| |
|

Sürünün Gücü
Temmuz 2007
|
|
 |
 |
| Sürünün Gücü |
Fotoğrafçının Notları
Peter Miller
|
|

|

|

|
|
Thomas Seeley ve Kirk Visscher adlı biyologlarla birlikte New Hampshire açıklarındaki Appledore Adası'nı ziyaretim sırasında, balarılarının sallanma danslarını izleme fırsatını buldum. Hayatımda ilk kez gördüğüm bu şaşırtıcı davranış biçimi, tek tek arıların hareketlerini bir kalabalık önünde sergiledikleri ufak bir "break dans" gösterisini çağrıştırdı bana. Bu durumda kalabalık, yeni bir yuvaya ihtiyaç duyan 10 bin kadar arıdan oluşmuş bir sürüydü. Dansçılar ise potansiyel yuva yerlerini bulan izcilerdi. Her dansçı diğer arılara belirlediği yeri nasıl bulacaklarını bir tür kod aracılığıyla bildiriyordu. Hem de çok kararlı bir tavırla. Aslına bakılırsa, sanki kalabalığı ikna etmeye çalışıyormuş gibi ısrarcı davranıyorlardı. Bazen birkaç arının ilgi çekmek için yarışarak dans ettiklerini gördüm. Sürü kendi durumuyla o kadar meşguldü ki, varlığımı sezdirmeden arıları gözlemlemek üzere onlara epey yaklaşabildim -aramızda en fazla otuz santimetre mesafe vardı.
|
Genelde martıları çok sevmeme karşın, Appledore Adası'nda kaldığım sırada büyük kara sırtlı martıların ve Kuzey gümüş martılarının bağırışlarıyla başımın etini yemelerinden keyif aldığımı söyleyemem. Her yaz bu iri deniz kuşları sürüler halinde yuva yapıyor ve bıraktıkları yumurtalardan yavru martılar çıkıyor. Bu dönem deneyler için adaya gelen Shoals Deniz Laboratuvarı uzmanları açısından da hareketli bir mevsime denk geliyor. Bir binadan diğerine yürürken bir yandan da göz ucuyla saldırgan martıları izlemeyi öğrendim; çünkü ani bir atakla insanın başına konmakta çok ustalar. Dışarıda epeyce zaman geçiren araştırmacılar kendilerini korumak için sert şapkalar giymeyi alışkanlık haline getirmişlerdi. Doğrusu, martıları suçlayamazdım. Korumaya çalıştıkları kabarık tüylü yavruları o kadar sevimliydi ki...
|
Beni Appledore Adası'na götüren tekneye birkaç günlük yiyecek ve bazı araç gereçler konmuştu. Çok sayıda yağ şişesini, pirinç çuvalını, makarna kutusunu ve konserve kasasını rıhtımdan dik bir tepeye taşıyarak orada bekleyen kamyona yüklemek için, eli ayağı tutan herkes bir sıra oluşturmaya çağrıldı. Ben de hemen sıradaki yerimi aldım. Kısa bir süre sonra elden ele düzenli bir paket aktarımı başladı. Uzaktan bakan birine, bir yol boyunca yuvaya yiyecek taşıyan bir karınca sırası gibi göründüğümüze eminim. Kolektif davranışlar üzerine bir makale yazmakta olduğum için, bu tam duruma yakışır bir iş gibi geldi bana.
|
Sayfa Başı
|
| |
|
|
|
|
|