Tehlikedeki Alan

BENZER MAKALELER

ABD Kongresi, Kuzey Kutup Bölgesi Ulusal Yaban Hayatı Koruma Alanı’nın sondaja açılması yönünde oy verdi. Amerika’nın kıyısındaki yaban hayatı tehlikede mi? […]

Pırpır uçağımız çakıllı pistten yalpalayarak havalandı, Kaktovik köyüne doğru yavaşça yana yattı ve çok geçmeden altımızda uçsuz bucaksız, kahverengi bir tundra denizi ve belki de ABD’nin en değerli arazisi belirdi.

Kuzey Kutup Bölgesi Ulusal Yaban Hayatı Koruma Alanı’nın (ANWR) kıyı düzlüğü binlerce yıldır karibu sürüleri ve göçmen kuşların yazlığı, kutup ayılarının kışlık evi ve Alaska Yerlilerinin avlanma alanı. Ve 7,7 milyar varil kadar petrol de saklıyor olabilir; ki sorun işte tam da burada beliriyor.

Kongre 1980 yılında –ülke on yıldan kısa süre içinde karşı karşıya kaldığı ikinci petrol krizini yaşadığı sırada– 7,8 milyon hektarlık bu koruma alanını oluşturdu. Böylece yasa koyucular, olasılıkla petrol yatağı olan bu alanın, yani 607 bin hektarlık kıyı düzlüğünün kaderini belirleme işini ertelemiş oldu. O gün bugündür de bu konuda tartışıyorlar.

Alaska Balık ve Av Hayvanları Dairesi’nden emekli bir biyolog olan ve aynı zamanda pilotluğumuzu da üstlenen Pat Valkenburg, “1970’lerde ilk kez geldiğimde, buraları el değmemiş topraklardı,” demiş ve eklemişti: “Şimdilerdeyse ANWR ne zaman basında yer bulsa bir yığın insan geliyor.”


Kuzey Kutup Bölgesi Koruma Alanı, Kuzey Amerika’daki üç ayı türüne de ev sahipliği yapıyor –Amerikan kara ayısı, boz ayı ve kutup ayısı. Florian Schulz, Canning Nehri kıyısında karibuların fotoğrafını çekerken uzakta bu boz ayıyı farketmiş; tekrar başını kaldırdığında 40 metre ötede ona baktığını görmüş. Koruma alanından sorumlu ABD Balık ve Yaban Hayatı İdaresi, “Bir ayıyla karşı karşıya gelme olasılığı duyularımızı keskinleştiriyor,” diyor. Burada boz ayı avı yasal.

Valkenburg’le o uçuşumuz 2005’teydi, ama koruma alanı günümüzde de basında sıklıkla yer alıyor. Yaklaşık 40 yıl ve Cumhuriyetçilerin bölgeyi petrol aramaya açmaya yönelik on–on beş başarısız girişiminden sonra Alaska Senatörü Lisa Murkowski, partisinin geçen yıl Senato’dan geçirdiği tasarıya petrol sondajına dair hüküm sıkıştırdı.Uzmanlar sondajın başlamasının yıllar alacağını söylüyor. Ancak mevcut ABD yönetimi, yeni yasanın öngördüğü iki sondaj sahasının leasing ihalelerini açmaya can atıyor. Mevzuattaki çeşitli engeller ortadan kaldırılabilirse, ABD Kongresi Bütçe Ofisi’nin 2,2 milyar dolar olarak belirlediği gelir, Alaska ve ABD yönetimi arasında bölüşülecek. Ancak son zamanlardaki kira bedelleri bu rakamın fazlasıyla iyimser olduğunu düşündürüyor.

Ne gelir ne de gider vergisinin uygulandığı Alaska eyaleti bu meblağın her kuruşuna muhtaç. Petrol ve doğalgaz endüstrisi, büyük ölçüde Trans–Alaska Boru Hattı Sistemi (TAPS) üzerinden iletilen Kuzey Yamacı bölgesi petrolünden alınan vergi aracılığıyla, eyalet bütçesinin yüzde 90’ını finanse ediyor. 2014’te petrol fiyatlarında yaşanan hızlı düşüşten bu yana, eyalet milyarlarca dolarlık bütçe açığıyla boğuşmak zorunda kaldı. Daha da kaygı verici biçimde, boru hattından geçen petrol miktarı, yakın zamanda artmış olmakla beraber, 1988’den bu yana sürekli azalıyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi, 2012 tarihli bir raporunda, petrol fiyatları düşük kalmayı sürdürürse boru hattının 2026’da kapanacağı tahmininde bulunmuştu.

“TAPS’ı kapatırlarsa Alaska kuruyup gider,” diyor, kariyeri boyunca orada çalışmış bir petrol jeoloğu. Eyaletteki 300 bin özel sektör iş arzının üçte birinden fazlası petrol ve doğalgaza bağımlı.

ANWR’nin batısındaki Alaska Ulusal Petrol Rezervi ve eyaletin buraya komşu diğer arazileri petrol arama faaliyetine zaten açık. Yeni keşiflerle, bu bölgeler tahminen 8,7 milyar varil geri kazanılabilir petrole sahip olmuş –ki bu Kuzey Kutup Bölgesi Koruma Alanı’ndan bir milyar varil fazla. Bu tahmin, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’nun Aralık raporunda yer alıyor; ancak kurum, vergi yasasına ilişkin kritik bir oylama sonlanana kadar raporu yayımlamayı ertelemesi yönünde talimat almıştı.

