ABD’de Büyük Göller bölgesinin kültürü ve ekonomisi dondurucu kış tarafından şekilleniyor. Ancak ısınma, yaşanan döngüyü sulu kara çevirirken, giderek artan bir kayıp duygusu baş gösteriyor. 

Yazı: Alejandra Borunda
Fotoğraflar: Amy Sacka

Kristie Leavitt frene basıp ATV’nin gürleyen motorunu kapattığında hava hâlâ karanlıktı ve sıcaklık donma noktasının altındaydı. Bir an için buzu süpüren rüzgârın belli belirsiz fısıltısı dışında hiçbir ses duyulmadı. Lacivert gökyüzü aydınlanmaya başladı. Soğuk hava, ciğerlerini yakıyordu.

Balıkçı kulübesi ve olta takımıyla uyumlu canlı pembe renkli paltosuna sarınan Leavitt, sürücü koltuğunda doğrulup, yarım metre kalınlıktaki buzun üzerine atladı. Michigan’ın Yukarı Yarımada bölgesinde, Munuscong Gölü’nün bu ücra köşesinde çizmeleri çıtırtılar eşliğinde ince kar katmanına gömülürken, en sevdiği aktivitelerden biri için hazırlık ritüeline başladı: buzda balık avı.

Leavitt, Amerika Birleşik Devletleri’nde tüm yıl boyu kış soğuğunu dört gözle bekleyen yaklaşık iki milyon buz balıkçısından biri. Büyük Göller bölgesindeki diğer birçok kişi gibi o da geçimini sağlamak için soğuk havaya bel bağlıyor. Göl kuyısındaki, ailesine ait turist kulübeleri ve yem dükkânının işletmesine yardımcı oluyor; ailesi gelirinin büyük bölümünü buz balıkçılığı ve kar aracı sezonu boyunca kazanıyor.

Ama Leavitt’in o şubat gününde yaptığı, geçtiğimiz kış mevsiminde Büyük Göller bölgesinde ender görülen bir şeydi. Beş gölün tamamının –Superior, Michigan, Erie, Huron ve Ontario–  yüzeylerindeki uzun dönemli buz örtüsü ortalaması yüzde 54. Geçtiğimiz kış ise, göl yüzeylerinin yalnızca yüzde 19,5’i buzla kaplandı –ki bu da neredeyse rekor sayılacak bir düşüştü.

Bölgedeki bazı göllerse hiç donmadı. Diğerleri kenarlarında yalnızca belli belirsiz buz izleri gördü ya da kısa süreliğine dondu. Leavitt’in çıkartmasından bir önceki hafta sonu, bölgedeki sıcaklıklar 4,5 santigrat dereceye fırlamış ve buz balıkçıları üzerinde tişörtlerle sulu buzun üzerinde zorlukla ilerlemişti.

Tek bir sıcak mevsim mutlaka kaçınılmaz olanın işaretçisi sayılmaz. Ancak biliminsanları, giderek artan bir şekilde, Büyük Göller bölgesi genelindeki gelişigüzel kayıtlarda bir örüntü olduğunu görebiliyor ve bu örüntüler tokat etkisi yapan bir çıkarıma ulaşıyor: Belli belirsiz buzlanma belirtileriyle geçen 2019–2020 kışı geleceğin kışlarından tadımlık bir parça olabilir.

8 Şubat 2020 Huron Gölü
Elena Mackenzie, Oscoda’da (Michigan) kiraladığı kır evinde Huron Gölü’nü inceliyor. Göl çevresindeki kalın buz tabakaları genellikle kıyıyı fırtınalardan koruyor. Ancak önceki kış sıcak geçti ve dalgalar kıyıdaki mülkleri aşındırarak binlerce dolarlık hasara yol açtı.

İklimle şekillenen tarih

Büyük Göller, Dünya yüzeyindeki tatlısuyun neredeyse yüzde 20’sini oluşturuyor. Kıyaslamak gerekirse: Bu su miktarı Amerika Birleşik Devletleri sınırları içindeki tüm karasal alanı üç metre derinliğinde suyla kaplayabilir.

