Reklam | İletişim | Künye | Üyelik | Alışveriş | Gizlilik Politikası  

Konular Diğer Bölümler Multimedya Ng Scoiety Internet Extra Arşiv Üyelik Ana Sayfa

Tiklayiniz


   

Geç Hititler
Ocak 2009
Konu Ana Sayfa
 
Google Yahoo
Mixx Digg
del.icio.us reddit
StumbleUpon Facebook
Twitter


Yazı: Dr. İlknur Özgen
Fotoğraflar: Ayk Kökçü
Hitit, Urartu ve Asur’un Gölgesindeki Demir Çağı Şehir Devletleri

Geçtiğimiz yaz, Gaziantep yakınlarındaki Zincirli Höyük’te, kraliyet yapılarından uzakta, şehir duvarlarının dışında kazı yapan arkeologlar, İÖ 8. yüzyıla tarihlenen bir stel ortaya çıkardı. Stel, 363 kilo ağırlığında, 91 santimetre yüksekliğinde ve 61 santimetre genişliğindeydi. Kazıyı yapan arkeologlar steli “türünün ilk örneği” olarak tanımladı. Gün ışığına çıkarılan parça, dönemin ölü gömme gelenekleri ile ilgiliydi ve ölümden sonraki yaşama dair bilgi veriyordu. Zincirli’deki diğer stellerin aksine yazıt ve betimleme aynı eser üzerinde yer alıyordu. Neubauer Vakfı tarafından desteklenen kazıların başkanı David Schloen, 22 Kasım 2008’de Amerikan Doğu Bilimleri Araştırma Enstitüsü’nün (American Schools of Oriental Research) Boston’daki toplantısında yaptığı konuşmayla steli bilim dünyasına tanıttı.
Arkeologlar stel üzerinde resmedilmiş kişinin büyük olasılıkla yakılmış olduğunu düşünüyor. Stelin üzerindeki yazıda, ölen kişinin ruhunun ölümden sonra taş levhada yaşamaya devam ettiğine dair bir inançtan söz ediliyor. Belki de Ön Asya kültürlerinde ilk kez ruhun vücuttan ayrı olarak düşünüldüğü gerçeği ile karşı karşıyayız:
Ben Kuttamuva, Panamuva’nın hizmetkârı, halen yaşarken, kendim, bu stelin üretimini denetledim. Bu steli, ebedi bir odaya yerleştirdim ve o odada bir ziyafet düzenledim: Hadad (Fırtına Tanrısı) için bir boğa... Samas (Güneş Tanrısı) için bir koç... ve bu stelde yaşayan ruhum için bir koç (adadım?).”
Yazıt, Kuttamuva’ya, himayesinden birine ya da resmi bir görevliye aitti. Sonradan kutsal bir mezara dönüştürülmüş küçük bir odada orijinal yerinde bulunmuştu.
Yazıtı, Kuttamuva bizzat kendisi kaleme almıştı ve kendisini İÖ 8. yüzyılda Zincirli (Sam’al) kralı Panamuva’nın hizmetkârı olarak tanımlıyordu. Stelin, Kuttamuva’nın evinde bulunduğu düşünülüyor.
Yazıt, Fenike alfabesinden uyarlanmış bir yazı sistemi ile Batı Sami dilinde yazılmıştı. Bu, Arami diline ve İbranice’ye yakın bir dildi. Zincirli krallığının İbranilerle aynı dili ve kültürel özellikleri paylaşıyor olması bilim insanlarının dikkatini çekti. Ama asıl ilginç olan, stel sahibinin ve kralın adlarının Sami dilinde olmamasıydı. Bu da, o dönemdeki etnik grupların ve bölgeye Hitit İmparatorluğu zamanında göç etmiş olan Hint–Avrupa kökenli halk gruplarının varlığına işaret ediyordu.
Kuşkusuz bu yeni bulgu, yanıtları kelime oyunlarına dayanan büyük bir bilmeceyi andıran Geç Hitit resminin önemli parçalarından biriydi. Geç Hitit krallıkları İÖ 1. binyılın ilk dönemlerinde Akdeniz’in doğusu, Kuzey Suriye ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde varlık gösteriyordu. Bu devletlerin politik, sosyal ve kültürel tarihinin yazılabilmesi için yürütülen kazılar ve araştırmalar yeterli olmasa da politik ve stratejik açıdan ne denli önemli olduklarının altını çizmek gerekir. Bu şehir devletlerinin bilinmeyen özelliklerine karşı duyulan merak, karanlık noktaları açığa çıkarmak için duyduğumuz heyecanı körüklüyor...


Sayfa Başı
 



Instagram