Faroe Adaları’nın Bin Yıllık Balina Avı Geleneği

BENZER MAKALELER

Eylemciler Faroe Adaları’nda balina avını engellemeye çalışyor. yöre sakinleriyse geleneklerine dört elle sarılıyor.[…]

Uyarı: Bu makale bazı okuyucular için rahatsız edici görseller içeriyor olabilir.


Kuzey Atlantik Okyanusu’ndaki Faroe Adaları’nda balina avını engellemeye çalışan 14 eylemcinin tutuklanması, bin yıllık geçmişe sahip bir geleneği yeniden gündeme taşıdı: Geleneklere bağlılık mı önce gelmeli, doğa korumacılığı mı? Faroe Adaları’nda grindadráp ya da grind olarak adlandırılan sürek avı sırasında küçük motorlardan oluşan ufak bir filo balinaları ya da yunusları bıçakla kolayca öldürülebilecekleri sığ bir koya sürüyor. Koya sıkışan balina ve yunuslar daha sonra boğazları kesilerek ve omurilikleri kırılarak öldürülüyor.

Tennessee, Sewanee’deki South Üniversitesi coğrafya uzmanı Russell Fielding, grind’ın, dünyanın fazla değişikliğe uğramadan en uzun süredir devam eden balina avlama geleneği olduğunu söylüyor. Fielding, 2005 yılından bu yana Faroe Adaları grind‘larını inceliyor. Kuzey Kutbu’ndaki ve Avrupa’daki başka kültürlerin Faroe Adaları sakinlerinden çok daha önce balina avcılığına başladığını söylüyor Fielding. Ancak ya avlanmaya son vermişler ya da kullandıkları yöntemleri büyük oranda değiştirmişler.

Kullanım Amaçlı

Bu topluma gıda ve birliktelik ruhu sağlayan ava karşı gerçekleştirilen protestolar, her iki tarafın savunucuları arasında da güçlü duygular uyandırıyor. (Sea Shepherd Korumacılık Derneği’nin kurucusu Paul Watson, balina avını sona erdirme mücadelesinin 1980’lerde başladığını ve uygulama sona erene kadar da devam edeceğini belirtiyor.) Grind’a katılan 28 yaşındaki Faroe sakini Bjarki Dalsgarŏ, elektronik postayla yapılan bir röportajda “geleneklerimizi korumak bizim için önemli” diyor. Protestoların, onlara “ne yapıp yapmamaları gerektiğini söyleyenlere” karşı durmak için halkı birleştirdiğini ilave ediyor. “Grind ile derin bir kültürel bağları var,” diyor Fielding. “Ancak aslen gıda amaçlı yapıldığını söyleyerek tepki gösteriyorlar.”

Etin haşlandığını, biftek olarak ızgara yapıldığını ya da açık havada kurutulduğunu söylüyor Dalsgarŏ. “Açık havada kurutulmuş balina eti oldukça yaygın ve özel bir lezzet olarak kabul ediliyor,” diye belirtiyor. Genelde ince dilimlere kesilerek çiğ olarak yeniliyor. Yağı ise onun ailesinde garnitür olarak patates ile birlikte yeniliyormuş. Fielding ise et ve yağda zehirleyici ağır metaller bulunmasından kaynaklanan endişeler nedeniyle son zamanlarda tüketimin bir dereceye kadar düştüğünü söylüyor. Ancak adaların baş doktorunun bile –bir tür sağlık dairesi başkanı– düğünlerde hala balina eti yediğini de ilave ediyor. Fielding, “Sık yenen bir yemekten sembolik bir yiyeceğe dönüşüyor,” şeklinde konuşuyor.

Sürek Avı


Faroeliler, ancak belirli şartlar oluştuğunda grind düzenliyor. Hayvanların, av sahili olarak onaylanan 23 kumsaldan birinin etrafında ve kıyıya yakın olması zorunlu. Suyun ve akıntıların sakin olması gerekiyor. Ayrıca, hayvanları sahile sürmek için gerekli sürat teknelerini kullanacak yeterli katılımcı olması lazım. Bazı yıllar, örneğin 2008’de, koşullar uygun olmadığından balina avı yapılamamış. Ancak Fielding, 2012 yılında gerçekleştirdiği bir araştırmada Faroelilerin son üç yüzyıldır yılda ortalama 838 kılavuz balina ve 75 yunus yakaladığını belirtiyor.

