Son Buz

BENZER MAKALELER

Kuzey Kutup bölgesinin büyük kesimini kaplayan deniz buzunun, içinde bulunduğumuz yüzyılın ilerleyen dönemlerinde Grönland ve Kanada’nın üst tarafında bir şerit hâlinde kalacak kadar küçüleceği öngörülüyor. […] Bu bölge, hayatta kalma mücadelesi veren kutup ayıları ve diğer yabanıl canlılar için bir sığınak olacak.

İlk olarak avın izini görüyoruz: Karla kaplı deniz buzunun üzerinde şaşırtıcı derecede geniş bir kızıllık; büyük olasılıkla bir halkalı fokun kanı. Sonra kutup ayısı ortaya çıkıyor. Oldukça iri bir dişi –belki 230 kilogram civarında– ve peşinde de onu takip eden yavrusu. Donmuş denizin üzerindeki uzun bir çatlağın içinden suya atlıyor, birkaç saniye içinde sudan çıkıp, alçalan helikopterimizden ürkmüş hâlde buz üzerinde koşmaya başlıyorlar. Uzun süre koşmak kutup ayılarına zarar verebilir: Yağ ve kürkleri onları o kadar iyi koruyor ki, aşırı ısınma riski ortaya çıkıyor. 33 yaşındaki Québec’li pilotumuz François Letourneau–Cloutier biraz yükselince anneyle yavrusu salınarak yürüyecek kadar yavaşlıyor.

Birkaç dakika daha izliyoruz onları ve ardından Letourneau–Cloutier helikopteri 100 metre kadar ötede buzun üzerine nazik bir şekilde indirip kontağı kapatıyor. Arka ayakları üzerine kalkan anne, Kuzey Kutbu’nun en yırtıcı havyanı olmanın verdiği güvenle, 10 metre uzunluktaki uçan makinemizi telaşsız gözlerle incelerken, yavrusu arkasında dört ayak üzerinde durmayı sürdürüyor. Birkaç benzersiz dakika boyunca manzaranın tadını çıkarıyoruz. Onlarsız bomboş kalacak uçsuz bucaksız kar ve buzun üzerinde duran ayılar… Solgun kızıl ve mavi halelerle çevrelenmiş yüksek yaz güneşini yansıtan, eriyen buzul suyundan oluşan havuzlar… Sonra, helikopterin pervanesi coşkun bir haykırışla büyüyü bozuyor. Kanada’nın, Hudson Körfezi’nin bin 100 kilometre kadar kuzeyinde bulunan adası Baffin’in en kuzey noktasındaki kamp yerimize gitmek üzere güneybatıya doğru yola çıkıyoruz.


Buzun neredeyse hiç olmadığı bir ağustos sabahı, morslar Baffin’in kuzeyindeki Devon Adası’nın kıyılarına serilmiş. Morslar, deniztarağı ve diğer dip canlılarıyla beslenmek için 100 metre derine dalabiliyor. Dalışlar arasında ise deniz buzu üzerinde dinleniyorlar. Kuru toprak, onlar için pek de uygun bir seçenek sayılmaz. [Fotoğraf: Florian Ledoux]

Önümüzdeki on yıllar içinde, en azından yaz ayları boyunca burada bu tür manzaraları görmek pek mümkün olmayacak. Gezegenimiz ısındıkça, Baffin çevresindeki yaz deniz buzu ve ondan yaşam desteği alıp buraya muhteşem uyum sağlamış canlılar –ayılar, foklar, morslar, balinalar, kutup morinaları, kabuklular ve buz algleri– yüksek olasılıkla yok olacak. Engin donmuş alan üzerinde uçarken, buranın yok oluşuna tanıklık ettiğimize –ve hatta insanlığın geri kalanıyla birlikte buna neden olduğumuza– inanmak oldukça zor. 1980’li yılların uydu verilerine göre, yaz sonunda Kuzey Kutup deniz buzu ortalama 7,5 milyon kilometrekarelik alana yayılıyordu. O dönemden bu yana 2,5 milyon kilometrekaresi –kabaca Alaska, Teksas ve Kaliforniya’yı kapsayacak büyüklükte bir alan– yok oldu.

