Dağdaki Keder

BENZER MAKALELER

Everest Dağı’nda 16 tırmanış emekçisinin ölümüne yol açan çığ felaketi nasıl gelişti ve dağdaki yaşamı sonsuza kadar nasıl değiştirdi? […]

Dünyanın en yüksek dağının en kara günü olarak tarihe geçecek günün sabahı…

Komcan Köyü’nden 29 yaşındaki Şerpa Nima Çiring, saat 03.00’te tırmanışa başlıyor. Güneşten yanmış bir yüze ve gür siyah saçlara sahip olan Çiring’in sırtında yemek pişirmek için kullanılan 29 kiloluk bir gaz tüpü var. Artık geride kalmış olan Everest Ana Kampı’nın geçici köyünde sayıları 40 civarında olan uluslararası keşif turunun üyeleri çadırlarında uyuyor –ya da 5270 metrenin düşük oksijenli havasından rahatsız bir halde dönüp duruyorlar. Bu arada tepelerde bir yerlerde –Kumbu Buz Çağlayanı boyunca tek sıra halinde ilerleyen Şerpalar dahil– 200’ü aşkın Nepalli işçinin kafa lambalarının ışığı karanlıkta titreşiyor.

Düzenli tırmanılan dağların en tehlikeli bölümlerinden biri olarak kabul edilen bu buz çağlayanı dengesizce yükselen buz kuleleri, çatlaklar, Ana Kamp’ın üzerinde yükselen 7861 metrelik Nuptse zirvesi ile Everest’in batı sırtı arasında yer alan vadiye yayılan kıvrımlı buzuldan oluşan, dik ve sürekli değişim halinde bir labirent…

Şerpa Nima Çiring’in arkadaşlarının çoğu, o 18 Nisan sabahının çok daha erken saatlerinde buz çağlayanına doğru tırmanışa geçmiş bile. Çay ve arpa lapasından –tsamba– oluşan olağan kahvaltılarını yapmış, bir gece önce hazırlanan yükleri sırtlamışlar. Bazıları ip, kar kürekleri, buz vidaları ve Everest’in 8850 metrelik zirvesine kadar uzanacak sabit ip hattını döşemekte kullanacakları diğer malzemeleri taşıyor. Bazıları da dağın yukarılarında dört ara kamp kurmak için gerekli malzemeyi yüklenmiş: Uyku tulumları, yemek çadırları, masalar, sandalyeler, tencereler ve hatta yemek vaktini müşteriler açısından daha hoş kılmak için ısıtıcılar, halılar ve plastik çiçekler.

Bazı Şerpaların yüzünde bir gün önce düzenlenen puja törenleri sırasında birbirlerine sürdükleri kavrulmuş arpa ununun kalıntıları var. Everest’i kendine mekân kılmış tanrıça Jomo Miyo Lang Sangma’dan güvenli bir yolculuk ve uzun ömür dilemişler. Aralarından bazıları, Nisan başında Buz Çağlayanı Doktorları olarak bilinen uzman Şerpalar tarafından açılan güzergâhta daha önce birkaç kez gidip gelmiş. Yarlardan ve buzdaki çatlaklardan geçen sabitlenmiş ipler ve alüminyum merdivenler, bir önceki tırmanış sezonu güzergâhından pek farklı değil. Ama 300 metre yukarıda asılı bir buzulun uğursuzca çıkıntı yaptığı çığa meyilli batı sırtındaki yamaca daha yakın.

Şerpaların çoğu, 45 kilograma ulaşan yüklerine rağmen Kamp I’e giden 3,3 kilometrelik yolu en fazla üç buçuk saatte tırmanacak kadar formda. Çin keşif turu adına çalışan Nima Çiring de, Ana Kamp’tan bir saat süren tırmanışla Popcorn (Patlamış Mısır) olarak bilinen bölgeye ulaşıyor. Bu noktada kırık buzların oluşturduğu bir karmaşanın içinden geçen yol dikleşiyor ve çok sayıda merdiven var. Biraz daha ileride, Futbol Sahası (Football Field) olarak bilinen düzlükte genelde dinlenmek için mola veriliyor.

