20 yaşındaki Delaney Reynolds’ın boyu 1.57. Konuşmalarında değindiği üzere, 60 yaşına geldiğinde, bugün yaşadığı Florida eyaletinde deniz seviyesi kendisinin bel hizasına kadar yükselmiş olacak. 100 yaşına geldiğinde ise boyunu aşacak. Anlatmak istediği çok açık. “Çocuklar bunu anlayabiliyor,” diyor.

İklim değişikliği dünya genelinde kaos yaratırken, gençler harekete geçiyor ve büyüklerinden daha fazlasını gerçekleştirmelerini talep ediyor.

Yazı: Laura Parker

Greta’dan önce, Severn vardı.

Fotoğraflarda, genellikle, yetişkinleri iklim değişikliğine karşı kayda değer adımlar atmaları için iknaya çalışan gençlerin yürüttüğü –uzunca bir süreci geride bırakan– kampanyayı dimdik ayakta tutmak istercesine yan yanalar. İsveçli genç aktivist Greta Thunberg, alarm ziline basan son çocuk. İlki mi? Vancouver’lı (Kanada) bir çevre bilimcinin kızı olan Severn Cullis–Suzuki.

Severn, 1992’de, beraberinde üç genç aktivist daha olmak üzere, Rio de Janeiro’daki Birleşmiş Milletler (BM) iklim konferansına katıldı. 12 yaşındaydı. Küresel ısınmaya ilişkin bilimsel verilerin henüz yankılanmaya başladığı dönemlerdi. BM, şimdilerde iklim bilimi konusunda öncü yetkili olan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ni kuralı sadece dört yıl olmuştu ve dünya liderleri kendilerine nutuk çeken çocukları dinlemeye alışık değildi.  Severn, o tarihten sonra, “dünyayı altı dakikalığına susturan kız” olarak tanınmaya başladı ve genç aktivistlerin –yalnızca çocukların yapabileceği netlik ve keskinlikte– yaklaşmakta olan kaçınılmaz sona ilişkin görüşlerini ifade etmeleri konusunda kayda değer bir örnek oluşturdu. “Yöntemlerinizi değiştirmek zorundasınız,” demişti Severn konferanstaki delegelere. “Benim geleceğimin kaybolması, sizin bir seçimi ya da borsada birkaç puanınızı kaybetmenize benzemez.”

Geçtiğimiz Eylül ayında BM’nin New York’ta yapılan İklim Zirvesi’nde dinleyicileri paylayan Greta ile Severn arasındaki benzerlik çarpıcı. Öyle ki, rahatlıkla, aradan geçen 27 yıl boyunca insanlığın karşısındaki varoluş tehdidini ortadan kaldırmak için hiçbir şey yapılmadığı sonucuna varabilirsiniz.

Severn Cullis-Suzuki
Konuşmaları, yazıları ve filmleri aracılığıyla Dünya’yı ayakta tutacak değerlere geri dönmemiz gerektiğini savunuyor. 1992 yılında, henüz 12 yaşındayken, Rio de Janeiro BM İklim Konferansı’nda yaptığı konuşma YouTube’da hâlâ izleniyor. 2017 yılında, bu konuşmanın 25. yıldönümünde, genç insanları konuşmalarını, ya da en azından konuşmalarının bazı bölümlerini “Ben Yalnızca Bir Çocuğum, Ama…” adlı YouTube sayfasına yüklemeye teşvik etti. 
Kari Medig

Aslında, harekete geçmemizi sağlayacak birçok değişim yaşandı. 30 yıl öncesinde gözle görülemeyen felaketlerin giderek artan sayı ve şiddeti, küresel çapta dikkatleri, gerçekte nasıl bir tehlike ile yüz yüze kalınabileceği konusuna çekti. Ve etkileyici bir biçimde, sözü edilen tehditlerin yol açacağı sonuçları yaşayacak olan insan grubu, geçtiğimiz yıl, tarihteki en büyük çevreci protestosunu gerçekleştirmek üzere sokağa döküldü. 