Göllerin coğrafi ayakizi de güçlükle idrak edilecek türden. Tamamının toplam yüzeyi yaklaşık olarak Birleşik Krallık yüzölçümü kadar bir alanı (243 bin kilometrekare) kapsıyor. Beş gölün kıyılarının toplam uzunluğu, Büyük Okyanus ya da Atlas Okyanusu’nun ABD’nin tamamına olan kıyılarından binlerce kilometre daha uzun.

Tüm bu suyun varlığı, süreç içinde, gezegenimizin ikliminde yaşanan doğal değişimler tarafından şekillendirildi. Ancak göller şimdilerde daha önce eşi benzeri görülmemiş değişimlerle karşı karşıya ve bu kez, değişimlerin ardında insanlar var.

Gezegenimiz 1880’lerden bu yana ortalama olarak yaklaşık 1 santigrat derece kadar ısındı. Büyük Göller bölgesinin yaşadığı da bu küresel yükselişle benzer şeyler: Havza içinde hava sıcaklıkları, 1900’ların ilk 60 yılıyla karşılaştırıldığında ortalama olarak 0,9 santigrat derece kadar yükseldi. Ve bu ısınmanın büyük bölümü de kış aylarında yoğunlaşarak, buzu devrilme noktasına doğru biraz daha ittiriyor. 

“Göl buzları iklimin şaşırtıcı bir göstergesi,” diyor, York Üniversitesi (Toronto) buz ekolojisti Sapna Sharma. Göl buzu “iklim değişikliğinin açık bir göstergesi –ve insanlar bunu, kimi örneklerde yüzyıllar boyunca, kayıt altına aldılar.”

Japonya’da bir Şinto tapınağındaki rahipler, göllerinin ne zaman baştanbaşa donduğuna ilişkin neredeyse 600 yıldır kayıt tutuyor. Doğal iklim döngüleri bu kayıtlara bakılınca su yüzüne çıkıyor ve bu doğal döngüler son birkaç on yıl içinde insanların neden olduğu, gezegeni pençesine alan ısınmayı gözler önüne seriyor. Ticaret için Finlandiya’nın Tornio Nehri’ni kullanan tüccarlar da buzların 1693 yılından bu yana her yıl ne zaman kırıldığına ilişkin kayıtlara sahip.

Superior Gölü’nde faaliyet gösteren nakliye şirketlerinin elinde ise 1857 yılından bu yana buz oluşumu ve kırılmasına ilişkin kayıtlar var. Bu kayıtlar erken buzların uzunca bir süre varlığını koruduğu soğuk yılların yanı sıra, daha az buzun oluştuğu görece sıcak yılları da kapsıyor. Ve bunlar genel olarak, sanayi devriminden bu yana yaşanan insan–kaynaklı ısınmanın açık birer göstergesi.

“Büyük Göller bölgesinde yaşananlar daha büyük bir öykünün yalnızca küçük bir parçası,” diyor Lesley Knoll. Minnesota Üniversitesi Itasca Biyoloji İstasyonu’nda göl uzmanı olan Knoll, insanların donmuş göllerle kültürel ilişkilerini inceliyor.

26 Ocak 2020 Ontario Gölü 
Alex Whitlock, sörf yapmak üzere Ontario Gölü’ne gidiyor. Genellikle bu tarihte gölün yüzde 13’ü buzla kaplı olurdu. Ancak bu yıl yalnızca yüzde 2’si donmuş hâlde. Ontario kıyı şeridi süreğen biçimde buz kaybediyor ve yaz mevsimindeki su sıcaklığı yavaşça yükselmekte.

Huzurlu kış ritüelleri için bir tehdit

38 yaşındaki Leavitt için buz her zaman yaşamının merkezinde yer almış. Ailesi, o dönemde göl kıyısı kampının sahibi olan büyükanne ve büyükbabasını ziyaret etmek üzere yaşadıkları Aşağı Michigan’dan bölgeye her geldiğinde Leavitt üzerine kat kat kalın giysiler çeker, yem dükkânından bir soğutucu dolusu ufak balık alır ve buz üzerinde yürüyerek olabildiğince uzağa gidermiş. Elle çalıştırılan delgisiyle kalın buzda bir kanal açar ve sessiz sualtı dünyasının kapılarını aralarmış.

