Kadınların Tarihi Şikâyeti

BENZER MAKALELER

Osmanlı’nın ilk kadın hareketlerinin dile getirdiği memnuniyetsizlikler, bugün bize şaşkınlık verecek kadar tanıdık. […]

Fransız Devrimi dendiğinde, elinde dalgalanan Fransız bayrağıyla, açık göğsüyle mücadeleyi kararlılıkla sırtlayan o kadın gelir akıllara. Eugène Delacroix’nın resmettiği bu an, kadının tarih sahnesinde kitlesel olarak belirdiği ilk anı tarihe not düşer aslında: 1789, Fransız Devrimi.

Kadınların hak arayışı Rönesans kadar eski zamanlara uzansa da bu mücadelenin bir ideoloji şeklini alması için 18. yüzyılın sonları ve 19. yüzyılın başlarını beklemek gerekecekti. Bu yüzyıllara damgasını vuran en büyük kadın hareketlerinden biri İngiltere’de kadınların oy hakkı için mücadele veren Süfrajetlerdi.

Ancak bu mücadelenin yalnızca Avrupa’da verildiği sanılmasın. Tanzimat’la başlayıp (1839) II. Meşrutiyet’le (1908) birlikte hız kazanan modernleşme süreci Osmanlı kadınlarına da değmiş ve kadınlar eşitsizliğe, erkek şiddetine, tacizlere ses çıkarmaya başlamıştı.

Osmanlı topraklarında kadın mücadelesinin ana mecrasıysa dergiler ve dernekler olmuştu. 
Derneklerin yanı sıra söyleşi ve konferanslar kadınların şikâyetlerini ve dileklerini dile getirebildiği alanlardı.


Kadın dergileri, her kesimden kadının sesini duyurmasına olanak sağlayarak, Osmanlı topraklarındaki kadın hareketinin kıvılcımı oldu.

1911 yılında P.B. mahlası kullanan bir kadının ailesiyle yaşadığı evinde düzenlemeye başladığı Beyaz Konferanslar da en kitlesel kadın buluşmalarındandı. Bu konferanslarda yapılan konuşmalar Kadın dergisinde düzenli olarak yayımlanıyordu. Konuşmacı Fatma Nesibe Hanım’ın tüm kadınlar adına yaptığı hararetli konuşmaları dinlemek için yağmur çamur demeden yaklaşık üç yüz kadın bu beyazlara bürünmüş salona geliyordu –yer kısıtlaması olmasa, imparatorluğun dört bir yanından mektuplar gönderen daha nicesinin de gelmek istediği anlaşılıyor. 


“Bugün kadın nedir? Erkeklerin kadınlara karşı meşhur-i alem olan nezaketlerine rağmen, sorarım, bir alet-i zevk, bir çocuk makinesi, tatlı bir etten başka bir şey mi?” Fatma Nesibe Hanım’ın dudaklarından dökülen ve konuşmasını dinleyen yüzlerce kadının alkışlarıyla destekledikleri bu yüzyıllık sorunun yankısı bugüne ulaşıyor gibi.

Kaynak: Osmanlı Kadın Hareketi, Serpil Çakır; Tarih ve Toplum, Sayı: 231

Önceki İçerikMart 2016
Sonraki İçerikÖlüm Vadisi Çiçek Açtı

Popüler Makaleler

Tahrir’den Sonra Mısır

Arap Baharı'nın ardından, ülke yepyeni umutlar ve yıpratıcı endişelerle dolu.Hırsız ve haydutlar diye tanımlıyor taksi şoförümüz Assuan'dan Luksor'a giden üçüncü sınıf trende karşılaşacağımız kişileri. Devrimden sonra Mısır...

Daha İyi Çiftlik Balığını Nasıl Üretebiliriz?

Dünyada artık etten çok çiftlik balığı üretiliyor -ve bu daha başlangıç... "Mavi devrim" dünyanın gıda bulmacasını çözebilir mi? Bill Martin, Virginia'da, Blue Ridge Dağları'nın eteklerindeki...

Deniz Şeytanının Çarpık Dişli Akrabasıyla Tanışın

Yeni keşfedilen bir fenerbalığı türü, kıvrık dudağı ve dikenli gülümseyişiyle kötü bir rüyadan fırlamış gibi. Derin deniz hayvanlarının çoğunun hayatında zarafete yer yok: iğne...