Toplu Taşımada Yeni Normal

BENZER MAKALELER

Coronavirus salgını, pandemi-sonrası geleceğimizde trenler, otobüsler ve bisiklet yollarını kullanma şeklimizi altüst edebilir ve belki de daha sağlıklı hâle getirebilir.

Yazı: Emily Sohn
Fotoğraf: NurPhoto/GettyImages

İşe gitme vakti. COVID-19 pandemisi artık geride kaldı ve –bu gelecek öngörüsünde– trenler ve otobüsler yeniden kullanılmaya başlandı. Ancak durum eskisinden farklı görünüyor. Ulaşım ücretini hiçbir şeye dokunmadan ödüyorsunuz. Bölmelere ayrılmış araçlardaki koltuklar birbirine eskisinden daha uzakken, sürücüler yolculardan ayrı, havalandırmalı bölmelerde oturuyor.

Akıllı telefon uygulamaları trenler ve otobüslerdeki tıkanmaları önlemeye yardımcı olabiliyor. Ve gittikçe daha fazla sayıda insanın bisiklet kullanmayı, yürümeyi ya da evden çalışmayı seçmesiyle, tıka basa dolu tren vagonları artık pandemi-öncesi döneme ait bir efsane hâline gelmiş. 

Geleceği öngörmek imkânsız olsa da, ulaşım ve kamu sağlığı uzmanlarıyla yapılan röportajlara göre pandemi ulaşım sistemlerini yeniden şekillendirmek, kentleri canlandırmak ve olasılıkla bulaşıcı hastalıkları ve hatta bazı kronik hastalıkları önlemek için bir fırsat sunuyor. “Sokağa çıkma yasakları toplu ulaşımı şimdilik bir krize sokmuş olsa da, stratejik yatırımlar, yaratıcı düşünme ve yeni teknolojiler sonunda insanların kendilerini yeniden toplu taşıma araçlarını kullanacak kadar güvende hissetmesine yardımcı olabilir” diyor Minnesota Üniversitesi’nden (Minneapolis, ABD) kent planlamacısı Yngling Fan. “Önümüzde birçok zorluğun bulunduğu bir gerçek, ama bunun yanında birçok da fırsat var,” diye ekliyor.

Pandeminin ayrıca ulaşım sistemlerini daha davetkâr hâle getirmek için fırsat yaratması da mümkün.

Uluslararası ulaşım danışmanı ve Human Transit: How Clearer Thinking about Public Transit Can Enrich Our Communities and Our Lives (İnsan Ulaşımı: Toplu Ulaşım Hakkında Daha Açık Düşünmemiz Toplumlarımızı ve Yaşamlarımızı Nasıl Zenginleştirebilir) adlı kitabın yazarı olan Jarrett Walker, “Ulaşım tarihi geçici olarak yapılan bir şeyin, insanlar eskiye dönmek istemediği için kalıcı hâle geldiğine ilişkin öykülerle dolu,” diyor.

Araba demek sağlıklı demek değil

Kitlesel ulaşımın tek amacı çok sayıda insanı bir yerden diğerine ulaştırmak ve bu kalabalık, bulaşıcı hastalıkların yayılma olasılığını artırıyor. 2008-2009 influenza mevsiminde düzinelerce insanla yapılan bir çalışmada ABD’den araştırmacılar otobüs ya da tramvaya binen insanların, binmeyenlere oranla akut solunum hastalıkları için sağlık hizmetlerine başvurma sıklığının altı kat daha fazla olduğunu ortaya çıkardı.

İngiliz Kolumbiyası Üniversitesi’nde ulaşım ve kamu sağlığı uzmanı Lawrence Frank, “Buna verilecek doğal tepki toplu ulaşım yerine özel araba kullanmak olabilir, ancak bu seçenek de kronik hastalık riskini artırıyor,” diye belirtiyor. 2004 yılında Frank ile ekip arkadaşları insanların her gün arabalarında geçireceği fazladan bir saatin obezite riskini yüzde 6 oranında artırdığını buldu. Bunun karşılığında obezite ise diyabet ve kalp hastalığının öncüsü olabiliyor ve bu hastalıkların ikisi de bir kişinin COVID-19 komplikasyonlarına olan savunmasızlığını artırıyor.

“Bir pandemi gerçekleştiğinde, virüse maruz kalan insanların hayatta kalabilmesi için bu tür komplikasyonları taşıyan insan sayısının daha az olması gerekir,” diyor Frank ve ekliyor, “Asıl soru şu: Hem kronik hem de bulaşıcı hastalıkları çözecek bir geleceği nasıl inşa edersiniz?”

Frank, “Kent yoğunluğunun ortadan kalkması pek olası görünmüyor, diye belirtiyor. “Kent yoğunluğunda bir azalma yaşanmasına da zaten gerek yok.” Frank’in araştırmaları yoğun mahalleler, yürünebilirlik, dükkânların yakınlığı ve toplu ulaşıma erişim kolaylığının daha az oranda diyabet, kalp hastalığı, stres ve elbette daha düşük sağlık giderleriyle bağlantılı olduğunu açığa çıkarmış. 

