Kapadokya’da Devasa Yeraltı Kenti Bulundu

BENZER MAKALELER

Kapadokya’da keşfedilen devasa yeraltı kenti, tehlike anlarında onbinlerce insanı barındırmış olabilir. […]

İstilacılar akın ettiğinde Kapadokyalılar nereye saklanacaklarını iyi biliyordu: Yeraltına, yani tüf adı verilen yumuşak volkanik kül kayalarına oydukları 250 yeraltı sığınağından birine…

Devam eden bir inşaat projesi, İç Anadolu’nun uhrevi peribacalarıyla, mağara kiliseleriyle ve bin yıl burada yaşamış sakinlerinin kayalara oyarak yaptığı yeraltı kentleriyle ünlü Kapadokya bölgesinde bugüne kadar bulunmuş en büyük sığınağı ortaya çıkarmış olabilir.

Nevşehir’de, bir tepenin zirvesinde yer alan bir Bizans kalesinin altında keşfedilen kentin tarihi Bizans döneminin ilk yıllarına uzanıyor. Büyük bölümü henüz ortaya çıkmamış olsa da yapılan ilk çalışmalar, kentin büyüklüğü ve diğer özellikleri açısından, daha önce bulunan ve 20 bin kişinin yaşayabileceği alanıyla bugüne kadar Kapadokya’da keşfedilen en büyük yeraltı kenti olan Derinkuyu’yu geride bırakabileceği tahmin ediliyor.

Tüneldeki Işık

2013 yılında, kaleyi çevreleyen alandaki toplu konut inşaatında çalışan işçiler, odalar ve tünellerle dolu bir alanın giriş noktalarını keşfetti. Kent yönetimi bu gelişme üzerine konut projesini durdurdu, arkeologlar ve jeofizikçiler araştırmalarına başladı.

Yerel yönetime Osmanlı dönemi yetkililerinden miras kalmış 300 yıllık bir resmi kayıt çalışmaların nereden başlayacağına işaret ediyordu. Nevşehir Belediye Başkanı Hasan Ünver “Bu bölgede 30’a yakın büyük su kanalı olduğunu yazan belgeler bulduk,” diyor.

2014 yılında bu tüneller bilim insanlarının yaşam alanları, mutfaklar, şaraphaneler, şapeller, merdivenler ve bezirhaneler ile çok katmanlı bir yerleşim alanını keşfetmelerini sağladı. Değirmentaşları, taştan yapılmış haçlar ve seramiklerin bulunduğu el yapımı araç gereçler kentin Bizans döneminden Osmanlı fethine kadar kullanımda olduğunu gösteriyor.

Derinkuyu gibi bu kentin de hava bacaları ve su kanalları sayesinde kendi kendine yeten bir yapıya sahip olduğu tahmin ediliyor. Tehlike belirdiğinde Kapadokyalılar yeraltına çekiliyor, yuvarlak taşlardan oluşan kapılarıyla giriş tünellerini kapatıyor ve tehdit geçene karar yaşamlarını sürdürebilecekleri erzak ve malzemeyle kendilerini yeraltına kilitliyorlardı.

Kapadokya’nın erken dönemde Hıristiyanlığı benimsemesi –Aziz Pavlus birinci yüzyılda buraya gelmiş; dördüncü yüzyıldan itibaren de piskoposlar yeni kurulmuş Hıristiyan Bizans İmparatorluğu’nda güçlü aktörler olmuştu– Anadolu’nun kontrolü için yüzyıllarca verilen savaşta onu güvenli bir bölge haline getirdi. İlk Müslüman akıncılar sekizinci yüzyılın sonlarında buraya geldi, yüzlerce yıl sonra da Selçuklular. En sonunda bilindiği gibi tüm Anadolu Osmanlı İmparatolruğu’nun eline geçti.

Kapadokya, tüfe (volkanik küllerden oluşan gözenekli ve hafif kaya) oyulmuş birçok yeraltı sığınağına sahip. [Fotoğraf: Murat Kaya, Anadolu Ajansı/Getty]

Kent Ne Kadar Büyük?

Nevşehir Üniversitesi’nden jeofizikçiler dört kilometrelik bir alanda sistematik bir araştırma yürüttü. Aldıkları 33 bağımsız ölçümlemeden kentin büyüklüğünün yaklaşık 460 bin metrekare olduğunu tahmin ediyorlar.

Bu çalışmalar yeraltı koridorlarının uzandığı derinliğin 113 metreyi bulabildiğini gösteriyor. Eğer bu doğruysa yeni bulunan kent, Derinkuyu’dan üçte bir oranında daha büyük olabilir.

Ancak araştırmanın başındaki Nevşehir Müzesi Müdürü arkeolog Murat Gülyaz, kesin büyüklüğün tam olarak bilinmediğini söylüyor. “Şimdilik bunu söylemek mümkün değil. Kentin konumu, savunmaları ve su kaynağına yakınlığı göz önüne alındığında oldukça geniş bir alanı kaplaması çok muhtemel.”

“Dünyanın En Büyük Antik Parkı”

Belediye Başkanı Ünver, “Bu yeni keşif Kapadokya’nın zenginliklerine yeni bir inci, bir elmas, bir altın olarak eklenecektir,” diyor. Ünver, yer üzerinde butik oteller ve sanat galerileri, altında da yürüyüş yolları ve bir müzenin olduğu “dünyanın en büyük antik parkını” inşa etmek istiyor. (Konut projesi kentin dış bölgelerine taşındı.) Ünver “Hatta yeraltı kiliselerini de yeniden açmayı planlıyoruz,” diyor. “Bütün bunlar bizi çok heyecanlandırıyor.”

Gülyaz’ın arkeologlardan oluşan ekibi tünellerdeki molozları temizlemeye ve daha derinlere inmeye devam edecek. Yumuşak tüf çökebileceğinden aslında riskli bir iş bu. “Nevşehir Kalesi’nin altındaki yeraltı kenti ortaya çıktığında bir güzergâh olarak Kapadokya’ya çok büyük etki yapacağı kesin,” diyor Gülyaz.

Popüler Makaleler

Depresyon

Dünya genelinde etkilediği kişi sayısı: 121 milyon. İşgücü kaybına yol açan hastalıklar sıralamasındaki yeri: İlk üç. Türkiye'de 100 bin kişiye düşen psikiyatr sayısı: 2-3...

Robotların Yumuşak Yüzü

Robotların tutukluk yapan, kazık gibi makineler olduğuna dair önyargılarınızı bir kenara bırakın. Sekiz santimetrelik “ahtabot” robot dünyasını değiştiriyor. Ahtabot dünyanın yumuşak yapılı, otonom...

Özbekistan’ın Masal Kentleri: Buhara ve Semerkand

Bir zamanlar İpek Yolu'nun zengin kentleri olan Buhara ve Semerkand, bölgenin ekonomik, kültürel ve siyasi merkezleriydi. Ortaçağ geride kalmış, bölge önemini kaybetmiş olsa da...