Dalsgarŏ, adada balinacılığın bir “meslek” olmadığını belirtiyor. Herkesin bir işi var ancak grind yapılacağı duyulduğunda –haber genelde cep telefonları, radyo ya da sosyal medya yoluyla yayılıyor– ava katılmak için denize koşuyorlar. Faroelilerin genelde uzun yüzgeçli kılavuz balinaları hedef aldığını belirtiyor Fielding. Ama şişe burunlu yunus, beyaz kenarlı yunus ve Risso yunusu da avlıyorlar. Aslında Risso yunusu, Faroe hükümetinin av izni verilen hayvanlar listesinde yer almıyor. Bu hayvanlardan hiçbirinin nesli tehlike altında değil. Ancak Uluslararası Doğa Koruma Birliği, uzun yüzgeçli kılavuz balinasını “verileri yetersiz” hayvanlardan biri olarak tanımlıyor. Bu da, Kuzey Atlantik’teki nüfus durumunu değerlendirecek yeterli bilimsel kanıtlar olmadığı anlamına geliyor.

Kızıla Dönen Sular

Balıkların motorlar tarafından onaylı sahillerden birine sürülmesinin ardından, kıyıdakiler bıçaklarıyla suya girip kılavuz balinaların boynunu keserek omuriliğini kırıyor. Fielding hemen öldüklerini söylüyor ama ölümün süresine dair tartışmalar var. “Çok kan akıyor,” diyor Fielding. Körfezin suları kısa sürede kızıla dönüşüyor. “İlk gördüğümde zor izledim,” diye ekliyor. Kendisi de bir avcı olan Fielding, “Daha önce hayvanların yiyeceğe dönüşme sürecini görmemiş olan kişiler çok üzülüyor,” diye yorum yapıyor.

Hayvanlar öldükten sonra, emniyet müdürü geleneksel hesaplama yöntemlerini kullanarak eti paylaştırıyor. Köylüler paylarına düşen etin kesimini kendileri yapıyor. “Hayvanın kesimini yaparak et haline getirmek burada yaşayanların mutlaka sahip olması gereken bir beceri,” diyor Fielding. “Tüm hayvanların kesilmesi bir saatten uzun sürüyor.” Sonra biri omurilikleri toplayıp denize atıyor.

Fielding, Faroe Adaları’nda balina eti tüketiminin protestolar nedeniyle değil sağlık kaygısı sonucu azaldığını düşünüyor. Adalıların bu geleneğe çok bağlı olduğunu söylüyor. “Dünyanın bir başka yerinde böyle bir toplum ve birlik duygusu yaşandığını zannetmiyorum,” diyor Dalsgarŏ. “Toplumsal ve bireysel olarak yiyecek elde etmek için herkes bir araya geliyor. ”

Popüler Makaleler

Tutanhamon’un Hazineleri

Çocuk yaşta tahta geçen, öldüğünde yalnızca 18 yaşında olan ve Mısır'ın tarihinin şekillenmesinde önemli bir figür olan Tutanhamon'un mezarında bulunan dillere destan hazineler, ününün...

Hayat Vermek Hâlâ Ölümcül Olabilir

ABD, gebeliğe bağlı nedenlerle yaşamını yitiren kadın oranının 1990’dan bu yana arttığı iki gelişmiş ülkeden biri. Ülkede siyahi anneler özellikle risk altında. ABD’de...

Kuzey Atlantik’i Besleyen Yosun

Sargassum adı verilen yüzer-gezer bitkiler karmaşık ve büyüleyici bir çeşitliliğe sahip sayısız deniz canlısının yaşam kaynağı. Deniz biyoloğu Brian Lapointe, “Böylesini başka hiçbir...