Söz konusu dönemlerde, kendisi henüz küçük bir çocukken, balık tutmak basit bir olaymış. Sahip olduğu az sayıdaki gereci buzun üzerine çıkarır, ters çevirdiği 20 litrelik bir kovanın üzerine ilişir ve oltasının ucunu aşağı yukarı hareket ettirerek saatlerce otururmuş. Fazla balık yakalamazmış ama yaşattığı duygu zihninde kışın özü olarak sabitlenip kalmış.

Leavitt bu konuda yalnız değil. Buz, üzerine çıkan herkese farklı şeyler sunuyor. Bazılarına soluklanacak zaman, diğerlerine ise değerli bir eğlence, yiyecek ve çok daha fazlası. Kar ve buz ayrıca yerel ekonomi açısından yaşamsal önemde: Yakın tarihli bir tahmine göre, kış kayağı ve motorlu kar kızakçılığı yaklaşık 3,5 milyar dolarlık bir gelir sağlıyor. Tek bir buz balıkçılığı turnuvası, topluluklara yüz binlerce dolar akıtabiliyor.

Ancak 20–30 yıldır Superior Gölü’nün bazı bölümlerinde buz sezonu yılda neredeyse tam bir gün kısalıyor. Bu da Leavitt’in doğduğu yılda, Superior’da yaşanan bir kış mevsiminde buz örtüsünün bugüne oranla bir aydan daha uzun süre boyunca varlığını sürdürdüğü anlamına geliyor. Superior ayrıca, İsveç’teki Fräcksjön Gölü dışında, dünyadaki diğer tüm göllerden daha hızlı ısınıyor. 

Diğer Büyük Göller’in buz sezonları da yılda ortalama yarım gün kısalıyor. Bu azalma küçük ve tehlikesiz gibi görünüyor olabilir, ancak buz ile buzsuzluk, kar ile yağmur arasındaki çizginin jilet kadar ince olduğu bir yerde bu değişim, yaşanan çok daha önemli bir değişimin üzerini örtüyor.

Büyük Göller bölgesindeki buz örtüsüne odaklanan NOAA iklimbilimcisi Wang, “Bazı durumlarda bu değişimi görmek zor olabiliyor, çünkü yıldan yıla gözlenen değişimler arasında büyük farklılıklar var,” diyor. Bu göller okyanuslardan yüzlerce kilometre uzakta olmasına rağmen, hem Büyük Okyanus hem de Atlas Okyanusu’ndan gelen hava etkilerini hissediyor ve bu hava örüntülerini kendilerine dahil ediyor.

Dolayısıyla, bölgede bazı yıllar bir öncekinden daha sıcak olabilse de, yakın dönemde dondurucu soğuklukta geçen bazı kış mevsimleri de yaşandı. 2013–2014’te kutup girdabı Kuzey Kutbu’ndan ABD anakarasına dondurucu bir hava akımı taşıdı ve soğuk hava Büyük Göller’in dahi ötelerine kadar uzandı. Büyük Göller’deki toplam buz örtüsünün oranı yüzde 90’ı aştı; bazı yerlerde o kadar kalınlaştı ki, buz balıkçılarının kullandığı delgiler suya ulaşamadı.

Bunun en aldatıcı olan yanıysa, her yıl oluşan göl buzlarının varlığı ve artışının, sanılandan daha karmaşık bir olaylar silsilesi yaratmış olması. 

Belki hava kış başlarında buz oluşumuna yol açacak kadar soğuyor. Ama acımasız rüzgârlar su yüzeyini çalkalamaya devam ederse, buz oluşumu gecikebiliyor. Olasılıkla önceki yaz normalden daha sıcak geçtiği için su çok fazla ısı alıyor ve soğuyup donmaya başlayabileceği noktaya gelmesi çok uzun sürüyor. Belki mevsim başında birkaç erken kar yağışı buzu üstten yalıtıyor ve bu durum, zannedilenin aksine, buzun düşük sıcaklıklarda hızlıca büyümesini önlüyor.

Bazı etmenler ise bu kadar karmaşık değil. Hava ısınıyor. Su da öyle, hatta birçok yerde havadan daha hızlı bir şekilde. Kuzey Yarıküre’de, geçmişte sürekli olarak donan yaklaşık 15 bin göl artık aralıklı şekilde donuyor ya da hiç donmuyor.