Frank’in ekibi şimdilerde kronik ve bulaşıcı hastalıkların mahallelerin yürünebilirliği, toplu ulaşım kullanımı, arabaya bağımlılık ve insanların yürüme ve bisiklete binme gibi hareketli ulaşım biçimlerini kullanma olanaklarına bağlı olarak nasıl farklılık gösterebileceğini araştırıyor. İlk sonuçlar daha yürünebilir mahallelerde yaşayan ve hava kirliliğine daha az maruz kalan insanların daha az kronik sorunla karşılaştığı ve COVID-19 nedenli ölüme karşısında daha az risk altında olacağı yönünde.

“Hem ulaşım sistemlerini korumak hem de hareketli ulaşımı teşvik etmek hava kirliliğini düşük düzeyde tutma açısından çok önemli,” diye ekliyor, “Ayrıca bunun sağlığa olan etkileri de var.”

“En hassas toplumlar genelde en durağan ve arabaya bağımlı hâle gelmiş olan toplumlar oluyor. Bir pandemi sırasında olabilecek en kötü durum da bu,” diyor Frank.

Toplu taşımada bulaşma önlemleri

“COVID konusunda bilinçli bir toplu ulaşım daha evinizden çıkmadan başlar,” diye belirtiyor Fan. Çin’deki Shenzhen ve Guangzhou gibi bazı kentlerde koltukları önceden ayırtma uygulaması kent otobüsleri ve trenlerde hâlihazırda yaygın olarak kullanılıyor. Bilet ücretlerini internet üzerinden ya da akıllı telefonlarla önceden ödeme seçeneğinin getirilmesinin, kirli bir bilet dolum aletine dokunan insan sayısını azaltabileceği fikrinde. 

“Ayrıca ulaşım kapasitesini sınırlandırmanın dışında, insan kalabalığını yaymanın birçok yerde pandemi sırasında uygulanan farklı yöntemleri de olabilir,” diyor Walker. 

Kentler talep değiştiği zaman otobüsleri hızlıca farklı rotalara yönlendirmek için hâlihazırda var olan otomatik araç konumu belirleyicilerini ve yolcu akış monitörlerini kullanabilir. Şu anda Avustralya, Birleşik Krallık ve diğer ülkelerde kullanılmakta olan otomatik yolcu sayaçları ve ağırlık sensörleri, akıllı telefonlar ya da istasyonlardaki görüntüleme ekranları aracılığıyla tren vagonu kapasitesi hakkında bilgi sağlanabilir ve yolcular böylece en az kalabalık vagonu seçerek araca yayılabilir.

Google geçtiğimiz yıl kullanıcılarına otobüsler ve trenlerin ne kadar kalabalık olabileceğini gösterebilmek için kitle kaynak çalışmaları ve trafik bilgilerini kullanmaya başladı. Akıllı telefon uygulamalarıyla bütünleşik hâle getirilen tüm bu bilgiler yolcuların kalabalık platform ve araçlardan kaçınmasına olanak tanıyarak tıkanıklığı azaltabilir. Fan, şimdiye dek bu tür verilerin toplu ulaşımda kalabalıkların dağıtılmasını sağlamak üzere yetkililer tarafından kullanılmadığını söylüyor, ancak Çin, Singapur ve diğer ülkelerin otoyol trafiğini azaltmak için benzer bir teknoloji kullandıkları göz önüne alınırsa bu fikrin uygulanmaya başlanması akla oldukça yatkın.

Buna karşın, bu tür uygulamaların bazılarını kullanmak bir dereceye kadar mahremiyetten vazgeçmek anlamına gelebilir. Örneğin telefonunuzdaki izleme uygulamaları, sonradan COVID-19 testi pozitif çıkmış birisiyle aynı trene bindiğiniz konusunda sizi uyarabilir. Apple ile Google hâlihazırda Çin, Singapur ve diğer ülkelerde kullanıma hazır hâldeki bu tür temas izleme becerisi olan yazılımlar geliştirme aşamasında.

“Kültürel farklılıklar mahremiyetten vazgeçmeyi kabullenme eğilimini etkiliyor,” diye ekliyor Fan. Güney Kore’nin temas izleme uygulaması, kısmen yasalar hükümete enfekte insanların kredi kartı geçmişini ve cep telefonu konum verilerini takip etme yetkisi tanıdığı için başarılı oldu.

“Mahremiyetin güvenlikle değiş tokuşu sıcak bir gündem maddesi,” diyor Fan. “Bence ABD halkı genel olarak herhangi bir sıkı temas izleme önlemine hazır değil.”

Çin’deki toplu ulaşım alanlarında kullanıma giren yüz tanıma sensörleri aynı zamanda vücut sıcaklığınızı ölçerek ateşinizin yüksek olduğu durumlarda bir otobüse ya da metro istasyonuna girmenizi engelleyebilir. Sydney Üniversitesi’nden (Avustralya) ulaşım mühendisi David Levinson, “Antikor testleri doğru ve kolayca erişilebilir hâle geldiğinde toplu taşıma araçlarına girmeden önce bir bağışıklık kartı bile sunmanız gerekebilir, ancak buna rağmen güvenlik ve güçlük çıkarma arasında ince bir çizgi bulunacak,” diye ekliyor.

