İlk Avustralyalılar

BENZER MAKALELER

Aborjinler 50 bin yıl boyunca Avustralya kıtasının tek sahibiydi. Günümüzde nüfusun yüzde 3’ünü oluşturuyorlar ve geleneksel yaşam biçimleri yok oluyor. Yani, neredeyse yok oluyor… Çünkü, atayurtlarındakiler hâlâ eski yöntemlerle yaşamaya devam ediyor.

Parmakla boğaz kesme hareketi ve denize doğru bir bakış. İşaret verildi. Okaliptüs ağacından elde yapılmış mızraklarını kapan iki adam, kırmızı toprakta çıplak ayakla yürüyerek kıyıya ulaştı.

Sonra sandala binildi. Motora hız verildi ve Avustralya, Northern Territory’de, bölgenin el değmemiş kesiminde, Arafura Denizi’nin sığlık körfezinde, ılık sulardaki ilerleyiş başladı…

Terrence Gaypalwani, denge için ayakları açık halde, baş tarafta dikilmiş. Dikkatle suya bakıyor ve mızrağının ucuyla gidilmesi gereken yönü işaret ediyor. 29 yaşında. Bir avcı olarak değerlendirildiğinde, kariyerinin ortalarında. Kırk yaşını geçmiş Peter Yiliyarr motoru yönetiyor. Sahil, mangrov köklerinden bir düğüm; güneşse bir ısı lambası. Çevrede insandan eser yok. Gaypalwani dikkatle bakıyor, işaret ediyor. Otuz dakika… Hiç konuşmuyorlar. Avlanmadıkları zaman da aynı şey geçerli; Yolngular bazen sadece işaret diliyle anlaşıyor.

Çok geçmeden Gaypalwani mızrağını kaldırıyor. Sandalın yan tarafından bakınca sudaki büyük gölgeyi görüyorum. Yiliyarr motora gaz veriyor, mızrak fırlatılıyor. Güçlü bir atış. Gölge yükseliyor, mızrak düşüyor; su yüzeyinde buluşuyorlar.

Vurulan kaplumbağa derine dalıyor. Küçük bir masa iriliğinde ve ihtimal o ki bu adamların her ikisinden de daha yaşlı. Kaplumbağanın kabuğuna gömülmüş mızrağın metal ucu, tasarlandığı üzere sopa kısmından ayrılıyor. Sopası daha sonra bulunmak üzere yüzüp gidiyor. Ama mızrak ucunun çentikli kaidesine bir ip bağlanmış. Yiliyarr tarafından bir bobinden beslenerek hızla açılıyor. Her iki adamın da avuç içlerinde ve göğüslerinde ince, uzun yara izleri var. İp tamamen açılıyor, diğer ucunda basketbol topu büyüklüğünde beyaz bir duba takılı. Sandaldan çıkıyor ve suyun altında kayboluyor. İkili, ayakta durmuş, gözleriyle suyu kolaçan ediyor.

Top suyun yüzeyine çıkıyor, sandal hızla ona doğru ilerliyor. Bu defa elinde mızrak olan kişi, Yiliyarr. Kaplumbağa ortaya çıkınca fırlatıyor ve mızrak yine hedefi buluyor. Ucu yerinden çıkıyor ve ikinci bir ip açılıyor. Gaypalwani suya uzanarak ilk ipi yakalıyor, ikisi birlikte asılıyor, damarlar şişmiş; elleriyle ipe asılıyorlar. Kısa süre sonra kaplumbağa sandalın yanına ulaşıyor.

Adamlar uzanıyor. Her ikisi de, çırpınan kalın yüzgeçlerden birini kavrıyor; ayaklarını sandalın kenarına dayayarak ağırlıklarını geriye veriyorlar. Kaplumbağa sudan çıkıyor, minicik sandalın içine doğru kayarken adamlar arka üstü düşüyor, hayvanın ağırlığı sandalın yalpalamasına neden oluyor.

Çalılık arazinin derinliklerindeki 25 kişilik Matamata Köyü’nü ziyaret etmek için Gaypalwani’nin annesinden izin almam gerekiyor. Matamata’nın anaerki Phyllis Batumbil. Kahkahasıyla başınızdaki şapkayı havaya uçurabilecek, çatılan kaşları köpekleri ağlatabilecek -ve aslında ağlatan- açık görüşlü bir kadın. Matamata’da iki telefon var. Biri Batumbil’e ait. Köyün geri kalanı diğerini paylaşıyor.

Telefon ediyorum, Batumbil cevap veriyor. Yolnguların dili Yolngu Matha’nın birkaç lehçesinin yanı sıra mükemmel bir İngilizce konuşuyor. Birçok Yolngu gibi önadı İngilizce, soyadı Aborjin ve kendisine Aborjin adıyla hitap edilmesini tercih ediyor. Batumbil sanatçı, resim pek çok becerisinden sadece biri. Zaten biz de onu temsil eden sanat galerisinin yöneticisi sayesinde bağlantıya geçiyoruz kendisiyle.

Kendi saçından yapılma bir fırçayı kullanarak ağaç kabuğu şeritlerine ve içi boş kütüklerin üzerine vatoz, kertenkele ve diğer kutsal totemlerin son derece sembolik resimlerini çiziyor. Batumbil’e Matamata’da iki hafta kalıp kalamayacağımı soruyorum, oda ve yemek için ödeme yapacağımı söylüyorum. İzin çıkıyor. Merak ediyorum; getirebileceğim bir şey var mı acaba? “25 kişilik yemek,” diyor.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Haziran 2013 sayısında veya iPad Haziran 2013 edisyonunda okuyabilirsiniz.

Önceki İçerikBir Parkın Rüyası
Sonraki İçerikHer Şey Kaosla Başladı

Popüler Makaleler

Renklerin Efendisi

Bukalemun renkleri yalnızca kamufle olmak için kullanmıyor: Onlarla iletişim de kuruyor. Tehlike altındaki bu müthiş sürüngenleri 15 fotoğrafta keşfedin. Yiyecek aramaya çıkmış Calumma...

IŞİD Düşerken

Irak ve koalisyon güçleri, IŞİD'in Irak'taki son kalesi Musul'u ele geçirmeye hazırlanırken, örgütün kontrolünde geçen yıllarda kentte yaşananlar gün ışığına çıkıyor. Kürt...

Robotların Yumuşak Yüzü

Robotların tutukluk yapan, kazık gibi makineler olduğuna dair önyargılarınızı bir kenara bırakın. Sekiz santimetrelik “ahtabot” robot dünyasını değiştiriyor. Ahtabot dünyanın yumuşak yapılı, otonom...