Orman Yangınları Sırasında Hayvanlar Ne Yapıyor?

BENZER MAKALELER

Alevler bazı türlerin kaçmasına, bazılarının yok olmasına, bazılarının ise canlanmasına yol açıyor. […]

Yaz ayları boyunca Kuzey Yarıküre’den eksik olmayan yangınlar, birçok coğrafyayı kavurarak ardında bir yıkım bırakıyor. Oysa yangınla yaşamak üzere değişim geçiren bazı yabanıl türler için bu senaryo o kadar da korkunç değil.

Ohio Eyalet Üniversitesi’nden ekosistem ekoloğu Mazeika Sullivan, bu bölgelerde “yaban hayatının yangınlarla eskiden beri süregelen bir ilişkisi var,” diye açıklamıştı bir röportajda. “Yangın bu coğrafyaların doğal bir parçası.”

Örneğin bazı yırtıcılar, kaçışan türleri yemek için yangınları fırsat biliyor. Ayılar, rakunlar ve yırtıcı kuşların alevlerden kaçmaya çalışan hayvanları avlaması olağanüstü bir durum değil.

Dahası yangın başladığında hayvanlar oldukları yerde durup yok olmayı beklemiyor. Kuşlar uçup gidiyor. Memeliler kaçıyor. Çiftyaşamlılar ve başka küçük hayvanlar toprakta tünel kazıyor, ağaç içlerinde saklanıyor veya kayaların altında gizleniyor. Kanada geyiği gibi büyük hayvanlar derelere ve göllere sığınıyor.

Avustralya’da orman itfaiyecisi olarak görev yapan Gabriel d’Eustachio, yangınlarda pek fazla hayvan görmemesine rağmen bir keresinde alevler içindeki bir tavşanın kendisini şaşırttığını söylemişti 2014 yılındaki röportajında. Ama alevlerden kaçmaya çalışan birçok omurgasız türü görmüş. “Yangından kaçan tuhaf sürüngenlerin istilasına uğruyorsunuz,” diyor.

“Bu kısa dönemli durumlarda,” diye konuşuyor Sullivan, “her zaman kazananlar ve kaybedenler oluyor.”

Tehlike ve Ölüm

Yeterince hızlı koşamayan ya da yeterince sığınak bulamayan bazı hayvanlar duman ve alevler içinde ölüyor. D’Eustachio’nun gördüğü o tuhaf sürüngenlerin hepsi kaçamıyor örneğin.

Genç ve küçük hayvanlar orman yangınları sırasında özellikle risk altında oluyor. Ve bunların yangından kaçınma stratejileri her zaman işe yaramayabiliyor. Örneğin koalanın ağaç içine girme yönündeki doğal içgüdüsü mahsur kalmasına neden olabiliyor.

Isı da ölümlere yol açıyor. Hem de mantar gibi toprağın derinlerine gömülü organizmalarda bile. Oregoni Corvallis’deki ABD Orman Hizmetleri’nde görev yapan mantar uzmanı Jane Smith, orman yangını sırasında alev almış tomrukların altında 700 derecelik, toprağın beş santim derinliğinde ise 100 derecelik ısılar kaydetmiş.

Bilim insanlarının elinde, orman yangınlarında yılda kaç hayvan öldüğüne dair iyi bir tahmin yok. Ancak tüm bir nüfusu veya türü ortadan kaldırdığı belgelenmiş yangınlara –çok büyük olanlar dahil– rastlanmıyor.

İkinci Perde

Evinde yangın çıkanlar, etkisinin yangın söndürüldükten sonra bile sona ermediğini bilir. Aynı şey orman yangınlarında da yaşanıyor.

“İnsanlar yanan yerlere bakıp buraların öldüğünü düşünüyor. Aslında ölmüyorlar. Sadece değişiyorlar,” demişti Union’daki Oregon Eyalet Üniversitesi’nden yaban hayat biyoloğu Patricia Kennedy 2014 yılında. “Yeni bir doğal ortam oluşuyor.”

Bu da yeni fırsatlar anlamına gelebiliyor. Örneğin bazı yerlerde ağaçkakanlar gelip ölen ya da ölmekte olan ağaçlardaki kabuk böcekleriyle kendilerine ziyafet çekiyor. “Bu omurgasız hayvanlarla karınlarını tıka basa doyuruyorlar,” diyor Kennedy ve böcekler bittiğinde onlar da gidiyor.

