüren bir başka şey de canlı bolluğu. Deniz tabanının her bir santimetrekaresi organizmalarla dolu: beyaz ve sarı süngerler, kabuk gibi saran pembe algler, lolipopa benzeyen tulumlular… Dev Atlantik denizyosunları, üzerlerinde büyüyen midyelerin ağırlığıyla deniz tabanına doğru eğilip bükülüyor. Mavi bir denizyıldızı salyangozlarla keşiş yengeçlerinin yanında midyeleri de mideye indiriyor.

Bir gün dalışa ara veriyor ve kıta sahanlığının ötesindeki havzaya bakmaya gidiyoruz. Yaganes Havzası, Şili ve Arjantin’in güney ucundan Antarktika’ya uzanan, Pasifik, Atlantik ve Antarktik sularının kavuştuğu, kendi içinde bağlantılı muazzam bir ekosistemin kalbini oluşturuyor. Mühendisimiz Brad Henning’in yanında çok sayıda National Geographic Dropcam’i var; içlerinde sinema kalitesinde çekim yapan kamera ve ışıklar bulunan cam (borosilikat) küreler bunlar. Üzerlerinde bulunan ağırlık sistemi kamerayı dibe indirip, birkaç saat sonra yüzeye geri çıkarıyor –olasılıkla da deniz tabanının daha önce görülmedik görüntülerinden oluşan bir hazineyle.


Isla de los Estados’ta bir fırtınakuşu, güney kaya pengueni kolonisi üzerinde uçuyor. Koruma statüsü hassas olarak belirlenmiş bu penguen türünün, dünya geneli temel alındığında nüfusunun yüzde 10’dan fazlası burada yaşıyor.

Dropcam’ler bizi hüsrana uğratmıyor. Brad bize, kameraların yakaladığı video görüntülerinden bir seçki izlettiğinde şaşkınlıktan ağzımız açık kalıyor. Dişbalığı, berlam ve diğer derin deniz balıkları Brad’in Dropcam’e iliştirdiği yeme hücum ediyor. Bir aşamada, şişman bir mürekkepbalığı kameraya yaklaşıyor ve sonra bir mürekkep patlamasıyla gözden kayboluyor. Bu türlerin birçoğu havza içinde aşırı tüketiliyor. Hâlâ oralarda olmaları da, eğer insanlar olanak verirse, popülasyonlarının yeniden toparlanabileceğinin göstergesi.

Ekspedisyonun ardından dalış elbiselerinden takım elbiselere geçiş yapıyor ve Patagonya Deniz Koruma Forumu’yla Tompkins Conservation’dan ortaklarımızla birlikte Arjantin hükümet yetkilileriyle okyanus koruma konusunda ikna görüşmelerine başlıyoruz. Pristine Seas Latin Amerika direktörü Alex Muñoz, Yaganes deniz parkını kurma planını desteklemesi amacıyla ekspedisyonumuzun sonuçlarını hükümete sunuyor. Ayrıca, Buenos Aires ekspedisyonumuzun belgesel filminin ilk gösterimini yaparak, Arjantin’in liderleriyle yurttaşlarını Yaganes ve Tierra del Fuego’nun harikalarıyla tanıştırıyoruz.

Ve aralık ayında Arjantin Parlamentosu teklifi değerlendirmek üzere olağanüstü gündemle toplanıyor. Hepimiz endişeliyiz. Ulusal Park İdaresi’nin ve hükümetten bazı kilit isimlerin bölgenin korunmasından yana olduğunu biliyoruz. Ama Arjantin yasalarına göre, parkın yapımına izin verecek olan tasarının hem Temsilciler Meclisi’nin hem de Senato’nun onayını alması gerekiyor.

Gergin geçen müzakereler sonunda, 5 Aralık’ta Meclis oylaması yapılıyor. Hayretler içindeyim. Tasarı, 196’ya karşı sıfır oyla kabul ediliyor –daha önce hiçbir ülkede koruma iradesinin bu denli güçlü bir yansımasına tanık olmadığımı söylemeliyim burada. Senato, 12 Aralık’ta nihai onayı veriyor. Şili, Boynuz Burnu’nun güneyinde, tamamen koruma altına alınmış kendi deniz parkını bu tarihten bir yıl önce zaten kararlaştırmıştı. Şili ve Arjantin bundan kırk yıl önce Tierra del Fuego’nun güneyindeki toprak hakkı tartışması nedeniyle savaşın eşiğine gelmiş iki ülke. Şimdiyse bu iki ülkenin devlet başkanları, bölgeyi, denizde oluşturulmuş bir barış parkı olarak ilan etmek istiyor –belki de koruma altındaki en geniş, sınır–aşırı okyanus koruma alanı.

“Bugün, tüm Arjantinliler için sevinçli bir gün,” diyor Claudio bana telefonda, park yasa tasarısının yasalaşmasının ardından. Ama bu sevinç yalnızca Arjantinliler için geçerli değil. Söz konusu suları keşfe çıkma ve belgelemenin ayrıcalığını yaşamış biri olarak, onu yaşamdan koparmak için sarfettiğimiz amansız güç karşısında okyanusun her şeye rağmen yine de belini doğrultabileceği duygusu içindeyim. Her iki hükümetin önderliği sayesinde, dünyanın sonundaki bu muhteşem ekosistem bütünlüğünü yıllar boyunca yitirmeyecek.

Yorum Yaz

Toplam Yorum: 0

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.


Ghost is Here

Enric Sala

Binlerce güney yalancı kral yengeç yavrusu (Paralomis granulosa) Boynuz Burnu (Şili) yakınlarındaki bir dev Atlantik denizyosunu ormanına akın ediyor. Tür, bölgede yoğun olarak avlanıyor ve bu denli yüksek sayılarda bir arada oldukça ender görülüyorlar.

Enric Sala

Güney denizaslanı erkeği, Isla de los Estados’ta dalganın içinden fırlayıp bir güney kaya penguenini (Eudyptes chrysocome) kapıveriyor. Güney kaya penguenleri balık yakalamak üzere –yüzlercesi bir arada– yüzerek denize açılıyor. Kalabalık olduklarında tehlikelerden korunuyorlar –tabii bu her zaman ve hepsi için geçerli değil.

Enric Sala

Büyük güney kırmızı ahtapotu (Enteroctopus megalocyathus) Isla de los Estados’ta, bir denizkestanesi yatağının üzerinde dinleniyor. Doymak bilmez denizyosunu yiyicileri olan denizkestaneleri tüm bir ormanı sıfırlayabiliyor –ama burada orman yine de ayakta kalmış. Ahtapotlar ise –ölü ya da diri olmaları fark etmeksizin– balık ve yengeç yiyor.

Enric Sala

Boynuz Burnu’nun 110 km güneybatısındaki Islas Diego Ramírez’de kriller, dev Atlantik denizyosunu ormanına akın ediyor. Kriller balıkları, penguenleri, denizaslanlarını, kürklü fokları, balinaları ve en tepede de okyanusun en muhteşem avcılarından olan orkaları besleyen muazzam bir besin ağının temelini oluşturuyor.

GİRİŞ YAP

Kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapabilirsiniz.

Şifremi Unuttum Üye Olmak İstiyorum

İletişim İzni Koşullarını okudum, kabul ediyorum.
Zaten üyeyim

Lütfen kayıtlı email adresinizi giriniz.

Geri Dön

VEYA