Yeniden Moda

BENZER MAKALELER

Tasarımcılar, hip–hop yıldızları ve zengin Çinliler kürk ve deriye kucak açarken, esaret altındaki hayvanların yaşamını ve ölümünü daha insancıl kılmaya yönelik çabalar da devam ediyor. […]

 Bulutsuz gökyüzü altında Şubat ortasına özgü, insanın burnunu donduran kuzey soğuğu hâkim. Güneş taze kar üzerinde yansıyor. Yirmi üç santimetre kalınlığında bir buz tabakasıyla kaplı sulak alanın üzerinde sert adımlarla yürüyoruz. Kürk ticaretinin uzun yıllar önce çok uzaklarda böyle başladığı düşüncesine kapılıyor insan.

Başta Kuzey Maine’de olmak üzere 60 yıldır kapanla avlanan Bill Mackowski, buzdan dışarı çıkmış kızılağaç dallarını işaret ediyor. Kunduzların ilk soğuk dalgasının ardından kavak toplamaya başladıklarını, sonra üzerlerine yenilmeyen kızılağaçları yığarak kavakları buzun altına ittiklerini ve kış boyunca kavakları orada yediklerini açıklıyor bana. Buzu metal bir sopayla kıran Mackowski, denemem için bana da uzatıyor. “Geçtikleri yerin ne kadar sert olduğunu hissediyor musun?” Buzun altındaki patikanın kunduzların ayakları altında ezilip sıkılaştığını söylüyor.

Bir başka noktada buzu kıran Mackowski, “Hava kabarcıklarının sesini duydun mu?” diye soruyor. Deliği genişleterek çamurlu yüzeyde tuhaf bir metal alet belirene kadar kazıyor. Dev bir kunduzun boynunu kavramış bir kapan bu. Buzda bir anlığına kilitli kalan o hava kabarcıkları da bu kunduzun son nefesi…

“Biz buna ‘süper battaniye’ diyoruz,” diyor Mackowski. “Çok güzel bir kunduz.” Postun 25 dolardan fazla etmeyeceğini hesaplıyor ama eve gidene kadar binlerce başarılı avcı ve kapancı kuşağının hissettiği tatmin duygusunu taşıyor içinde. Araziyi derinden tanımanın ve başarılı bir günün kıvancı içindeki Mackowski, kışın buraya gelen bir başka ziyaretçinin söylediği sözleri anımsıyor: “İnsanlar öldürülen kunduzlar için endişelenmeyi bıraksalar buraya gelmek için para öderlerdi.”

Aslında kunduzların öldürülmesine aldırmamayı becermek çok da zor bir şey gibi durmuyor artık. Bir zamanlar “Kürk giyeceğimize çıplak dolaşırız” sloganlı reklamlarda poz veren ünlü mankenler kürk mankenliği yapmaya başladı. 15–20 yıl önce kürke “dokunmaya korkan” moda tasarımcıları da “bu tabuyu geride bıraktı,” diyor Nova Scotia’da yaşayan vizon yetiştiricisi Dan Mullen. Kürk ticaretiyle uğraşanların çoğu, yüksek sesli protestolarda bulunan aktivistlerin haklı olduğunu kabul ediyor. Çiftçilerin eskiden hayvanlarına doğru dürüst yaşam standartları sağlamadığı bir gerçek. Ticaretin artık değiştiğini söylüyorlar ama aktivistler bu konuya şüpheyle yaklaşıyor. Zaten birçok kişi kürk giymeyi artık kişiye kalmış bir tercih olarak görüyor. Bazı şehirlerde, yürürken mesajlaşanlar bile kürk giyenlerden daha çok ayıplanıyor.

Kürk çiftliklerinin egemenliğindeki ticaret, 1990’lardan bu yana ikiye katlandı ve genelde vizon ve biraz da tilki olmak üzere geçtiğimiz yıl yüz milyon posta ulaştı. Kapancılar bunlara milyonlarca yabani kunduz, kır kurdu, rakun, misksıçanı ve başka hayvanların derisini ekliyor. Ayrıca, etinden ve derisinden faydalanmak üzere sayılarının kaç milyona ulaştığı bilinmeden kesilen sığır, koyun, adatavşanı, devekuşu, timsah, aligator ve kaymanlar da var.