1 Mart 2020 Michigan Gölü 
Bir kadın ve köpeği, buzlanmanın 2019–2020 kışı boyunca hiç yüzde 20’nin üzerine çıkamadığı, donmamış Michigan Gölü’nün çamurlu kıyılarında yürüyüş yapıyor.

‘Sanki bir şeyler ters gidiyor gibi’

Kış mevsimi, Büyük Göller bölgesi kültürünün ayrılmaz bir parçası. Ilık şubat–ortası Michiganlıları dışarıya çekiyor, ama insanlar yine de tedirgin.

Tüm yaşamını Yukarı Yarımada’da geçirmiş olan Kasey Spencer, “Havanın böyle güzel olması hoşuma gidiyor, ama sıcaklık, ne bileyim, eksi 40’a falan düşmeden sanki gerçek bir kış gibi olmuyor,” diyor. Hava soğukken perişan oluyoruz, ama aynı zamanda da inanılmaz mutluyuz, anlatabiliyor muyum? Eğer cidden sıcak bir kış geçirirsek sanki bir şeyler ters gidiyor gibi geliyor.”

Geleceğin getirecekleri şimdinin hem daha fazlası, hem de daha azı. Artık insanların hâlâ atmosfere pompalamaya devam ettiği sera gazları tarafından hapsedilen sıcaklık çok daha fazla. İklim uzmanları Büyük Göller havzasındaki hava sıcaklıklarının 2045 yılına gelindiğinde yarım derece, 2100 yılına gelindiğinde ise kabaca 3 ile 5,5 derece kadar daha yükseleceğini öngörüyor. Havanın yanı sıra artık suda da uzun, sıcak yazların zorla bünyesine kattığı daha fazla sıcaklık var.

Bazı uzmanlar 2030’ların sonuna gelindiğinde Büyük Göller havzasında sıfırın altındaki minimum sıcaklıklarda geçen sürenin 15–16 gün kadar, 2050 yılında ise bundan daha da fazla kısalacağını öngörüyor. Görüşleri, yüzyılın sonuna gelindiğinde sıcaklıkların sıfırın altında seyrettiği dönemlerin, iklim konusunda atılan adımların güç ve yoğunluğuna bağlı olarak, her yıl 27 ile 42 gün daha kısalacağı yönünde.

2015 Paris İklim Anlaşması’nda 195 imza sahibi, gezegen genelindeki ısınmanın sanayileşme öncesi sıcaklık düzeyinin 2 santigrat dereceden fazla aşılmasını önlemeye çalışacağını kabul etti. Sharma bu hedefler elde edilse dahi, Kuzey Yarıküre’deki 35 bini aşkın gölün süreğen kış buzlarını kaybedebileceğini öngörüyor. En kasvetli ısınma senaryolarında, 200 bini aşkın gölün buzsuz geçirdiği günler artabilir. Su kış aylarında yeterince soğumazsa, bahar ve yaz aylarında daha hızlı ve daha fazla ısınıyor. Zamanla ve özellikle de iklim bu acımasız ısınışından vazgeçmedikçe, sistem kendini daha da hızlandırıyor –kendi kendini güçlendiren bir döngü bu.

“Bir noktada, bazen buzlanan bazen de buzlanmayan bu bölgeler asla buzlanmayacakları bir evreye geçiş yapacak,” diyor Knoll. “İnsanlar hiç buzla karşılaşmazlarsa bu su kütleleriyle nasıl etkileşime geçecekler?  Nasıl uyum sağlayacaklar? Yaşamları ne şekilde değişecek?”

Leavitt gelecekten söz etmeye başladığında tereddüt ediyor. Gördüğü dünya hâlâ buzla kaplı; her yıl, soğuk hava için yeni bir fırsat. Ama ara sıra kaygıları su yüzüne çıkıyor. 

“Bazen hiç kestiremiyorum,” diyor, balık tutmaya hazırlanırken. “70 yaşına geldiğimde tüm bunlar hâlâ var olacak mı?”

National Geographic kadrolu yazarı Alejandra Borunda çevre konularını ele alıyor. Büyük Göller’in insanları, kültürü ve doğasına odaklanan Amy Sacka Detroit’te (ABD) yaşayan bir belgesel fotoğrafçısı.