Buralarda günde bir metre kadar ilerleyen Kumbu Buzulu’nun iniltisini duymak sıradan bir şey. Futbol Sahası’nın yukarısında, büyükçe bir köşk boyutlarında, buzul kütlelerinden ve güvensiz kulelerden oluşan çok tehlikeli bir başka bölge daha var. Nima Çiring’in yolculuğu burayı geçtikten sonra kolaylaşacak. Çünkü Kumbu Buzulu, Batı Vadisi (Western Cwm) olarak bilinen devasa beyaz ovada düzleşiyor.

Nima Çiring, sabah saat 06.00’da, Futbol Sahası’nın yukarısındaki 12 metrelik bir buzul duvarının eteklerine ulaşıyor. Sırtında ağır bir yük, ayağında metal kramponlu botlar, elinde de sabitlenmiş iplerin emniyet noktalarından geçerken takıp çıkarmak zorunda olduğu metal tırmanış aleti olduğu halde, birbirine bağlanmış üç alüminyum merdivene tırmanmak gibi zorlu bir işe girişmekte tereddüt etmiyor. Tepeye ulaşıp, kahvehane boyutundaki eğimli bir buzul çıkıntısında bir sürü dağ işçisinin birikmiş olduğunu gördüğündeyse dehşete kapılıyor. Bazıları ayakta dikilmiş sigara içiyor. Bazıları da kuyruk olmuş, önlerindeki derin hendeği inmek için birbirine bağlı iki merdivenin başında sıra bekliyor. O sabah, yer değiştiren buzul nedeniyle aşağı iniş merdivenlerinin alt kısmındaki bağlantılar gevşemiş ve güzergâhta tıkanmaya yol açmış. Bu bölüme sabah saat 05.00’te ulaşanlar, merdivenler yeniden bağlanmış olduğu halde sıkışıklıkla karşılaşmışlar. Onlardan bir saat sonra bölgeye ulaşan Nima Çiring ise, bağlantı yerlerini bir kez daha gevşemiş halde buluyor.

“Orada 100’ün üzerinde insan vardı tahminimce. Çoğu, ipe tutunmuş aşağıya iniyordu. Tıkanıklıktan kurtulmak yarım saati alırdı. O anda içimde büyük bir korku hissi oluştu,” diyor.

Kulağım ağlıyor”

Nepal’de tehlike önsezileri kimi kez kulak çınlaması olarak hissedilir ve bu fenomen, ağlayan kulak anlamına gelen kana runu kelimeleriyle dile getirilir. Üç kez Everest’e çıkan Nima Çiring, benzer bir “kulak ağlaması”nı daha önce de yaşamış ve göz ardı edilmemesi gerektiğini çok iyi biliyor. Kararsızlık içinde kıvranıyor: Görev bilinciyle yükünü sırtlanıp Kamp I’e kadar devam mı etmeli yoksa gaz tüpünü taşıyabildiği en uzak noktada bırakıp hemen aşağı mı inmeli? Ana Kamp’taki ustabaşını (sirdar) arıyor, ama patron Namçe Pazar’a malzeme almaya gitmiş. Kampın aşçısına ulaşabiliyor. Aşçıya kulağının ağladığını, yükünü sabitlenmiş iplere bağlayıp aşağı ineceğini söylüyor. Diğer Şerpalar ise şaşkınlık içinde…

“‘Kulağım ağlıyor, kötü bir şeyler olacak. Aşağı iniyorum, siz de inin,’ dedim onlara,” diye anlatıyor. “Sanırım saat 06.15 civarıydı.”