Aslında rakamlara gerek bile yok. Etrafa bakmak yeterli. Bir zamanlar New York’taki şatafatlı Park Avenue’de yaşayan kadınların ve cemiyet partilerine katılanların geleneksel giysisi olan kürk, günümüzde hip–hopçuların ve Z kuşağının favorisi haline gelmiş durumda. Şimdi artık her mevsimde kırlentlerde, çantalarda, yüksek topuklu ayakkabılarda, anahtarlıklarda, svetşörtlerde, atkılarda, mobilya ve abajurlarda görülüyor. Kamuflaj desenli, batik, hatta M. C. Escher’in ünlü yanılsamalı desenlerine sahip kürk mantolar var. Ve hatta Karl Lagerfeld’in kendi imajını kullanarak yarattığı, Karlito adlı kürkten bir ponpon var.

Kürk, toplumdan yoğun bir şekilde dışlandığı 1990’lardaki; hatta gerçek hayattaki kürk ticaretinin de leoparların, oseloların ve doğada yaşayan başka türlerin varlığını tehdit ettiği 1960’lardaki kötü ününden nasıl geri dönüş yaptı? 1970’lerdeki yeni kısıtlamalar, soyu tükenme tehlikesi altındaki türlerin modada kullanılmasına son verdi. Kürk ticaretinin şu sıralarda yeniden canlanışı, hem kendisine yönelik eleştirilere yanıt vermesi (ve sıklıkla taktik üstünlük sağlaması), hem de Çin, Güney Kore ve Rusya’daki yeni zenginlerin giderek artan talebi nedeniyle yaşanan bir durum.

Bu konuya karmaşık bir açıdan girdiğimi itiraf edeyim. Babamın dedesi kürk avcısıymış. Bunun yanı sıra, avlanmak, balık tutmak ve canlılarla uğraşmaktan elde edilen özel bilginin, kent yaşamında büyük oranda kaybedilen bir değer olduğuna dair bir inancım var. Oysa bir defasında eşimle ikimize oselo kürkü bir ceket kalmış ve ceketi oluşturan 15 post yüreğimize korku salınca onu bir ulusal yaban hayatı sığınağına eğitim aracı olarak bağışlamıştık. Kafamın oldukça karışık olduğu kesin. Bu nedenle olan biteni kendi gözlerimle görmeye karar veriyorum.

Kuzeye, ticaretin merkezi Nova Scotia’ya doğru yola çıkıyorum. Mullen beni, yetiştirdiği vizonların nasıl yaşadığını ve nasıl öldüğünü görmeye davet etmişti. “Bu işi sürdürmek için toplumun iznine ihtiyacımız olduğunun farkındayız,” diyor.

Mullen, bir yanda yanları açık, dar uzun ahşap kulübelerin, bir yanda da sıkışık küçük kafeslerin sıralandığı eski tarz bir vizon çiftliğinde büyümüş. İşe bizzat girince de, günümüzde Avrupa’da zorunlu olan ve futbol sahası uzunluğundaki, plastik tavanlı ağıllara altılı sıralar halinde yerleştirilmiş daha büyük kafesleri tercih etmiş.

Çalışanlardan biri, günde birkaç kez kafeslerin arasından besi aracıyla geçip her kafesin üzerine porsiyon miktarı bilgisayarla belirlenen, bilimsel olarak formüle edilmiş, çiğ hamburger köftesi görünümlü bir yiyecek bırakıyor. Donmayan bir su sistemi 24 saat içme suyu sağlıyor ve kafeslerin altındaki bir olukta atıklar, gübre olarak işlenmek ya da biyosindirici yoluyla elektriğe çevrilmek üzere otomatik olarak süpürülüyor.

Bu değişiklikler, büyük oranda hayvan hakları savunucularının baskılarına yanıt olarak geldi. Ama çiftçilerin de yararına oldu genelde. Örneğin Mullen’ın kafeslerinin hepsinde, emziren annenin yavrularından ayrı kalabileceği yüksek bir platform var. Bu uygulama sonucunda daha az rahatsız edilen annelerin daha sağlıklı yavrular yetiştirdiği anlaşılmış. Kafeslere koyulan oyuncaklar stresi azaltarak kürkün kalitesini yükseltiyor. İlginç olan şu ki, kürk ticareti içinde yer alan kişiler eski karşıtlarının zoruyla yaptıkları değişikliklerle gurur duyar hale geldiler.

