Öncü Kadın Olmak

BENZER MAKALELER

Bolivya, Yeni Zelanda ve Afganistan’daki kadınlar politik güçte dev kazanımlar elde etti. Ancak etki alanları giderek artarken birçoğu hâlâ kültürel direnç ve hatta şiddetle karşı karşıya.

Yazı: Rania Abouzeid
Fotoğraflar: Andrea Bruce

Bolivyalı belediye başkanı öleceğini düşünüyordu. 

Tarih 6 Kasım 2019’du; ekim ayında yapılan tartışmalı seçimlerden ve sosyalist Başkan Evo Morales’in devrilmesine neden olan protestolardan sonra ateşe verilen belediye binası yanıyordu. Morales’in Sosyalizm Hareketi Partisi’nin (MAS) üyesi olan belediye başkanı María Patricia Arce Guzmán (48) dumandan kaçıp dışarıdaki düşman kalabalığı atlatmayı denedi. 

Sorunlu dizi yüzünden aksayan adımlarla, Haziran 2015’ten itibaren belediye başkanlığı yaptığı Orta Bolivya kenti Cochbamba’da, Vinto sokaklarında koşarak ilerledi. Ayakkabıları çıktı ayaklarından o koşturmacada. Ama o durmadı. (“Beni yakalayıp, katil olduğumu haykırmaya başladılar,” diye anlatacaktı Arce, daha sonra o anları.) Ve saatler sürecek işkence başladı. 

İsyancılar üzerine benzin döktü. Tekmelenen, sopalarla dövülen ve taşlanan belediye başkanı, 20 yaşındaki Limberth Guzmán Vásquez adlı genç adamın, devrik başkanın solcu taraftarlarıyla sağcı rakipleri arasında yaşanan çatışmalarda öldüğü alana çıplak ayak sürüklendi. Morales karşıtı protestocular, Arce’yi genç adamın yaşamını yitirmesine yol açan şiddet olaylarına karışan solculara finans ve destek sağlamakla suçluyordu.

Aralarından biri üzerine kırmızı boya döktü. Bir kadın Arce’nin bal rengi saçlarını kesti. “Sanki kafa derimi yüzüyor gibiydi.” Kalabalıktaki bazı insanlar onun iki oğlunu öldüreceklerini haykırıyordu. Bazıları da ona istifa etmesini ve sahtecilik söylentileri arasında seçimin kazananı olarak ilan edilen eski başkan Morales’i kınamasını buyuruyordu. (Morales polis ve ordunun desteğini kaybettikten sonra istifa etti.)

Afganistan
Latifa Muhsini (35) Bamyan vilayetinin vali yardımcısı. Kadınlar artık Afganistan’ın 34 vilayetinden beşinde mevki sahibi. Vilayetinin doğasını koruma yemini eden Muhsini, burada Afganistan’ın ilk ulusal parkı olan Band-e Amir’de eşi (yanında) ve bir arkadaşlarıyla birlikte haftalık yürüyüşünün tadını çıkarıyor.

Etrafı maskeli protestocularla çevrili hâldeki, zorda ancak cesur Arce’nin video görüntüleri sosyal medyada dolaşmaya başladı. Videoların birinde, “Susmayacağım!” diyordu. “Eğer beni öldürmek istiyorlarsa, bırakın öldürsünler!” Sonunda daha önce hiç görmediği bazı insanlar onu bir motosikletle gizlice kaçırdı ve koruma altına alınması için polise teslim etti.

Arce’ye yapılan saldırı Bolivya politikasındaki sert bölünmüşlüğün derinliğini yansıtıyordu. Ama aynı zamanda bir çelişkiye de ışık tutmuştu. Bolivya, ulusal ve yerel yönetimlerinde kadınların rol almasını desteklemesiyle bilinen bir ülke. Ancak, aynı zamanda, Güney Amerika’da kadın olarak yaşanacak en tehlikeli ülkelerden biri. Tüm kıtada kadın cinayetlerinin en yüksek olduğu ülke Bolivya (2018 yılında işlenen kadın cinayeti oranı 100 bin kadında 2,3). 2019 yılında öldürülen kadın sayısı 117. Bu arada, ülkede cinsel ya da fiziksel istismara uğradığı tahmin edilen kadın oranı yüzde 70.