“Bu mahremiyet ihlallerinin hiçbiri insanları mutlu edecek şeyler değil ve bu nedenle onları toplu taşıma yerine daha farklı ulaşım yöntemleri kullanmaya itebilir,” diyor. “İnsanlar ellerinden geliyorsa farklı alternatifler bulacaktır.”

Bisiklete dönüş

Bisikletler de bu alternatifler arasında. Pandemi sırasında Berlin (Almanya) ve Bogota (Kolombiya) gibi kentlerde yeni bisiklet yolları yapılmaya başlandı. Geçtiğimiz haftalarda Oakland (Kaliforniya) bisikletçiler ve yayalara yer açmak için toplamda 120 kilometrelik sokağı kapadı. Seattle (Washington, ABD) ve Milan’ın da (İtalya) aralarında bulunduğu diğer birçok kent ise araba kullanımını kalıcı olarak azaltmayı planlıyor.

Uzmanlar bisiklet kullanan insanlar talebi artırdıkça bu bisiklet yollarının da sürekli hâle geleceği bir döngüye gireceğini öngörüyor. Örneğin, Seattle merkezinden geçen çevre yolunun kapsamlı bakımı sırasında kentteki trafik yolları geçici olarak otobüs yoluna çevrildi, sonra da bu değişiklik asla geri alınmadı. Paris’te (Fransa) 650 kilometrelik bir bisiklet yolunun yapımı, kentteki yeraltı ulaşım sisteminin planlanan yeniden tasarlanma çalışmalarından çok daha az maliyete –bu proje için ayrılan kaynağın yalnızca yüzde ikisine– mâl olabilir. 

“Bisiklet kullanmak herkes için gerçekçi değil,” diyor Walker, “ve işyerlerine yakın yerlerde yaşayan insanlar için çok daha kolay. Yine de gün geçtikçe büyüyen elektronik bisiklet pazarı insanların daha uzun mesafelere ulaşmasına yardımcı olabilir, özellikle de toplu taşıma sistemleri insanların bisikletten trene ve tekrar bisiklete geçmelerine olanak tanımak için ücret yapılarına bisiklet paylaşım programları da eklerse.” İnsanlar hâlihazırda düzinelerce kentte paylaşımlı programlar aracılığıyla e-bisikletlere erişebiliyor.

Sonsuza dek evden çalışmak?

Bazı insanlar için toplu taşımanın geleceği olmayabilir. Brookings Enstitüsü tarafından yayımlanan bir rapora göre ABD’deki meslek sahibi yetişkinlerin yaklaşık yarısı, nisan ayında pandemi sırasında evden çalıştı. Bu oran, iki yıl önce kısmen evden çalışan kişi sayısının iki katından fazla. Brookings tarafından ankete tabi tutulan finans direktörlerinin yüzde 20’ye yakını, çalışanlarının en az yüzde 20’si için uzaktan çalışmayı kalıcı hâle getirmeyi planladığını söylüyor.

“Bu tür bir toplumsal değişim kitlesel ulaşımda kalabalıklaşmayı ve hastalıkların yayılmasını daha da azaltabilir,” diyor Levinson, “özellikle de insanlar ofislere yalnızca arada bir giderse, mümkün olduğunca bisiklet kullanırsa ve hastayken evlerinde kalma konusunda daha istekli hâle gelirse.”

“Yine de güçlü toplu ulaşım sistemlerini sürdürebilmek canlı kentleri kilit bileşeni,” diye belirtiyor Fan. “Otobüsler, trenler ve diğer toplu taşıma araçları tüm ırk ve gelir düzeyindeki insanları bir araya getiriyor ve bu tür karışmalar arabanızda oturmanın size veremeyeceği bir tür empati geliştirmenizi sağlıyor.”

“Toplu taşıma, insanların kenti deneyimlediği yer,” diyor. “İnsanların farklılıklarını aştıkları yer.” 

Popüler Makaleler

Buzdaki Denge

Balina eti, kutup ayılarının ısınmadan sağ çıkmasına yardımcı oldu. Ancak günümüzde, balina leşlerini mideye indirmek soylarının tükenmesini engellemeye yetmeyebilir. Kurtuluş ancak deniz buzunun...

Örümcek Taklidi Yaparak Kuş Avlayan Yılan

Nadir görülen örümcekkuyruklu engerek yılanını doğada videoya çeken biliminsanları tuhaf kuyruğunun gizemini çözdüler. Zehirli yaratıklardan korkanlar, örümcek taklidi yapan bir de yılan olduğunu...

Sizin Kareleriniz: 2015’in En İyileri

2015 yılı boyunca okurlarımızın bize Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanından gönderdiği fotoğrafların en iyilerini keşfedin. Doğubayazıt, AğrıSelahattin Kaçuru Doğubayazıt, AğrıBilal Seçkin Pokut, Çamlıhemşin, RizeEngin...