Dario Franchitti, 670 beygirgücündeki turuncu -ve- siyah Indy yarış arabasını bu yılki İndianapolis 500'de zafere götürürken, spor tarihine sıra dışı bir dipnot düşecek ve bu coşkulu İskoçyalı, ünlü Amerikan otomobil yarışını yakıt alkolü ile kazanan ilk yarışçı olacaktı. Günümüz ABD'sinde Ortabatılı çiftçilerden üst düzey politikacılara kadar pek çok kesimi içinde barındıran destekçileri, su gibi berrak bu yüksek oktanlı, mısır kökenli yakıt alkolünün kısa sürede benzinin yerini alarak ülkenin en gözde motor yakıtı olacağı ümidini taşıyor.
Indy'de alınan bu keskin viraj, benzin ve dizel yerine mısır, soya fasulyesi ve şekerkamışı gibi ürünlerden elde edilen "ev yapımı" biyoyakıtlara olan olağanüstü ilginin göstergelerinden sadece biri. ABD'deki yandaşları, bu tip yenilenebilir yakıtların ülkenin artık can çekişmekte olan kırsal ekonomisini canlandırabileceği, Amerikalıların Ortadoğu'ya bağımlılıktan ve -her şeyden öte- artan karbon dioksit salımından kurtulmalarına yardımcı olabileceği görüşünde.
Fosil yakıt kullanımı ile açığa çıkan ve her geçen dakika yerkürenin termostat sıcaklığını yükselten karbonun aksine, biyoyakıtlardaki karbon, yeşil yapraklı bitkilerin atmosferden aldıkları karbondur. Bu karbon, Indy arabasında etanol yakıldığında salınır ve böylece, teorik olarak arabanın karbon nötr çalışması sağlanabilir.
Bu cümledeki en önemli kelime "sağlanabilir". ABD'de halen kullanılmakta olan biyoyakıtlar bazı çiftçilerle, ülkenin bazı tarım devlerine büyük yarar sağlıyor olsa da çevre konusunda pek etkili olamıyor. Mısır, büyük miktarlarda tarım ilacı ve azotlu gübre gerektiriyor ve diğer tüm ürünlerden daha çok toprak erozyonuna yol açabiliyor. Üstelik mısırdan etanol üretmek için neredeyse etanolün kendisi kadar fosil yakıt tüketiliyor. Mısır alkolü ile kıyaslandığında soya fasulyesi yağından elde edilen biyodizelin durumu biraz daha iyi. Çevreciler ayrıca her iki üründe fiyat artışı nedeniyle çiftçilerin, toprağı ve yaban hayatını koruma amacıyla ayrılmış olan 14 milyon hektarlık bir tarım alanını işlemeye yöneltilmesinden ve nadasa ayrılmış tarlalarda daha fazla karbonun açığa çıkma olasılığından korkuyor.
Biyoyakıtlardaki patlama daha şimdiden mısır fiyatlarını yıllardır görülmedik oranda yükseltmiş ve ABD'deki üreticiler, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en yüksek oranda mısır ekmeye yönelmiş durumda. Hasadın yaklaşık beşte birinden etanol üretilecek -ve bu, sadece beş yıl öncesi üretiminin iki katından fazla. Ancak, spor araba kullanmayı seven Amerikalıların benzin tüketimi öylesine yüksek ki, mısır ve soya fasulyesi hasadının tümünden biyoyakıt üretilse dahi bu, benzin ihtiyacının sadece yüzde 12'sini, dizel gereksiniminin de yüzde 6 gibi çok küçük bir bölümünü karşılayacak; öte yandan mısır ve soya fasulyesiyle beslenen sığır, domuz ve tavuk gibi farklı besin kaynaklarında -ve bu arada mısır gevreği üretiminde de- düşüşe yol açacak.
Yine de, ülke sınırları içinde, enerji ürünlerinin dalga dalga büyüdüğü kehribar renkli uçsuz bucaksız tarlalar düşüncesi göz ardı edilemeyecek kadar baştan çıkarıcı; özellikle de Brezilya gibi bir örnek düşünüldüğünde. Otuz yıl önce benzin yerine şekerkamışından elde edilen etanol kullanımını öngören hızlandırılmış bir program başlatan Brezilya, geçtiğimiz yıl etanol ve yerli petrol üretimindeki artış sayesinde petrol ithal etmekten kurtulduğunu açıkladı. Ve Virgin Atlantic'ten Richard Branson ve Sun Microsystems'ten Vinod Khosla gibi ünlü CEO'ların önderlik ettiği yatırımcılar, yenilenebilir enerji üretimi gerçekleştiren şirketlere 70 milyar doların üzerinde yatırım yaptı.
Doğal Kaynakları Koruma Konseyi'nde üst düzey araştırmacı olan Nathanael Greene, "Pek çok yöntemle etanol üretebiliriz," diyor. "Ancak bizlere sayısız yarar sağlayacak ve yaban hayatına dokunmayacak bir yöntem üzerinde düşünmemiz gerekiyor." Greene ve kendisiyle aynı görüşte olan diğer uzmanların söylediğine göre, buradaki en önemli nokta mısır sapı, ot, hızlı büyüyen ağaç, hatta alg gibi besin olarak kullanılmayan bitkisel kaynaklardan yakıt üretmenin yollarını bulmak. Greene, bu yaklaşımın yanı sıra daha yüksek verimli taşıtlar ve toplumlar "2050 yılına kadar benzin gereksinimimizi ortadan kaldırabilir" diyor.