Mullen’ın vizonları şaşırtıcı derecede büyük ve sağlıklı görünüyor. Meraklı koca suratlarıyla, ağırlıkları doğada yaşayanlardan iki kat fazla. Öte yandan da ölüme mahkûmlar. Ben de nasıl öldüklerini görmek üzere buradayım. Isırılmamak için iş eldiveni takmış çiftlik çalışanları, tek tek kafeslere giderek hayvanları kuyruk dibinden tutup kaldırıyor. Hayvanların bazıları çığlıklar atıyor ama çoğu bu şekilde davranılmaya alışık görünüyor. Posta kutusuna atılan paketler gibi ölümcül karbonmonoksit kutusunun çarpma kapısından içeri bırakılıyorlar. Bir dakika içinde bilinçleri kayboluyor, birkaç dakika sonra da ölüyorlar.

“Başka tür çiftlik hayvanlarının ölümüne baktığınızda,” diyor Mullen, “genelde yaşadıkları yerden alınıyorlar, yüzlerce kilometre yol kat ederek mezbahaya götürülüyorlar; ölümleri de kanlı ve korkunç oluyor. Bizimkisi, bir çiftlik hayvanını öldürmenin en insani yolu.” Ertesi gün, makinelerin derileri bedenden sıyırdığı ve bir tişört gibi tek parça halinde çıkardığı işleme tesisine gidiyoruz.

Dünyanın en büyük kürk müzayedesi olan Danimarka’daki Kopenhagen Fur’da robotlardan, röntgen makinelerinden, görüntü teknolojisinden ve insanlardan oluşan bir montaj hattı, yetiştiricisini belirleyecek şekilde barkodlanmış 6,8 milyon deriyi, 52 farklı tür ve sonra da açık artırmada satılacak binlerce parti halinde ayırıyor. Müzayede salonunda alıcılar kataloglara bakıyor, sohbet ediyor ve almak istedikleri parti için taktik yürütüyor. Kopenhagen Fur’un atölyelerinden Kick’te, Ran Fan adlı Pekinli bir tasarımcı, kürkçü bıçağıyla eflatuna boyanmış bir vizon derisini keserek hafif bir cekette kullanılmak üzere kafes işine dönüştürüyor. “Kürkü seviyorum,” diyor. Müşterileri de seviyor, özellikle de parlak renklerde ve sıradışı desenlerde olanlarını. Çinliler günümüzde dünyanın kürk ürünlerinin neredeyse yarısını satın aldıkları için Kick’e yeni teknikler öğrenmeye gelmiş Fan.

Devamını National Geographic Türkiye’nin Eylül 2016 sayısında okuyabilirsiniz.

Popüler Makaleler

Bir Balıkçı, Bir Köpekbalığı ve Beklenmedik Bir Saldırının Tuhaf Hikâyesi

Kaliforniyalı bir balıkçı ve bir çekiçbalığının istisnai karşılaşması, Büyük Okyanus'un ısınan kesimlerinde rastlanan tuhaf davranışların yalnızca bir örneği. Bu olay, gelecekte başımıza geleceklerin...

Ormanda Karşınıza Çıkan Bir Ayıdan Nasıl Kurtulursunuz?

Geçtiğimiz hafta viral videoda İsveçli bir adam, ormanda karşısına çıkan bir ayıdan başarıyla kurtuluyor. İsveç'in boz ayıları genelde utangaç, hayatlarını gizli tutmayı seven hayvanlar....

Şeytan Kurbağasının Kusmuğunda Yeni Bir Karınca Türü Bulundu

Biliminsanları kimi zaman akla hayale gelmeyecek yerlerde keşifte bulunabiliyor; örneğin zehirli bir kurbağanın midesinde… Yeni bir tür keşfetmekten bahsedince aklınıza çamurlu bir yolda...