Nima Çiring’in kulağının ağladığı haberi hızla yayılıyor. Üçlü merdivenin yukarısındaki beş Şerpa, yüklerini bırakıp aşağı inmeye başlıyorlar. Yüksek dağlara tur düzenleyen Kanada firması Peak Freaks için çalışan iki kişi, üçlü merdivenin alt kesiminde beklemek zorunda kalmış ve ayakları donmaya başlamış. Onlar da bırakma kararı alıyor. Diğerleriyse ağlayan kulak ya da donan ayak gibi nedenlerden dolayı yollarından ayrılmak istemiyor.

Nima Çiring, yolun tıkandığı o noktadan Futbol Sahası’na gidene kadar tanıdığı tanımadığı bir sürü Şerpa ile karşılaşıyor. Tanıdıkları arasındakiler: Kızkardeşine bu sezonun Everest’e son çıkışı olduğunu söyleyen Pangboçeli Purba Ongyal (25), karısı ve iki aylık kızını Komcan’da bırakmış olan Şerpa Lakpa Tencing (24), buz çağlayanına son kez çıktığını söyleyen dağın en yaşlı Şerpalarından 56 yaşındaki Ang Çiri. (Emekliye ayrılıp Tamo’daki Kamp II adlı restoranıyla uğraşmayı planlıyormuş.)

Nima Çiring, Ang Çiri’nin üvey kardeşi Şerpa Dorji’ye de (39) rastlıyor. (Everest’ten iki–üç günlük yürüyüş mesafesindeki Tarngga’da, Bote Kosi Nehri vadisinin tepelerinde ailesiyle birlikte yoksul bir evde yaşıyormuş.) “Kulağımın ağladığını, geri dönmelerini söyledim çoğuna,” diyor Nima Çiring, “‘Yukarı çıkmak zorundayız. Devam etmemiz lazım,’ diye cevap verdiler.”

“Nima Çiring bana yukarı çıkmamamı söyledi,” diye anlatıyor, daha çok Babu olarak bilinen Namçe Pazarlı 33 yaşındaki Şerpa Mingma Galcin de… Oksijen tüpleri ve diğer bazı ekipmanla birlikte Kamp I’e doğru çıkıyormuş o sırada. “Ama ne olursa olsun tırmanışa devam etmek zorundaydım. Müşterilerin ekipmanlarını taşıyordum. İniş merdiveninin orada hiçbir sorun yaşamadım. Ben saat 06.34’te oradan geçtiğim sırada kırık değildi. Ancak aşağı inmek için bekleyen deneyimsiz Şerpalar vardı, çok yavaş ilerliyorlardı.”

Ana Kamp ve buz çağlayanı hâlâ birer gölge olarak seçilirken, yukarılarda, Şerpa tanrılarının zirvelerdeki mekânlarıysa ışıkla yıkanıyor. Everest’teki bu tek kelimeyle harika sabahın sona ermesine sadece 11 dakika var…

Devamını National Geographic Türkiye’nin Kasım 2014 sayısında veya iPad Kasım 2014 edisyonunda okuyabilirsiniz.

Önceki İçerikBeyin Avcıları
Sonraki İçerikHavalar Nereye Gidiyor?

Popüler Makaleler

Romalılar, Korsanlar ve Nazilerden Kalan Tohumlar

Bir tohum binlerce yıl uykuda kaldıktan sonra uyanıp, hiçbir şey olmamış gibi yeşerebilir mi? Hikâyemiz sessiz sakin bir müzede, bir kabinin içinde başlıyor. Orada,...

Gizemli Adam: Homo Naledi

Güney Afrika’da bir mağaranın derinliklerinde bulunan fosiller, aile ağacımıza sürpriz bir dal ekliyor. 13 Eylül 2013’te iki mağaracı Johannesburg’un 50 kilometre kuzeybatısındaki dolomit mağaralar...

Erebus Dağı

Yakıcı sıcakta gelişip serpilen yaratıklar bulmak için Dünya'nın en soğuk noktalarından birine geldik. Dört ay boyunca güneş ışığı gören bu yerde, zifiri karanlıkta varlık...