Gençler, sayıca üstünlükleri ve sosyal medyanın örgütleme gücü sayesinde, insanları harekete geçirmek için avantajlı konumda. Dünya genelinde, 25 yaş altı insan sayısı 3 milyarı aşkın; yani toplam nüfusun beşte ikisi. Gençlik protestoları giderek genişleyerek, aralarında ırksal eşitlik–adalet ve silah kontrolünün de yer aldığı birçok sosyal sorunu içeren bir harekete dönüşmüş durumda.

Milyonlarca çocuk, buzul katmanlarındaki erimeye ve sıcaklıklardaki yükselişe tanıklık ederek büyüdü; bu paralelde de artık ülke liderlerinin harekete geçmesini beklemekten usanmış durumdalar. “Vietnam Savaşı, bir neslin radikalleşmesi konusunda tetikleyici oldu,” diyor San Francisco Üniversitesi’nden siyaset bilimi profesörü Stephen Zunes. “İklim de aynı şeyi yapacak.”

Bu bir türlü harekete geçilmeme halinin, gün geçtikçe daha fazla hayal kırıklığına uğrattığı gençler arasında, ABD’nin iklim değişikliği karşısında en korunmasız yerlerinden Florida’da yaşayan 20 yaşındaki Delaney Reynolds da var. “Bugün iktidardakilerin çoğu para ve kâra fazlasıyla odaklanmış durumda,” diyor. “Onların yerine geçebileceğimiz gün ilk iş olarak bunu yapacağız.”

Miami Üniversitesi’nde öğrenim görmekte olan Reynolds, Sink or Swim (Bat ya da Yüz) projesinin kurucusu olarak Floridalıları deniz seviyesindeki yükselme konusunda eğitiyor –kendisini dinlemeye gönüllü olan insanlar için yüzlerce konuşma yapmış bile. “Anaokulu çocukları dahi bunun bir sorun olduğunu kavrayabilirken, politikacıların kavrayamaması inanılmaz,” diyor.

22 yaşındaki Alman aktivist Felix Finkbeiner de iklim değişikliği gençlik hareketinin eski üyelerinden. Oyuncak bir kutup ayısı varmış Finkbeiner’ın ve gördüğü, Arktik bölge buzullarındaki yok oluş sonucu yiyecek bulmakta zorlanan aç kutup ayılarının fotoğraflarından fazlasıyla etkilenen bir çocuk olarak yolu, henüz dokuz yaşındayken, çevrecilikle kesişmiş. Bir şeyler yapmak istemiş; bu niyetle okuluna bir ağaç dikmiş. Şimdilerde, 2007 yılında kurduğu kâr amacı gütmeyen Gezegen–İçin–Fidan–Dik adını taşıyan kuruluşun yönetiminin yanı sıra iklim ekolojisi alanında doktorasını sürdürüyor. Proje, 73 ülkede sekiz milyon ağaç dikilmesine önayak olan ve toplamda 1 trilyon ağaç dikilebilmesi için sürdürülen küresel girişimin bir parçası. 

“Böylesi bir hareket için bunca zaman geçmesi ya da bunun, gençlere ait bir proje olması için hiçbir neden yoktu,” diyor. “Yaşananlar olağanüstü. Bu, beklemekte olduğumuz eşik noktası olabilir.”

Finkbeiner geçtiğimiz sonbaharda, Kenya’nın ormanlarını geri kazanması için kendi üzerine düşeni yapabilmek adına, attığı her golün ardından bir ağaç diken 15 yaşındaki Nairobili futbolcu Lesein Mutunkei ile tanışıp yöntemlerini paylaşmış. Ve Mutunkei, kendi başarılarını ağaç dikerek kutlamaları için diğer gençleri de buna dâhil ederek projesini genişletmiş. “Eğer müzikte iyiyseniz ve belirli bir noktaya ulaştıysanız, bunun için bir ağaç dikebilirsiniz. Eğer bir dersten tam not alırsanız, ağaç dikebilirsiniz,” diyor.