Değişimi Tetiklemek

Orman ve çayır gibi yaban alanlar doğal olarak yetişiyor ve zaman içinde yapıları değişiyor. Bir yıllık ormandaki bitki ve hayvanlar, 40 yıllık bir ormandakilerden daha farklı oluyor. Kennedy’ye göre orman yangını doğal geliştiğinde bir tür sıfırlama düğmesi gibi işliyor, eski bir ormanın yeniden doğmasına neden oluyor. Ve birçok türün bu sıfırlanmaya ihtiyacı var.


Bir kır kurdu 23 Ağustos 2013’te Kaliforniya, Groveland civarındaki Rim yangını nedeniyle kapatılan ABD Highway 120’yi geçiyor.

Bir yangından sonra tam ne olduğu coğrafyaya, yangının şiddetine ve buradaki türlere göre değişiyor. Ancak bitkilerin, mikropların, mantar ve diğer organizmaların yanmış araziye yeniden yerleşmesiyle arka arkaya değişimler yaşanıyor. Ağaçlar ve bitkiler yaşlandıkça ışık ve diğer özellikler değişiyor ve buna bağlı olarak bölgedeki canlıların bileşimi değişiyor.

Yanmış arazilerden geçen dereler ve diğer su kaynakları da değişime uğrayabiliyor. Su akışı, bulanıklığı, kimyası ve yapısı değişiyor. Balıklar geçici bir süreliğine bölgeyi terk ediyor. Su omurgasızları arasında kısa süreli toplu ölümler görülüyor ve bu durum karadaki hayvanları da etkiliyor.

“Su ve kara,” diyor Sullivan, “birbirine yakından bağlı.”

Bırakalım da Yansın mı?

Birçok türün yaşam süreçlerinin bir parçası olarak yangına ihtiyacı var. Alevlerden kaynaklanan ısı bazı mantarların spor bırakmasını sağlıyor. Bazı bitkiler ancak yangından sonra tohumlanıyor. Yangın olmadığı taktirde bu organizmalar üreyemiyor ve sonuçta onlara bağlı olan her şey etkileniyor.

ABD’de, orman yangınlarının doğal gelişimi son bir yüzyıl içinde engellendi. Yangın önlemleri artırıldı ve meydana gelen yangınlar gelişmelerine izin verilmeden hızla söndürüldü.

Bu da ancak yangından sonraki yıllar içinde büyüyen ağaç ve bitkilerin azalmasına neden oldu. Bu durum ayrıca, yangın sonrası oluşan genç doğal ortama ihtiyacı olan bazı hayvan türlerinin azalmasıyla sonuçlandı. “Yüz yıllık yangın mücadelesi sonucu ekosistemin dengesini bozduk,” diyor Smith.

Yangınla mücadelenin, şu anda soyu tükenmiş olarak listelenen türlerin azalmasına da neden olduğunu söylüyor Kennedy. Kirtland ötleğeni bunlardan biri. Michigan kökenli bu küçük ötücü kuş sadece genç banks çamı ormanlarında yuvalanıyor. Çamın kozalakları ise tohumlarını ancak yangın sırasında saçıyor. Yani yangın olmadığı sürece kuşun yuvalandığı doğal ortamının büyük bölümü ortadan kalkmış oluyor.

Kennedy’nin de söylediği gibi, yangın evimize yakın olursa kötü. Ama ormanlar ve orada yaşayan kimi hayvanlar için sağlıklı da olabiliyor.

Önceki İçerikSizin Kareleriniz: Ağustos 2015
Sonraki İçerikKızıl Pandalar

Popüler Makaleler

Bir Balık Çölde Nasıl Hayatta Kalabilir?

Susuzlukla özdeşleşmiş bir coğrafyada bir balık nasıl hayatta kalabiliyor? Asla bir çöl dişlisazanına karşı nefes tutma yarışına girişmeyin. Kaliforniya’nın Ölüm Vadisi yakınlarındaki sıcak kaynak...

Gökçeada Doğu ile Batı Arasında Bir Köprü Müydü?

Gökçeada’da bulunan Doğu Ege Adaları’nda şimdiye kadar bilinen en erken Neolitik Çağ yerleşmesi olan Uğurlu-Zeytinlik insanlık tarihine dair büyük bir soruya cevap olabilir. Avrupa’da...

Lezzet Bilimi

Diliniz sizi yanıltıyor olabilir... Bilim, lezzet algısı ve tat alma duyusunun karmaşık evrenine bir bakış atıyor. Bebeklerde ve küçük çocuklarda tat duyusunu inceleyen...