Arce ve Bolivya politikasında yer alan diğer birçok kadın bu saldırının bir ölçüye kadar maço kültürden kaynaklandığı görüşünde. Yani, 2010 yılında çıkarılan bir yasayla federal ve yerel yönetimler için aday olan tüm parti üyelerinin en az yarısının kadınlardan oluşmasını zorunlu kılan Bolivya da dahil olmak üzere, dünya genelindeki kadın liderlerin sayısız güçlükle karşılaşmasına neden olan yaygın önyargının kindar bir versiyonu. Artık, ülke ulusal meclisindeki koltukların yüzde 53’ünde kadınlar oturuyor.

Arce saldırıya uğradığında Cochabamba’da kendileri de Morales’in partisine üye olan üç kadın belediye başkanı daha vardı. Aralarından yalnızca Arce fiziksel saldırıların hedefi oldu. Arce bunun kaynağında, liderlik ettiği kadın güçlendirme programlarının yattığı inancında. Bunlar, kadınların ekonomik özgürlüğünü desteklemeyi hedefleyen, sepet örücülüğü ve yemek pişirme dersleri gibi beceri–tabanlı istihdam eğitimleri. “Bu programlar bazı erkeklerin hiç hoşuna gitmedi,” diyor.

Arce’yi küçük düşürenler onu kamu kaynaklarını şiddet olaylarını kışkırtmak üzere uygunsuz biçimde kullanmakla suçluyor, ancak Arce buna itiraz ediyor. “Bu düşüncede çok fazla maçoluk var,” diyor. “Bana bir ders vermek ve beni diğerlerine ibret olsun diye cezalandırmak istediler.”

Arce, 30 Mayıs 2020’de bitecek olan görev süresini tamamlamak üzere, saldırıdan haftalar sonra Cochabamba’daki makamına döndü. Sıcak bir aralık sabahında masasına oturdu –saçları, makine tıraşından sonra az da olsa uzamıştı. “Korku hep var,” dedi bana kendisiyle yaptığımız görüşmede. “Burada kendimi güvende hissetmiyorum.”

Odasının, başkaldırı sırasında kırılan camsız pencereleri hâlâ her esintide hafifçe dalgalanan plastik örtülerle kaplıydı. Morales’in resimleri duvarları süslüyordu. Arce’nin desteklemediği, Morales’in görece tutucu halefi Jeanine Áñez Chávez’e –yine bir kadın– ait hiçbir fotoğraf yoktu. Arce belediye başkanlığı görevini kastederek, göz yaşları içinde, “Biz kadınlar daha geniş bir [politik] alan elde etmek için çok çabaladık ve bundan öylece vazgeçemeyiz,” dedi. “Eğer vazgeçer ve onların kazanmasına izin verirsem, devam etmelerini söylediğim insanlara ve kadınlara nasıl bir mesaj vermiş olurum?”

Bolivya
2015 yılında seçimle El Alto’nun ilk kadın belediye başkanı olan Soledad Chapetón Tancara (ortada), tehditler aldı ve makamına yapılan bir kundaklama saldırısında altı kişi öldü. Rüşvet ve kayırma sorunlarına karşı çalışmalar yürüten Chapetón, “Kısıtlı ekonomik kaynaklara rağmen çok şey başarmış olmaktan” gurur duyuyor. Fotoğrafta, kendisine hediye edilen çelenkler boynunda, destekçileri tarafından kuşatılmış hâlde görülen Chapetón bir tören katılımı sırasında.