Peşi sıra gelen en önemli çabalar arasında, aralarında Norveç ve Pakistan’ın da bulunduğu çeşitli ülkelerde, gençlerin iklim koruma önlemlerinin alınması için açtığı davalar var. 

İklim protestolarının en yenisi dalgası birkaç yıl önce Avrupa’da gelişmeye başladı. Almanya’daki genç aktivistler az sayıda insan ve dikkat çeken –ancak, Greta Thunberg’ün tek başına Ağustos 2018’de dünyayı sallayan okul grevine de esin kaynağı oluşturan– bu hareketin temellerini atan okul grevleri organize etti. Ve Stockholm’de, İsveç parlamento binasının önünde kimsenin tanımadığı biri olarak oturan bu 17 yaşındaki aktivist, çok geçmeden çoğu ülkede ve toplam 7 bini aşkın kentte okul grevlerine yol açan küresel bir hareketin yüzü haline geldi. Sıfır emisyona yol açan bir yatla Atlas Okyanusu’nu geçerek New York’a vardığında, genellikle rock yıldızlarına atfedilen türden bir üne kavuşmuştu bile. 

Belki de Thunberg’ün açık sözlü ve sözünü sakınmayan biri olmasının nedenlerinden biri de, Asperger sendromlu olması. Politik tartışmalarda fazlasıyla sık karşılaşılan çarpıtılmış lisanı kullanmıyor Thurnberg. ABD’de Kongre önünde yaptığı konuşmada, önceden hazırlanmış cümleler kullanmak yerine meclise bir BM iklim paneli raporu sundu. “Beni dinlemenizi istemiyorum, biliminsanlarını dinlemenizi istiyorum,” dedi.

İnsan hakları avukatı Elizabeth Wilson, genç aktivistlerin toplum içinde edindikleri yer konusuna odaklanıyor. “Kendimizi gerçek–sonrası bir dünyada yaşadığımıza ikna etmiş olmamız ve bu çocukların, ‘Biz gerçeklere inanıyoruz. Biz bilime inanıyoruz. Bize söyledikleriniz alternatif bir gerçeklik değil; düpedüz bir yalan,’ diyor olması olağanüstü,” diyor. “Nefes kesici.”

Tüm medya ve organizasyon yeteneklerine rağmen birçok iklim aktivistinin hâlâ birer çocuk olduğunu kolaylıkla unutabiliyoruz. Birçoğu anksiyete ve depresyonla mücadele ediyor. Dikkatleri endişe verici raporlara sabitlenmiş durumda. 

2018 yılında yapılan bir BM analizi, küresel ısınmanın 1,5 derecede tutulabilmesi için karbon emisyonlarının 2030 yılında yarıya indirilmiş olması gerektiği sonucuna vardı; öte yandan Dünya Meteoroloji Organizasyonu’nun yürüttüğü, geçtiğimiz yıl Nature dergisinde yayımlanan bir araştırma da, sıcaklığın bu eşiğin ötesine geçmesi halinde kasırgalar, seller, kuraklıklar ve orman yangınlarının şiddetleneceği; bunun yanı sıra tarımsal felaketlerin de dünya genelinde yiyecek üretimini azaltacağı konusunda uyarıda bulundu.