İklim modellemeleri, 2050’lere gelindiğinde geriye yalnızca 520 bin kilometrekarelik daimi deniz buzu kalacağını öngörüyor. İyi denebilirse eğer, iyi bir haber de var. Geriye kalan deniz buzu, burada değil de daha kuzeyde, Grönland ve Kanada’nın Ellesmere Adası’nın üst tarafında küçük bir bölgede toplanacak. Ve bu küçük alan, Kuzey Kutbu’nun yabanıl canlılarının çoğu için son kale olacak.

National Geographic Society’nin Pristine Seas (Bakir Denizler) projesinin liderliğini yapan deniz ekoloğu Enric Sala, “Yaşamak için deniz buzunun kıyılarına ihtiyacı olan hayvanlar, yaz aylarında orada toplanacak,” diyor. “Afrika’da her çeşit canlının toplaştığı su kaynaklarından biri gibi olacak.”

Sala, ölüme mahkûm edilen bu buz dünyasını belgelemek ve daha kuzeydeki “son buzu” korumak için kanıt toplamak amacıyla dalgıçlar ve film yapımcılarıyla birlikte Baffin’e gelmiş. Pristine Seas projesini 10 yıl önce başlatmasından bu yana, proje 8 milyon kilometrekare civarında okyanus sahasının korunmasını sağladı. Ancak Grönland ve Kanada’nın işbirliğini de gerektiren Kuzey Kutup buzundan artakalanın korunması, projenin en iddialı girişimi. Ve aynı zamanda en acil olanı. “Kuzey Kutbu diğer her şeyden daha hızlı değişiyor,” diyor Sala. Buz yok oldukça, gemicilik, balıkçılık, petrol ve doğalgaz arama işlemleri buralara kadar gelebilir. Deniz buzu ve sakinleri korunacaksa, bunun Kuzey Kutup kaynaklarının sömürülmesi durdurulamaz hâle gelmeden önce gerçekleşmesi gerekiyor. “Son buz projesiyle 25 yıl ileriyi düşünüyoruz,” diye ekliyor Sala.

Uuydu fotoğraflarında ve olasılıkla da hayal dünyamızda, gezegenimizin çatısını kaplayan buzlu alan statik görünüyor: Üzerinde hiçbir oluşum bulunmayan bembeyaz bir kıta gibi kalıcı ve hareketsiz. Oysa rüzgârlar ve akıntıların etkisiyle dolaşan, yıllar boyu süren yolculuklarla Kuzey Kutbu’nun bir yanından diğer yanına sürüklenen yüzer buz kütlelerinden oluşan bir yer burası.

Barnard Koleji ve Columbia Üniversitesi’nde görevli okyanus bilimci Stephanie Pfirman, “İnsanlar Kuzey Kutbu’nu anlamıyor,” diyor. “Onu bir buz örtüsü gibi düşünüyorlar. Sert olduğunu ve eridiğinde de sadece kenarlarından eridiğini sanıyorlar. Deniz buzunun dinamik yönünü hiç dikkate almıyorlar.”


Kuzeybatı Grönland’da, Qaanaaq’ta yaşayan İnuit Naimanngitsoq Kristiansen’in kutup ayısı postundan pantolonu, deneyimli bir avcı olduğunun göstergesi. Deniz buzunun her yıl incelmesi nedeniyle köpekli kızağıyla yaptığı yolculuklar giderek daha tehlikeli bir hâl alıyor. [Fotoğraf: Paul Nicklen]

Pfirman, 2010 yılında Kuzey Kutbu’nun en son yaz deniz buzunun olası konumunu belirleyen ve böylelikle Pristine Seas girişimine yol gösteren ekibin içinde yer alan isimlerden biriydi. Ve farklı bilgisayar modellemeleriyle uydu verilerini karşılaştıran Pfirman ile meslektaşları, Kuzey Kutbu’nun dört bir yanındaki yüzer deniz buzunun rüzgârların ve akıntıların etkisiyle Grönland’ın ve Kanada’nın kutup bölgesi adalarının –Ellesmere ve Baffin dâhil, 36 binden fazla adanın ve muhteşem fiyortların yer aldığı bölge– kuzey kıyılarına doğru sürüklendiğini ortaya çıkarmışlardı. (Her yıl dev yüzer buz kütleleri görece daha sakin bu bölgede yığılıyor. Buradaki buzulların bazıları onlarca yıllık ve kalınlıkları 25 metreyi aşıyor.)