Dünya tarihi boyunca, politik gücün peşine düşen kadınlar sıklıkla hakaretten suikasta kadar uzanan farklı direnç yöntemleriyle karşı karşıya kaldı. Kadınlar kayda değer kazanımlar elde etmiş olsa da, yönetimde kadınlara daha çok yer veren ülkelerde dahi benzer engellerle karşılaşmaya devam ediyor. Bolivya ve çatışmalarla kalbura dönen Afganistan ve Irak gibi örneklerin de aralarında bulunduğu ülkelerin yarıdan fazlasında yasama organlarındaki cinsiyet kotası artık kadınların resmi olarak politikaya dahil olmasını garanti ediyor. Ama bu tür kotaların da bazı kısıtlamaları var. Liberal demokrasiyle yönetilen ve bu uygulamanın, yalnızca cinsiyetten yola çıkarak erkeklere karşı kadınlara öncelik tanıma yoluyla liyakat ilkesini baltaladığını savunan bazı ülkeler tarafından, ayrımcı ve demokrasi karşıtı olduğu yönünde eleştiriler yapılıyor. Uygulama ayrıca, Bolivya’da da görüldüğü üzere, kadın yetkililere karşı yapılan eleştirilerin yer yer çirkin ve cinsiyetçi bir tona bürünmesini de önleyemiyor. 

Bu arada, tarih boyunca cinsiyet açısından tarafsız ve liyakat tabanlı politik sistemlerin yerleşik olduğu söylenebilecek örneklerde dahi bazı yapısal eşitsizlikler var. Bu kotasız sistemler –Birleşik Devletler’de de olduğu gibi– erkekler, beyazlar ve ekonomik kaynağa sahip olanlar vb., toplumdaki baskın gruplardan taraf olabiliyor. Politikaya girişin önündeki engelleri aşmak var olan zorluklardan yalnızca biri. Kadınların iktidara geldikten sonra yapabilecekleri –ve yapamayacakları– ise apayrı bir konu. Kadınların bir partiye ya da parlamentoya dahil edilmesi cinsiyet eşitliği kutucuğunu işaretliyor olabilir. Ama kadın politikacıların, göz önünde olmalarına rağmen, seslerinin daha az sıklıkla duyulması hâlinde bu uygulama yalnızca sembolik olarak kalabilir. Ayrıca hangi kadınların hükümette güçlü konumlara gelebildiği ve diğerlerini ne kadar iyi temsil edebildiği sorusu da var. Yeni Zelanda ve Afganistan’ın da dahil olduğu bazı ülkeler hâlihazırda bu sorularla boğuşuyor. Ve, gözdağı, şiddet ve diğer engellere rağmen kadınlar dünyanın dört bir yanında politik gücü elde edip daha da güçlendirme konusunda geri adım atmıyor. 

Bazı hükümetler ise zorunlu kotalar getirmeksizin kadınların politikaya katılması konusunda önemli gelişmeler kaydetmiş durumda. 

1893 yılında kadınlara oy kullanma hakkını ilk tanıyan ülke olan Yeni Zelanda, kadınların parlamentoya dahil olması konusunda dünyada 20. sırada. ABD ise Yeni Zelanda’yla karşılaştırıldığında, İsviçre merkezli parlamentolar örgütü Parlamentolararası Birlik’e göre 81. sırada yer alıyor. Ancak, parlamentoya girmek yaşanan güçlüklerin yalnızca bir parçası. Bazı ülkelerde kadınların karar alma mercilerindeki varlığı, o ülkenin kadınları için cinsiyet eşitliğini yansıtmıyor. Ve örneğin, Irak milletvekilleri gibi bazı kadınlar için iktidarda olmak her zaman iktidar sahibi olmak anlamına gelmiyor. 

Irak bir zamanlar Ortadoğu’da kadın hakları konusunda ön saflarda yer alıyordu. Ülkenin 1959 tarihli Kişisel Statü Yasası, poligami ve çocuk evliliklerini kısıtladı, zoraki evlilikleri yasakladı ve kadınların boşanma, çocuk velayeti ve miras konularındaki haklarını iyileştirdi. Saddam Hüseyin’in laik Baas Partisi tarafından tasarlanan 1970 Anayasası, tüm vatandaşlar için eşit haklar içeriyor; kadınların okuryazarlık, eğitim ve işgücü katılımı oranları, ücretsiz çocuk bakımı ve altı aylık ücretli doğum izni gibi cömert ilkelerle etkin bir şekilde destekleniyordu.