Psikiyatr Lise Van Susteren, “Dünyanın içine düşeceğine inandıkları kargaşa nedeniyle çocuk sahibi olmak istemediğini söyleyen gençlere rastlamak hiç zor değil,” diyor. “Onlar açısından sarsıcı bir dönemde yaşıyoruz. Yangınlar, fırtınalar gördüler. Aptal değiller ve çok öfkeliler.”Aralık 2018’den bu yana New York’ta, BM merkezinin önünde grev yapmak üzere her cuma günü okulu kıran 14 yaşındaki Alexandria Villaseñor ve Zero Hour grubunun kurucusu olan 18 yaşındaki Jamie Margolin, geçtiğimiz sonbaharda Twitter’ın Washington, D.C.’deki ofisinde yapılan sempozyumda gelecek hakkındaki korkularını samimiyetle dile getirdi. Villaseñor, oy kullanacak ve iklim değişikliği konusunda harekete geçecek olan liderleri seçebilecek yaşa geldiğinde her şey için çok geç kalınmış olacağı konusunda endişelendiğini söyledi. Seattle’da yaşayan Margolin, kendisini yataklara düşüren çaresizlik anlarından söz etti. “İklim anksiyetesi benim açımdan büyük bir gerçeklik,” dedi.

Peki bu hareket sonunda başarıya ulaşacak mı? Tarih bunun aksini söylüyor. Despotlar gibi belirlenebilen hainlere karşı yürütülen sosyal hareketler genellikle başarıya ulaşıyor. Ancak, toplumların yapısal değişime teşvik edilmesi daha güç ve bu değişimler onlarca yıl alabiliyor. Yani, Dünya enerji sisteminin yeniden yapılandırılması neredeyse nafile bir uğraş gibi görünüyor. 

Dünya Günü ağı başkanı olan, yılların çevreci aktivisti Kathleen Rogers, “Başarıya ulaşacak bir hareketin ayırıcı özellikleri, bu hareketin sürdürülmesi ve bir kamu politikasına dönüştürülmesini gerektirir,” diyor. “Onu politik bir güce dönüştürmezseniz, kendiliğinden sönüp gider.”

Atlas Sarrafoğlu 
Küçük yaşlardan beri katıldığı çevre ve doğa temalı organizasyonlarda bir iklim aktivisti olarak yer alan Atlas, Greta Thunberg’ün “iklim için okul grevi” çağrısına ilk yanıt verenlerden biriydi. Bu çağrıyı Türkiye’deki arkadaşlarına da ileterek, Gelecek İçin Cumalar (Fridays for Future) hareketinin de Türkiye’deki kurucusu oldu. İlk Küresel İklim Grevi’ni İstanbul Bebek Parkı’nda yapan Atlas ve arkadaşlarının etkinlikleri kısa sürede geniş kitlelere yayıldı. Arkadaşları ile beraber nesli tükenen hayvanlar ve bitkilerin listesini tutuyor ve bu konuda harekete geçmek isteyen gençlerin bir araya gelmesine yardımcı oluyor.  
Atom Şaşkal

Avrupa’da, aktivistler politik manzarayı Amerika’da olduğundan daha kolay bir şekilde değişime uğratabildi. “Almanya’da izlenen politikalarda ve bu politikaların ölçeğinde temel bir değişim yaşandı,” diyor Finkbeiner. “Alman politikacıların her biri, seçimlerin artık yeşil politikalar olmaksızın kazanılamayacağını anladı.”

40 yaşında olan Severn Cullis–Suzuki, iklim hareketinin sönüp gideceği endişesini taşımıyor. “Şu anda bana asıl çarpıcı gelen şey, gidişatın fazlasıyla 1992’yi andırıyor oluşu. Rio bir başarıydı. Tüm liderlerin anlaşmayı imzalamasını sağladık,” diyor. “Yine aynı noktadayız. Farkındalık yükseldi. Artık bunu, devrimden hiç de geri kalmayacak bir harekete dönüştürmeliyiz.”

Ekoloji alanında eğitim alan Cullis–Suzuki, kocası ve iki çocuğuyla birlikte, İngiliz Kolumbiyası (Kanada) açıklarında bulunan ada kümesi Haida Gwaii’de yaşıyor. Antropolojik dilbilim alanında doktora yapıyor ve çevre yönetim şekilleri sayesinde 10 bini aşkın yıldır hayatta kalmayı başarmış olan yerli Haida halkının dilini ve kültürünü inceliyor. Bu noktada duraksıyor. Daha fazlasını söylemesine gerek var mı?