Çin’i Tanıyalım
Mary McPeak
Çin’le ilgili her şey çok büyük. Yaklaşık 1,3 milyarlık nüfusuyla dünyada ilk sırayı alıyor. Toplam 9.596.960 kilometrekarelik yüzölçümüyle Rusya, Kanada ve ABD’den sonra dünyanın dördüncü büyük ülkesi konumunda. Ülkede çalışan 803.300.000 işçiyle dünyadaki en büyük işgücüne sahip.
Çin’in ayrıca 40 yüzyılı aşkın bir geçmişe dayanan zengin bir kültürün, geleneklerin ve teknolojik atılımların getirdiği köklü bir tarihi var. Kâğıt, barut ve ipekli kumaşın mucidi olan Çin, günümüzde dünyanın tükettiği perakende malların üretiminde ilk sıralardaki ülkelerden biri. 1970’lerden itibaren merkezi planlamaya dayalı ekonomiden serbest piyasa ekonomisine yöneliş, özel girişimciliğin gelişmesini ve ülkeye daha fazla dış yatırım girmesini sağladı ve buna bağlı olarak orta sınıfın yükselişi hızlandı. Kırsal kesimden 90 ila 300 milyon kadar insanın imalat fabrikalarında veya hızla gelişen inşaat sektöründe çalışarak yeni bir hayat kurmak üzere göç etmesiyle birlikte, bunu bir kentleşme süreci de izledi. Bu gelişmenin beraberinde getirdiği sorunlardan biri ise çevre kirliliği: Çin şimdi dünyanın en büyük kömür üreticisi ve tüketicisi; çünkü enerjisi büyük ölçüde bu kaynağa bağlı. Öte yandan hidroelektrik üretimine yönelik geniş çaplı baraj yapımı bir dizi köyün ve kasabanın topluca yok olmasına yol açtı.
Ne var ki, Çin’de değişmeyen şeyler de var. Ülkede muazzam bir ekonomik büyüme yaşansa da, devlet hâlâ muhalifleri sıkı denetim altında tutuyor.
Çin’in Etnik Toplulukları
Kathy Maher
Dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin Halk Cumhuriyeti, yaklaşık 1,3 milyar kişiyi, yani yeryüzü nüfusunun beşte birini barındırıyor. Ülkenin bir diğer ayırt edici özelliği ise köklü tarihi. National Geographic Atlas of the World’e göre “Çin belki de dünyanın en uzun ömürlü kesintisiz uygarlığına sahip; Çin halkı 40 yüzyılı aşkın bir süre boyunca güçlü felsefelere, geleneklere ve değerlere dayanan bir kültür yarattı. Yaklaşık 2200 yıl önce Han Hanedanı’nın başa geçmesiyle ortaya çıkan askeri gücün yarattığı imparatorluk, sanat, siyaset ve teknolojide bir altın çağa geçişi sağladı. Han etnik kökeninden olan Çinliler hâlâ kendilerinden “Han halkı” olarak söz ederler.
Han Çinlilerinin ülke nüfusunun yüzde 90’ından fazlasını oluşturmasına karşın, Çin’de çok fazla etnik kökenden insan vardır. Devletçe resmen tanınan 55 azınlık, yani etnik topluluk, ülkenin yaklaşık üçte ikilik bölümünde yaşar. Bazı azınlıklar genel yapı içinde öylesine özümsenmiştir ki, ayrı bir halk kimliğini neredeyse yitirmiş durumdadır; bazı azınlıklar ise özgün göreneklerini, giysilerini ve dillerini koruma çabası içindedir. İç Moğolistan ve Tibet gibi bazı yerlerde azınlıkların güçlü varlığı, hükümeti birkaç özerk bölge oluşturarak bu halklara sınırlı ölçüde siyasal ve kültürel haklar vermeye yöneltmiştir.