Bu hızlanma uluslararası yaptırımlar ve onlarca yıl boyunca süren ardışık savaşlarla tersine döndü. Saddam Hüseyin acımasız ve kanlı bir diktatördü, ama 2003 yılındaki düşüşü, tutucu din adamları ve kadın haklarını yavaş yavaş da olsa ortadan kaldırmayı amaçlayan milletvekillerinin yükselişinin önünü açtı. “Dinci parti mensupları kadınların yüksek konumlarda bulunabilme hakkına pek inanmıyor,” diyor, 50 yılı aşkın bir süredir insan hakları üzerine çalışmakta olan Hanaa Edwar.

Bolivya
Vinto kenti belediye başkanı olan María Patricia Arce Guzmán (48), 2019 seçiminden sonra gelişen şiddet dolu protestolar sırasında saldırıya uğradı. Kadın olduğu ve kadın güçlendirme programlarını desteklediği için hedef alındığına inanıyor.

2003 sonrası Irak Anayasası parlamento koltuklarının dörtte birinin kadınlara ayrılmasını gerektiriyor, ancak tüm kadınların bildiği üzere, kadınların bir odada bulunuyor olması seslerini gerçekten duyurabilecekleri anlamına gelmiyor. İlk olarak 2010’da seçilen Musullu kadın milletvekili Noora al–Bajjari, bunu, “Parlamentoda baskın konumdaki parti ve gruplar, kadınların yalnızca sayıları tamamlayabilmek için orada olduğunu ve önemli kararların alınma sürecinde gerçek bir rol oynamadığını düşünüyor,” diye özetliyor.

Irak kabinesinde ya da diğer yüksek düzeyli konumlarda hiç kadın bulunmuyor ve al–Bajjari’nin söylediğine göre, Irak’taki kadın milletvekilleri birbirleriyle müttefik değil. “Dürüst olmalıyım. Biz kadınlar birbirimizi ya da kendimizi desteklemiyoruz. Kıskançlık, bencillik ve rekabet unsuru hep var.” Edwar ise, “Eğer Irak’ın 84 milletvekili bir araya gelseydi, 329 koltuktan oluşan parlamentoda ciddi bir grup oluştururlardı,” görüşünde. 2018’e dek mecliste kadın kurultayı oluşturma girişimleri başarısız olmuş. Edwar, politik güçlendirme ve kadın sorunları konularında erkek ve kadın milletvekillerine yönelik atölyeler düzenleyerek parlamentodaki tutumları değiştirmeye çalışıyor.

Bu çabalarının karşılığını da görüyor: “Bazıları aşırı dinci insanlardı, ama fikirlerini değiştirdiler,” diye ekliyor. “Fakat asıl problem yalnızca değişim yaratmak değil, değişime karşı çıkanların yüksek sesleri. Çok küçük bir grup olmalarına rağmen fazlasıyla saldırganlar ve… diğerlerinin seslerini bastırmaya çalışıyorlar.”

Devamını National Geographic Türkiye’nin Haziran sayısında okuyabilirsiniz.

Popüler Makaleler

18 Fotoğrafta Kuzey Işıkları

"Kuzey Işıklarını ilk kez burada gördüm. Çok muhteşem. Bu doğa gösterisinin tüm manzara fotoğrafçıları tarafından görülmesi gerekiyor."Dario Sastre, National Geographic Your Shot "Kuzey...

Neden Yalan Söylüyoruz?

Dürüstlük en iyi hareket tarzı olabilir ama hile ve sahtekârlık da insan olmanın özellikleri arasında. 1989 sonbaharında Princeton Üniversitesi, yaşam öyküsü kabul heyeti tarafından...

Sarıkeçili Yörükleri

Sarıkeçili Yörükleri, yerleşik dünyadan çok uzakta yaşam mücadelesi veren bir topluluk. Anadolu'nun ortasında yörük hayatı yaşayan ve 200 aileyi bulan bir gruptan oluşan Sarıkeçililer'in...