Bir Parkın Rüyası

BENZER MAKALELER

Gezi Parkı eylemleri yüzbinlerce insanı, yaşadığı çevreye sahip çıkma ve sadece bireysel haklarını değil doğanın haklarını da koruma yönünde harekete geçirdi.

Gezi eylemleri, kaybedilen ekolojik haktan doğmuş, doğayı odağına alan geniş çaplı bir halk hareketi olması açısından öncü ve önemlidir…” Gezi Parkı’yla başlayıp tüm Türkiye’ye ve hatta dünyaya yayılan hareketin yarattığı dalganın etkileri sürerken, ekoloji ve doğa korumayla ilgili örgütler bu cümleyi merkezine alan ortak bir açıklama yaparak, “doğanın haklarına saygılı kentsel ve kırsal yaşam politikaları üretilmesini ve uygulanmasını” talep ediyordu. Açıklama 30 örgüt ve paydaşın imzasıyla yayımlanmış olsa da Gezi Parkı eylemleri bu talebin arkasında binlerce insan olduğunu gösterdi.

Bu insanlar, önce Gezi Parkı’ndaki ağaçların farkına vardı, sonra kentlerdeki yaşam alanlarının ve kentleşmenin doğal alanlar üzerinde yarattığı baskının… Gezi Parkı’ndan başlayan hareket, doğanın haklarını korumanın sadece “çevreci”, “doğa korumacı” ya da “yeşil” grupların değil, bütün toplumun meselesi olduğunun anlaşılmasını sağladı.

Artık çok daha fazla insan bahçesine, sokağındaki küçük toprak parçasına, üniversite kampusündeki yeşil alana, yanı başında hiç uğramadığı parka daha farklı bir gözle bakıyor ve daha fazla insan özgürlük, katılım, kent yaşamı, tüketim ve yaşam koşullarını sorguluyor.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Güneşin Aydemir, “Gezi Parkı’ndaki ağaçların maden çıkarmak için kazılmaya hazırlanan dağlardaki, baraj için durdurulan nehirlerin vadilerindeki ağaçlarla bağı var. Parkı tehdit ve tedirgin eden zihniyet, atalık tohumlarımızı, küçük üreticilerimizi, bahçelerimizi, gıdamızı da tehdit ediyor,” diyor. “Gezi Parkı pek çok şeyle birlikte şunu gösterdi: Doğayı korumak, doğanın hakları olduğunu söylemek ve bu hakları savunmak romantizm değildir!”

Artık ekoloji ve kentsel dönüşüm hareketlerinde GÖ (Gezi öncesi) ve GS (Gezi sonrası) diye bir milad var.

Taksim Platformu’ndan mimar Korhan Gümüş de bu miladı Berlin duvarının yıkılmasına benzetiyor. “Katılım ve müzakere etme konusunda her şey merkezi siyasetin çevresinde dönüyordu. Gezi Parkı eylemleriyle bunda bir kırılma oldu. Daha önce politika dışı olarak tanımlanan meselelerin katılımcı bir süreçte müzakereye açılması gerektiği ortaya çıktı. Bağımsız kamusal alanı tek bir merkezden yönetmeye çalışma anlayışının sonu geldi. Toplumu tasarlama, kamusal alanı kafalardaki ideolojik duvarlarla, dedikodularla yönetme düşüncesi iflas etti.”

Bu anlayış değişikliğinin ilk yansımalarından biri de, yaşananların ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın, “Artık bir otobüs durağının yeri değiştirilirken bile halka sorulacağını” açıklamasıydı.

Gezi Parkı hareketi, aynı zamanda haklar ve özgürlükler ile demokrasi mücadelesinin, yaşam alanlarının korunması, geliştirilmesi, kentsel dönüşüm ve ekoloji mücadelesiyle yan yana yürütülmesi gerektiğini gösterdi. Greenpeace Akdeniz Kampanyalar Yöneticisi Hilal Atıcı bu konuda, “Gezi, kent ve ekolojiyle ilgili meselelerde halkın katılımının bir hak olduğunu yüksek sesle dile getirdi,” diyor. “Bilgi alma, katılım, yargıya başvuru ve en son noktada protesto haklarını sonuna kadar kullanma talebiyle Gezi, çevre ve demokrasinin kesiştiği bir noktaya yerleşti ve insanın yarattığı sistemin ve doğanın sisteminin birbirinden ayrılmaz olduğunu bir kez daha hatırlattı. Bundan sonra ekolojik hakların daha katmanlı olarak tartışılacağı yeni bir döneme giriyoruz.”

Gezi Parkı’ndan doğan hareket “parklar bizim”, “toplanmahalle”, “Gezi Bostanı” gibi yeni hareketlerle kentlerin parklarına, ortak yaşam alanlarına yayıldı. Artık insanlar parklarda, mahallelerde gerçekleşen forumlarda taleplerini dile getiriyor, nasıl daha katılımcı olabileceklerini konuşuyor, yaşam alanlarına nasıl sahip çıkacaklarını tartışıyor.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Temmuz 2013 sayısında veya iPad Temmuz 2013 edisyonunda okuyabilirsiniz.

Popüler Makaleler

New York High Line Gökyüzündeki Bahçe

Büyük şehirlerdeki parklar genellikle bir kaçış noktası, beton ve demir yığınları arasında yeşil birer sığınak olarak düşünülür. Ama her zaman değil. Manhattan'ın aşağı batı...

Işıltılı Yaşam

Yeryüzünün en bol bulunan ışık kaynakları arasında canlıların kendisi de var. Saat 22.00. Monterey Körfezi Akvaryum Araştırma Enstitüsü’nün araştırma gemisi Western Flyer’ın karanlık odasındayım. Küçücük odaya...

Kim İyiye Gidecek?

Dünyanın ısınmasıyla birlikte hangi hayvanların bu ısınmadan olumsuz etkileneceği, hangilerininse gelişme göstereceği konusu çok net değil. İklimler değişir. Bu, doğanın gerçeği. Ancak gezegenimizin iklimi...