Alaskalı politikacılar petrole muhtaç kalmış olabilir ama şimdilerde diğer eyaletlerden gelen kaya petrolü ve doğalgazın adeta içinde yüzen ülkenin bütünü açısından, Amerika’nın yabanıl sınır bölgelerinde sondaj yapmanın fayda–maliyet analizi farklı bir şey söylüyor. Alaska Üniversitesi (Anchorage) ekonomisti Mouhcine Guettabi, “Bir milyon dolarlık soru işte bu,” diyor. “Kimi zenginleştiriyoruz? Bütün ABD yurttaşlarının yabanıl doğaya atfettiği değeri de hesaba katıyor muyuz? Yoksa yalnızca Alaskalıların kazançlarını mı artırıyoruz?”

Fotoğrafçı Florian Schuz, Güney Almanya’da tam da böyle yabanıl bir doğanın hayaliyle büyümüş. “Avrupa’da buraya biraz olsun benzeyen tek bir yer yok,” diyor. “Elde kalan son gerçek yabanıl manzaralardan biri burası.”


Bir kutup ayısı ve yavruları, temel besin kaynakları olan fokları avlayabilmek için suyun yeteri kadar donmasını beklerken Beaufort Denizi’ne uzanan bir kıyı okunda dolaşıyor. Hızla ısınan iklim nedeniyle deniz buzunda yaşanan kayıplar, kutup ayılarını kıyılardaki artıkları eşelemek zorunda bırakmış ve Güney Beaufort’taki popülasyonlarını yüzde 40 azaltmış.

Schulz, son dört yılın büyük bölümünü bu koruma alanını keşfetmekle geçirmiş. ANWR, güneydeki tayga ormanından, Brooks Sıradağları’nın sarp kayalıkları ve dağlık çayırlarına ve Beaufort Denizi’ne doğru düzleşen gür tundralara kadar, 78 bin kilometrekarenin üzerinde bozulmamış bir ekosistem; insanlığın izini ele veren yegâne unsur birkaç baraka. Koruma alanının sınırını oluşturan Canning Nehri’ni geçinceyse çarpıcı bir tezatla karşılaşıyorsunuz: 120 hektar civarında çakıl yatakları, çelik yapılar, beyaz çelik tanklar, doklar, bir uçak pisti ve yaklaşık 18 kilometrelik çakıl zeminli yollarıyla ExxonMobil’in yeni Point Thomson doğalgaz sahası karşı kıyıda duruyor. Batıya, Kuzey Yamacı’ndaki sanayi merkezi Prudhoe Körfezi’nin üzerinde daima asılı duran, ta uzaklardaki kahverengi pusa kadar tek bir boru hattı uzanıyor.

2005’te, Valkenburg ile Canning üzerinden geri dönüp koruma alanına yöneldiğimizde, bir araya toplanmış boz renkli karibu gruplarını göstermişti bana. Az sonra dağınık sürülere dönüşmüştüler. Zirveleri karla kaplı Michelson masifi yönünde Sadlerochit Dağları’nın eteklerini izledik. Sonra Sunset Geçidi olarak bilinen dar, yeşil bir vadinin hemen ardında, birden karşımıza çıktılar: Dar boğazdan geçmek için sıralarını beklerken etrafta oyalanan on binlerce karibu. Bu boynuz ormanının üzerinde yavaşça döndük. Kuzey güneşi sürüyü ve vadiyi altın rengine boyadı çok geçmeden.

Günümüzde Porcupine Nehri’nin karibu sürüsü çoğalıyor, 218 bin hayvanla rekor bir rakama ulaşmış durumda; dişilerin yarıdan fazlası koruma alanında doğum yapmış. Kutup ayıları ise artmıyor. Beaufort Denizi’nin güneyindeki popülasyon, bu yüzyılın ilk on yılında yüzde 40 küçülmüş. Ayılar artık daha sağlıksız, daha az yavruluyor ve daha fazla yavru ölüyor. Isınan Kuzey Okyanusu’ndaki buz inceldikçe daha fazla ayının kışın karadaki inlere girmesi gerekecek. Ve ANWR’nin kıyı düzlüğü, Alaska’da kışlama için en iyi doğal yaşam alanı.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Haziran 2018 sayısında okuyabilirsiniz.

Popüler Makaleler

Bir Kâşifin Güney Umman Günlüğü

Güney Umman'da çalışan ve bir süredir orada yaşayan arkeolog Dr. Jeff Rose, turist haritalarında görmezden gelinen bir ülkenin gizli kalmış güzelliklerini paylaşıyor. Ben Dr....

Kaya İmparatorluğu

Lazer tarama sistemi kullanan araştırmacılar tarihte bir ilke imza  attı ve Çin’in dev mağaraları yeraltının karanlık dünyasından günyüzüne ulaştı... Çin’in –ve dünyanın– en büyük mağara salonlarından...

Destansı Göçler

Göçmen kuşların üstesinden geldiği akıl almaz yolculuklar –ve insanoğlunun bu yolculukları iyice zorlaştıran eylemleri– hakkında artık daha fazlasını biliyoruz. Yeni Zelanda’daki Thames...