Pfirman ve meslektaşları, yüzyılın ortalarına gelindiğinde bu donmuş sığınaktaki buzun, Kuzey Kutbu’nun yıl boyunca kalıcı tek buzu olacağını da anlamışlardı. Bu keşif beklenenden çok farklıydı. Daha önceki bazı iklim modellemelerinde, yerkürenin ısınmasıyla birlikte Kuzey Kutup buz örtüsünün güney tarafından eşit bir şekilde çekildiğini ve sonuçta Kuzey Kutup noktası civarında sabitlendiğini söylüyor Pfirman. “Ama bu çok anlamsız,” diyor. “Buzun Kuzey Kutup noktasında toplanması için hiçbir neden yok. Bir şeye çarpana kadar hareket etmeye devam edecek.”

Önümüzdeki on yıllar içinde gerçekleşecek yoğun azalışa karşın, uzun ve dar bir kalıcı buz kütlesi bu yüzyılın sonlarına kadar varlığını inatla sürdürecek. Eğer gezegenimizi ısıtan fosil yakıtlara bel bağlamaya son verebilirsek, daha da uzun süre –hatta bir ihtimal yerküreyi yeniden soğutmak için atmosferden yeterli miktardaki karbonu nasıl temizleyeceğimizi çözdüğümüz zamana kadar– dayanabilir. “Buzul modellemeleri sıfıra kadar düşmüyor,” diyor Pfirman. “Bazı insanlar hiç umut kalmadığını, çünkü buzun tamamen yok olmasına neden olacak bir yola girdiğimizi söylüyor. Ama iklim modellemelerine bakarsanız, önce hızlı bir düşüş var, sonrasında uzun bir çizgi hâlinde gidiyor. Bu da bize harekete geçmemiz ve ısınmayı engellememiz için biraz zaman tanıyor.” 

Kuzey Kutbu’nda kalan buz, buna bel bağlayan organizmalara küçük olmasına rağmen istikrarlı bir ortam sağlayabilir. “Doğal ortamlarla ilgili endişeleri olan kişilere gelince, yaz buzu bazen Sibirya açıklarında, bazen de Beaufort Denizi’nde olacak diye bir şey yok,” diyor Pfirman. “Çünkü buz sürekli hareket hâlindeyse, bir doğal ortamı sürdüremezsiniz. Tutarlı bir biçimde Grönland ve Kanada kıyıları açıklarında yığılacaklar.”

Devamını National Geographic Türkiye’nin Ocak 2018 sayısında okuyabilirsiniz.

Önceki İçerikKolombiya’nın İyileşme Süreci
Sonraki İçerikOcak 2018

Popüler Makaleler

Karanlıktan Çıkış

Kentlerin büyümesiyle yaşam alanları daralan leoparlar mahalle içlerine giriyor. Karanlıkta oturmuş, leoparları bekliyoruz. Hindistan’ın gri metropolü Mumbai’nin ortasında 104 kilometrekarelik yeşil bir alanın,...

Yüzlerimiz Nasıl Evrildi?

İnsan yüzleri neden birbirinden bu kadar farklı? Evrimin bu konuda bir planı var. Patlak gözlerden karga burunlara, köşeli suratlardan çene çukurlarına hiçbir insan...

Uzay Macerası

Astronot Scott Kelly, Endurance adlı anı kitabından özel izinle yapılan alıntılarla derlediğimiz bu makalede, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda geçirdiği bir yıllık yolculuğu anlatıyor. Scott...